Gece, günün kederleri ve acıları toplanır. Mührün sahibi yalnız başına oturuyor. Yorgunlukla. Ve aynayla. Ve tarihle. Nazizm'e karşı “Zafer Günü” kutlamaları olması gerektiğinden daha sönüktü. Yabancı katılımcıların varlığı azdı ve büyük Rusya'ya yakışır değildi. Ne güçlü olmanın keyfini ne de kutlama coşkusunu hissetti. Hayal kırıklığını gizlemeye çalıştı. Aynı gün, Rus kucağına ve Sovyet dönemine ihanet eden Ukrayna'ya karşı ezici bir zafer ilan etmeyi ne kadar çok istemişti. Bu pervasız devletin başının yarın gelip teslimiyet belgesini imzalayacağını ve anavatanı sırtından bıçaklamaya teşebbüs ettiği için pişmanlığını dile getireceğini vurgulamayı ne kadar çok istemişti. Ama bu mümkün değildi.
Öfke damarlarında geziniyordu. Rusya'nın, Zelenskiy adında eski bir oyuncunun göndermekle tehdit ettiği insansız hava araçlarından korkarak Zafer Günü’nde görkemli geçit töreni yerine küçük çaplı bir tören yapması basit bir mesele değil. Çar'ın, kısa süreli bir ateşkes bayrağı altında geçit törenini düzenlemek için Beyaz Saray'ın efendisinin arabuluculuğuna ihtiyaç duyması basit değil. Geçit töreni sırasında generallerine, göğüslerinden sarkan madalyalara baktı. Hayal kırıklığının kokusu keskindi. Eğer bir oyuncunun İHA’ları bile Moskova'yı tedirgin etmeye yetiyorsa, tüm bu nişanların ne faydası var? Sanki büyük Rusya bitmiş gibiydi. Generalleri savaş alanlarında değil, görkemli ziyafetlerde parlıyordu. Kuzey Kore'den “yoldaşlar” da geçit törenine katıldı. Kim Jong-Un'un, Ukrayna'daki en şiddetli muharebelerde Rus ordusunu kurtardığını unutamazdı. Rus ordusu ayrıca Kolombiya, Afrika ve Arap dünyasından binlerce paralı askeri de cepheye sürmüştü. Kızıl Ordu’nun tarihinde ne acı bir leke.
Son birkaç ay son derece sert geçti. Donald Trump bombardıman uçaklarını ve hayalet uçaklarını gönderdi ve İran nükleer tesislerini bombaladılar. İsrail savaş uçakları, sanki keyifli bir gezintiye çıkmış gibi Tahran semalarında dolaşıyordu. Ve bu yılın başı da acı vericiydi. Trump, “yoldaş” Nicolás Maduro'yu kaçırıp, sanki Noriega veya Escobar'mış gibi onu bir Amerikan mahkemesine götüren elit birlikler gönderdi. Rusya ile “stratejik ortaklık” onu kurtaramadı. Haberler, Castro'nun ülkesinin ekonomik çöküşün sancıları içinde kıvrandığını ve yakında başarısızlığını kabul edip coğrafi kaderine boyun eğeceğini gösteriyor.
Acı verici sahneler çok sayıda. İsrail uçakları, Dini Lider de dahil olmak üzere İran liderliğini hedef aldı. Amerikan uçakları Devrim Muhafızları kışlalarını ve prestijini bombardımana tuttu. İran, Hürmüz Boğazı reaktörünü aktif hale getirdi, ancak “Büyük Şeytan”ın filoları limanlarını abluka altına alıp ekonomisini boğuyor.
Rusya, Amerikan makinesiyle karşı karşıya gelme riskini göze alamaz. İran ile stratejik ortaklığı, insansız hava aracı cephaneliğini yenilemek için gizlice parça göndermenin ötesine geçmeyecek. Dahası, Rusya'nın Zafer Günü için ateşkesi kabul ettirmek ve Ukrayna bataklığından kurtulmak için Beyaz Saray'ın efendisine ihtiyacı var.
Danışmanların, yardımcıların ve dalkavukların ne olduğunu biliyor. Karar vericiyi kızdırmak veya öfkesini kışkırtmak gibi bir niyetleri yok. Kaderleri onun kaprislerine bağlı. Ölüme şeker serpiyorlar ve dikenleri kadifeyle örtüyorlar. Ama Çar biliyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, ülkesinin ekonomisinin en iyi durumda olmadığı gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Savaş uzadı ve acısı birçok eve girdi.
