Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
TT

Nefret söylemine dair bir okuma

Nefret söylemi ister dini, ister etnik, ister siyasi olsun, hoşgörüsüzlüğün bir ürünüdür. Sosyolojik ilkelere ve BM Anlaşması’na göre toplumsal dokunun parçalanmasına neden olur, demokratik değerleri tehdit eder ve marjinalleştirilmiş gruplara karşı şiddet ve ayrımcılığı körükler.

Nefret söylemi, toplumları bölmek ve zayıflatmak için kullanılan sosyal ve siyasi bir araç haline gelebilir, hatta bilhassa çeşitli etnik veya dini kimliklere sahip ülkelerde toplumsal çöküşe ve kimlik kaybına neden olabilir.

Öneminden dolayı, BM nefret söylemini şu şekilde tanımlayan bir strateji geliştirdi: “...din, etnik köken, milliyet, ırk, renk, soy, cinsiyet veya diğer herhangi bir kimlik faktörü gibi kimliklerine dayanarak bir kişi veya grubu hedef alan veya onlara karşı aşağılayıcı veya ayrımcı dil kullanan, sözlü, yazılı veya davranışsal her türlü iletişim biçimi.”

Nefret söylemi, İslam'a ve hatta Hristiyanlığa hakaret içeren karikatürlerde görüldüğü gibi, resimler ve karikatürler de dahil olmak üzere birçok biçimde olabilir. İllaki sözlü olması gerekmez; ifade özgürlüğünün sınırlarını aşarak başkalarına hakaret etmeye dönüşen ifadeler, imalar ve semboller şeklinde de olabilir.

Uluslararası insan hakları hukukunda nefret söyleminin bir tanımı yok ve kavram hâlâ oldukça büyük bir tartışma ve ihtilaf konusu, bu da birçok probleme neden oldu. Nefret söyleminin savunucuları, bu sayede siyasi amaçlar için kullanıldığında etik ve tanım açısından çifte standartlara tabi olan ifade özgürlüğü kisvesi altında saklanabiliyor ve kendisinden faydalanabiliyor.

Zira özünde, söylemin bir kısmı iyi yapılandırılmış, dengeli ve sağlam bir ulus inşa etmek için güvenilir bir şekilde yönlendirilmiş. Bununla birlikte, diğer bir kısmı da siyasi duruşlara bağlı ve kendisine bir kutsallık ve dokunulmazlık atfetmiş. Bunun için de kötü niyetle Tanrı'nın yasalarına atfedilen çarpıtılmış bir söylem pazarlanıyor; bu söylem, medya şirketlerinin ve uydu kanallarının satın alınması da dahil olmak üzere, çeşitli platformlar aracılığıyla medyayı kontrol etme yoluyla yayılan nefret söyleminin işitsel kültürünü teşvik edenler tarafından yazılmıştır.

Eski söylem, değiştirilmeden, gözden geçirilmeden, doğrulanmadan veya sistematik bir çalışma yapılmadan olduğu gibi kalmış geleneksel metinler ile somutlaştığından, bazı çağdaş söylemler, uydu kanalları, web siteleri, gazeteler ve dergiler aracılığıyla sapkın ve zayıf olanı bir malzeme olarak kullanarak, kusurlu bir anlayışla da olsa, eski söylemin basit bir kopyası haline geldi. Ancak, homojen veya çeşitli olsun toplumun çeşitli kesimleri arasındaki nefret ateşi nedeniyle medya halen donuk ve parçalanmış bir durumda. Zira bu kesimler genellikle katı, bilgisiz ve tekrarlayan bir söyleme batmıştır. Bence kriz, toplumsal zihnin siyasi veya dini bir manipülasyonundan ziyade, kusurlu bir düşünme biçimi ve yanlış yönlendirilmiş bir metodoloji krizidir ve bu da toplumsal fayda dışında çeşitli nedenlerle önceden yazılmış bir söylem aracılığıyla, toplumsal zihni başkalarıyla çatışmaya itmektedir.

Düşünür Angelo'nun dediği gibi, “İnsan kendiyle aynı fikirde olmamaya başladığında, kendini geliştirmek için değerli hale gelir.” Bu bize, kendimizle bile farklı şekillerde düşünme fikrini veriyor. Ayrıca, bireylerin tek başlarına veya başkalarıyla birlikte, başkalarını ve onların farklı görüşlerini kabul etmelerine olanak tanıyor. Bu, farklı bakış açılarının ve dolayısıyla çeşitliliğin kabulünü kolaylaştırır ve nihayetinde nefret söylemini sona erdirir ve onu besleyen ortamı ortadan kaldırır.

Nefret söyleminin nedenleri arasında dini ve etnik farklılıklar, ekonomik krizler, nefret söylemini teşvik edenleri yargılamak, nefret yaymak ile ifade özgürlüğü arasında ayrım yapmak için zayıf düzenleyici ve yasal kurumların olduğu bir ortamda siyasi manipülasyon, medya ve sosyal medya platformlarının kötüye kullanımı yer alıyor. Farklı görüşler, fikir ve çözüm çeşitliliğinde toplumsal değere sahiptir, çünkü toplum doğası gereği çeşitlidir ve birbirinin kopyası değildir. Bununla birlikte, farklı görüşler genellikle çatışmaya, yabancılaşmaya neden olur, sahipleri genellikle küfürlere, nefrete, kızgınlığa ve hatta bazen farklılıkları ve çeşitliliği kabul etme kültürünün eksikliğinden dolayı ihanet ve çatışmaya neden olma suçlamalarına maruz kalır. Bu da nefret söylemi için bir platforma dönüşür.

Nefret söyleminin en zararlı yönlerinden biri, toplumsal barışı ve istikrarı tehdit edebilmesi ve ayrımcılığı yayarak başkalarına karşı fiziksel şiddete yol açabilmesi olabilir. Bu durum, etnik ve dini açıdan homojen ülkelerde bile ulusal kimliğin dağılmasına neden olabilir; çünkü bunun mağdurları mutlaka sadece etnik veya dini açıdan farklı olanlar değildir.

Bu nedenle, nefret söyleminin izlenmesi ve analiz edilmesi, nefret söylemiyle mücadele eden ve çeşitli medya platformlarında kullanımını kısıtlayan uluslararası yasaların çıkarılması, nefret söylemini ve hatta yayınlanmasını veya onunla etkileşimde bulunmayı suç sayan yasalar aracılığıyla yasal işlem başlatılması yoluyla nefret söylemiyle mücadele etmek acil bir gerekliliktir.

Birlikte yaşama ve toplumsal barışa ulaşmaya elverişli söylem, hoşgörü, çeşitlilik ve başkalarının farklılıklarını ayrımcılıkta bulunmaksızın, herhangi bir başlık ve söylem altında aşağılamadan kabul etme üzerine kuruludur.