7 Ekim 2023’te savaşın başlamasından ve Ortadoğu'da Hürmüz Boğazı'na kadar yayılmasından bu yana, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, muhafazakârlar ve reformistler arasında ülkenin birinci sözcüsü olarak uluslararası sahnede yer aldı. Amerikan müzakere ekibi gibi, zamanının çoğunu ara başkentlerde geçiriyor. İki ülke yetkilileri arasındaki açıklamalarda düşmanlık tonu artarken, Arakçi minumum düzeyde de olsa diplomatik dili korudu.
Buna karşılık, ABD Başkanı Donald Trump tehdit dilini mantıksız seviyelere çıkardı. Bir gün İran medeniyetini yeryüzünden silmekle, başka bir gün köprülerini, kültürünü ve elektrik altyapısını yok etmekle tehdit ediyor. İranlılar da ABD'nin İran’ı savunanların elleriyle yanacağına yemin ettiler.
Meclis Başkanı Muhammad Bakır Kalibaf da tartışmaya katılarak söylemi daha da yoğunlaştırdı. Ancak Başkan Trump, Arakçi Trump'ın Tel Aviv'deki “evcil hayvanlarını” dizginlemekle yükümlü olduğunu söyleyerek, hakaret dolu ifadeler kullanımında birinci sıraya yerleşene kadar, suçlayıcı dili kullanmada ilk sırada olmaya devam etti. Tüm savaşların bir de medya yüzü vardır. Yalanlara, aldatmaca ve tehditlere açık bir alan. Hitler ekolü bu alanda öncüydü. Üçüncü dünyanın tanık olduğu psikolojik savaş, trajedi ve komedi karışımı karşısında yarış dışı kaldı.
Her zamanki gibi, tanıdık ve tahmin edilebilir tarzıyla Trump, İran'la savaşını birden fazla cephede yürüttü; bunların en önemlisi de korku salmaktı. Ama sonra, sürekli kullanıldığında, bu silah etkisiz hale geldi. Sonunda ortaya çıkacak kurttan korkutan hikâye gibi, uyarı silahının da sadece bir kez kullanılabileceği iyi biliniyor. Ama bunun komik tarafı ne biliyor musunuz? Trump'ın son uyarıları yapan kişinin kendisi olduğu gerçeğini görmezden geldiğinde gelen rahatlama.