Neyse rejim, ölen askerlerin annelerinin televizyonlara çıkıp ağlamasını engellemesini sağlıyor. Savaşı ve hedeflerini sorgulamayı suç sayıyor. Doğru, o ABD başkanı değil, bu yüzden gazete manşetlerinden veya sosyal medyadaki fırtınalardan korkmasına gerek yok. Medya, güvenlik aygıtı gibi kontrol altında, ama bu yeterli değil.
Ukrayna'daki savaş, neredeyse İkinci Dünya Savaşı'nda Kızıl Ordu'nun savaştığı yılları aşacak kadar uzadı. Her gün Ukrayna'dan Rus bayrağına sarılı tabutlar geliyor. Sanki bayrağın tek amacı tabutları sarmak olmuş gibi.
Çar biliyor. Yüzyılın başında iktidara geldiğinden beri ilk kez, Trump'ınkinden önemli ölçüde daha yüksek olsa da anketlerdeki popülaritesi düşüyor. Bu yüzden savaşın sonuna yaklaştığını söyleyerek bir umut ışığı aşılamaya çalıştı. Bazen, tıpkı Trump'ın ABD'yi yeniden büyük yapmak için Beyaz Saray'a girmesi gibi, Rusya'yı yeniden büyük yapmak için Kremlin'e girdiğini hatırlıyor.
Bu hafta ona acı dolu sahneler konusunda cömert davranacak. Dünyanın dikkati, Şi Cinping'in konuğu Donald Trump'ı kabul ettiği sahneye odaklanacak. Görüşmeler kesinlikle kolay olmayacak. Uluslararası ekonomi, Hürmüz Boğazı krizinin etkileri altında ve piyasanın kaygısı eşi benzeri görülmemiş bir seviyede. İki başkanın da birçok endişesi ve derin anlaşmazlıkları var. Masada endişeli küresel ekonomi, tedarik zincirleri, gümrük vergileri, nadir toprak madenleri, yapay zekâ, yarı iletkenler ve çılgın teknoloji yarışı var. Tayvan'ı da unutmayalım. Neyse ki dünyanın şansına, Çin imparatoru, hain Tayvan meselesini Rus çarının Ukrayna meselesini ele aldığı gibi ele almadı. Soru şu: Trump, Şi'yi Hürmüz Boğazı krizinin kilidini açmak için Çin anahtarını kullanmayı sağlayacak kadar memnun edebilecek mi?
Büyük Vladimir, Çin başkanının artık bir zamanlar Leonid Brejnev'in oturduğu koltuğu işgal ettiğini biliyor. Gazetelerin, tıpkı Sovyet-Amerikan zirveleri hakkında yazdıkları gibi, iki süper gücün zirvesi hakkında ve dünyanın kaderinin onların uzlaşısına bağlı olduğunu yazacaklarını da biliyor. Ayrıca zirvenin küresel egemenlik yarışını yönetmeye ve tehlikeli tırmandırmaları önlemeye yarayacağını, küresel liderlik yarışının Washington ve Pekin arasında devam edeceğini yazacaklarını biliyor. Bazılarının Trump'ın en büyük başarısının “Çin Çağı’nın doğuşunu geciktirmek olduğunu yazmaktan çekinmeyeceklerini de biliyor.
Putin, Mao Zedong'un tahtında oturan adamla “sınırsız bir dostluğunun” olmasıyla övünüyor. Ancak “Çin çağı” ifadesi, coğrafi kaderi, teknoloji tufanı ve insan selini düşündüğünde onu duraksatıyor. Bu konuyu düşünmeyi erteliyor.
Rus lider Ukrayna savaşında yara mı aldı? Bu soru onu rahatsız ediyor. Aynaya bakıyor. Bunu sahibine sonbaharda olduğunu hissettiren yetmişli yaşlara bağlıyor. Ancak Şi ondan bir yıl sonra, Trump ise ondan altı yıl önce doğdu. Büyük Rusya'nın da yara aldığı duygusuna kapılıyor. Zaman hızla geçiyor. Artık ikinci lig kulüpleriyle oynamakla yetinmek zorunda kalacak.