Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
TT

Filistin ve İsrail: Bundan başka çözüm yok

Filistin, her Arap ve Müslüman’ın vicdanında yankılanan bir kelimedir, çünkü siyasi ve varoluşsal bir sorun haline gelmeden önce insani bir boyut taşıyan bir davaya yönelik benzeri görülmemiş bir küresel erteleme ve ihmalin gölgesinde, endişelerini ve acılarını paylaştığımız, on yıllardır yerinden edilmiş halkı ile ortak bir davayı temsil ediyor.

Bağımsız bir Filistin devleti, barışın temel taşıdır. İki devletli çözüm, Ortadoğu'da istikrarın anahtarıdır ve tek uygulanabilir ve sürdürülebilir çözümdür. İki devletli çözüm karşılığında barış, bölgeye çok pahalıya mal olan bu uzun süreli çatışmayı çözmenin gerçek denklemidir. Barış içinde bir arada yaşama, iki devletli çözüm, yani uygulanabilir bir Filistin devleti üzerinde çalışmakla başlar; aşırı sağcı İsrail hükümetlerinin, sağlam ve birleşik bir Filistin devletinin kurulmasını engellemek için Filistin topraklarına yerleştirmeye çalıştığı yerleşim yerleri ile parçalanmış bir devletle değil. Ancak İsrail bunun bedelini ödeyecek, çünkü Filistin sorununa bir çözüm bulunmadan istikrara veya güvene kavuşamaz. İsrailli aşırılıkçılar ise karma devlet fikrini bile kabul etmiyorlar.

İsrail ordusu, devlet arazisi veya askeri bölge deklare edilir edilmez Filistin topraklarına el koymaya devam ediyor, asıl sahibinden alarak, çalıntı bir miras ve kanlı bir tarih üzerine devlet kurmak için göçmenlere veriyor. Oysa Cenevre Sözleşmesi'nin 53. maddesi “işgalci gücün bireylere veya gruplara ait herhangi bir özel mülkiyeti yerle bir etmesi yasaktır” hükmünü içeriyor. İsrail bunların hepsini hiçe sayarak Filistinlilerin zeytinliklerini yok ediyor, evlerini yıkıyor ve sakinlerini topraklarından kovuyor.

1948'de Filistin ve bazı Arap topraklarının işgalinden bu yana, işgalci güç, toprak hırsızlığını, buldozerle yıkımı ve sadece Yahudi inancının birleştirdiği çeşitli milliyetler ve etnik gruplar için yerleşim yerleri inşa etmeyi sürekli olarak meşrulaştırdı; bu yerleşimci gruplar şimdi Yisrael Beiteinu (İsrail Evimiz) Partisi tarafından temsil ediliyor.

Ortadoğu'daki çatışmayı çözmenin gerçek denklemi, iki devletli çözüm karşılığında barıştır ve barış içinde bir arada yaşama, iki komşu devlet için müzakereler üzerinde çalışmakla başlar. Bunu söylüyor ve tekrarlıyoruz; İsrail, ne kadar güce sahip olursa olsun veya kendini duvarlar ve silahlarla ne kadar güçlendirirse güçlendirsin, asla güven veya istikrar bulamayacaktır.

İsrail hükümetlerinin, Kissinger politikası bataklığına sürükledikleri girişimlerin içeriğini boşaltmalarına alışkınız. Bu politika, önemli konuları ertelemeye ve ardından girişimi aşamalara bölmeye dayanıyor. Ama sonunda bu aşamaların yalnızca yüzde 10'u uygulanır. İster kolektif olarak Araplar tarafından sunulanlar isterse bireysel olarak sunulanlar olsun, daha önce çoğu barış girişiminin başına bu geldi; hepsinin kaderi dağılmak ve etrafından dolaşılmak oldu.

İsrail, Filistin halkının devlet hakkını tanıdığında varsın kendi devletini Yahudileştirsin. Sorun bu değil. Ama garip olan, liberal bir demokrasi olduğunu iddia ederken devletin Yahudileştirilmesini nasıl savunabildiğidir? İsrail için, ne kadar uzun sürerse sürsün, tek bir çözümden başka seçenek yok ve tüm dünya bunu biliyor. Başka herhangi bir çaba, yalnızca çatışmayı sonsuza dek uzatacak ve kesin bir sonuca ulaşılana kadar her iki tarafta da zaman zaman kayıplara neden olacaktır.