Güney Lübnan daha fazla yıkım ve tahribat yaşarken, bölgeden bir grup gazeteci ve aktivist bir araya gelerek seslerini iki kez yükseltmeye karar verdiler; birincisi, Cebel Amil sakinlerini devlet anlayışıyla uzlaşmaya çağırmak için; ikincisi ise kanlı savaşlardan sonra devletten dağlarına geri dönmesini istemek için.
Yaygın partizan, mezhepçi, güney veya Cebel Amil'e özgü anlatıların dışında, Amil'den yükselen güneyli sesler, baskın “Şii ikilisine” (Emel Hareketi ve Hizbullah) yönelik geleneksel itirazdan biraz farklı, ancak temelde ona karşı olmayan başka bir itirazı dile getirmek için birleşti.
“Konuşma sırası bizde” sloganı altında, Amil'den bir grup güneyli, sadece birinci ve ikinci destek savaşından sonra değil, aynı zamanda Şii ikilisinin yalnızca siyasi ve askeri değil, kültürel, sosyal, hizmetler ve insani yardım açısından da Güney'i ele geçirip kontrol altına almasından bu yana, kendilerinin ve bölgelerinin ne durumda olduklarını dile getirdi. Güney üzerindeki bu tekel, devletin, kurumlarının, kaynaklarının ve kapasitesinin tamamının tek bir tarafa verilmesiyle gerçekleşti. Bu taraf daha sonra kontrolünü sağlamlaştırdı ve tercihlerini dayattı, ta ki pervasız eylemleri herkesi intihar noktasına ulaştırana kadar. Amil'in tekrar tekrar kurban edilmesini önlemek için bu seslerin yükselmesi gerekiyordu.
Güneyden ve güneye, Cebel Amil'den ve ona doğru yükselen bu sesler, devletin yürütme ve yargı organları ile güvenlik, sağlık ve eğitim kurumlarına, bu fiili iktidarın güneyin gerçekliğine dayattığı kısıtlamaları kaldırması çağrısında bulunan, öneriler şeklinde formüle edilmiş temenniler taşıyordu. Bunun için kurumların rolünü yeniden etkinleştirmek ve onları baskın Şii ikilisinin vesayetinden kademeli olarak kurtarmakla başlayan ve yeniden inşa konusunda şeffaflığın benimsenmesine kadar uzanan önerilerde bulunuldu. Zira herkes bunların devletin kasasından geldiğini bilmesine rağmen, bilhassa bazıları tazminatları sanki kendi kişisel mallarından ödeyerek güney halkına iyilik yapıyor gibi davranıyor.
“Cebel Amil'den Sesler” girişimi daha ziyade güney halkı (dini gruplarına karşı çıkanlar değil, onu aşanlar) ile devlet arasında bir uzlaşma çağrısına benziyor. Bu, güneyliler arasında devlet ve sorumlulukları konusunda daha büyük bir uzlaşmayı ve daha derin bir anlayışı teşvik eden veya destekleyen vatansever bir eylem. Devlet ise bu sesleri anlamak ve onlarla etkileşim kurmak, onları yeni güney temsilinin ne kadar küçük olursa olsun bir parçası olarak tanımakla yükümlü. Ayrıca, temsil düzeyleri ne olursa olsun, tüm güneylilere karşı tarafsızlığını korumalı; çünkü bu, güney kararlarını tekeline almak için artık tek başına yeterli değil.
Beyrut'taki Mono Tiyatrosu'ndan ve Kültür Bakanı Dr. Gassan Selame'nin cesur himayesinde, “Cebel Amil'den Sesler” girişimi, güney bölgesi ile Lübnan devleti arasındaki ilişki için alternatif vizyon üretmeyi amaçlayan bir destek belgesi yayınladı. Bu girişim, statükoya karşı protesto ve Hizbullah'a karşı muhalefet söyleminden, eğitim, ekonomi, yeniden inşa, kültür, çevre, medya ve yerel yönetim alanlarındaki çeşitli bakanlıklara yönelik öneriler aracılığıyla genel politikaya geçiş yapıyor. Bu durum, geleneksel güney muhalefetine günlük siyasi çekişmelerini aşan reformist bir karakter kazandırıyor.
Siyasi boyuta gelince, bu sesler, Güney Lübnan Kültür Konseyi'nin katılımına ve Hani Fahs'ın girişimine rağmen, güney bölgesinin geleneksel muhalefet figürlerinden yükselmedi. Aksine, önemleri ve benzersizlikleri, siyasallaşmamış bir topluluk olan Cebel Amil topluluğunun içinden veya kültür ve toplum merceğinden siyaseti ele alanlar arasından yükselmesinde yatıyor. Bu, Cebel Amil toplumunun tek tip siyasi veya entelektüel bir blok olmadığı ve içinde güney bölgesinin geleceğini partizan, ideolojik veya bölgesel bir proje çerçevesinde değil, Lübnan devleti çerçevesinde tasavvur eden akımların da var olduğu, güney bölgesinin kamusal alanının, Şii ikilisinin etkisinden daha geniş bir hale geldiği inancını güçlendiriyor.
Cebel Amil'den yükselen seslerin önerileri, henüz seslerini yükseltme fırsatı bulamamış tüm Güney halkının önerileridir: Önceliğimiz devlet, vatandaşlık ve toplumsal sözleşmeye bağlılıktır. Geleceğimiz ve Güney'in, Cebel Amil'in ve güney halkının geleceği, meşru kurumlara ve devletle normal bir ilişkinin yeniden kurulmasına bağlıdır.
Bu nedenle, Cebel Amil'den yükselen sesler ile Şii ikilisinin, özellikle de Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım'ın sesi arasında, devletin, Güney'in ve direnişin iki farklı anlamı arasında açık bir ayrım var.
Ancak bu sesler Naim Kasım'ın sesiyle karşılaştırıldığında, fark çok büyük; Cebel Amil'den Sesler hareketi halkın günlük kaygılarından ve adil bir çözüm olarak devletin geri dönmesi ihtiyacından doğarken, Hizbullah Genel Sekreterinin sesi hâlâ uzak ve insanların durumunun, günlük acılarının ötesine geçen bölgesel hesaplarla meşgul görünüyor.