ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe’in yakın zamanda Moskova’ya gerçekleştirdiği gizemli ziyaretin yankıları, Rusya gündemindeki ağırlığını korumaya ve zihinlerde zor sorular doğurmaya devam ediyor. Bu ziyaretin, bazı gözlemcilere göre ufukta beliren Rus askeri maceralarına karşı bir uyarı mı, yoksa Ukrayna Savaşı’nı sona erdirecek uzlaşıların gizli bir adımı mı olduğu tartışılıyor.
Vatikan Devlet İlişkileri Sekreteri Paul Richard Gallagher’ın ‘Savaşın durma vakti geldi’ sloganıyla gerçekleştirdiği dört günlük bir ziyaret ise gizemi daha da artırdı.
Ratcliffe ve Gallagher’ın bu ziyaretleri arasında, Washington ile Vatikan’ın 1980’li yıllarda Doğu Avrupa’da komünizmin çöküşünü başlatan ‘diplomatik-istihbari’ iş birliğini ve geçmişi hatırlamamak mümkün değil.
Çetin sorular şuradan başlıyor: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Baltık bölgesinde yeni askerî harekâtlar mı planlıyor? Yoksa Rusya’nın Kaliningrad bölgesi yakınlarında düzenlenen askeri tatbikatlar aracılığıyla Putin’i kışkırtan ve onu harp meydanlarına süren taraf NATO mu oldu?
Rus istihbaratının anlatısına göre, yakın zamanda Rus toprağı olan Kursk’ta Letonya ve Moldovya uyruklu bazı paralı askerler yakalandı. Bu kişilerin Baltık ülkelerinden birine mensup olması, Kaliningrad’ı Rusya’dan tamamen koparma planlarının bir parçası olarak değerlendiriliyor; nitekim bölgenin hali hazırda kara bağlantısı bulunmuyor ve ulaşım sadece hava ile deniz yoluyla sağlanıyor. Bu noktada sızan Rus kaynakları, Kremlin liderinin NATO’ya açık bir mesaj gönderdiğini öne sürmeye başladı: “Kaliningrad uğruna bir dünya savaşına girmeye hazırım.” Nitekim NATO’nun bu tür tacizlerinin önce bir Rusya-Avrupa çatışmasına, ardından da doğrudan Rusya-NATO savaşına yol açabileceği ifade ediliyor.
Peki, NATO komutanlığı Putin’in bu endişelerini reddetse bile, Kaliningrad Rusya için nasıl bir önem taşıyor ki NATO’nun iştahını kabartıyor?
Baltık Denizi kıyısında 15 bin 100 kilometrekarelik bir alana yayılan bu bölge, doğudan Litvanya ve Belarus ile Rusya ana karasından ayrılıyor; kuzeyden ve güneyden ise NATO üyesi Litvanya ve Polonya arasına sıkışmış durumda.
Kaliningrad bölgesi, Baltık ülkelerini fiilen izole etmekte ve bu ülkeler açısından NATO Antlaşması’nın 5. Maddesi’ne dair soru işaretleri yaratmaktadır. Rusya’nın Baltık Filosu, Baltiysk Limanı’nda konuşlanmış olup NATO sınırları içinde adeta ‘batmaz bir uçak gemisi’ işlevi görmektedir. Aynı zamanda son raporlar, bölgedeki yerel Rus birliklerinin gelişmiş İskender balistik füzeleriyle donatıldığına işaret etmektedir. Ek bir tehdit olarak Kaliningrad, Kuzey Avrupa’nın hemen her yerinde kaosa yol açabilecek uzun menzilli insansız hava araçları (İHA) için ideal bir fırlatma platformu niteliğindedir.
Dolayısıyla stratejik açıdan bakıldığında, tüm bölge Rusya’nın devasa bir ileri askeri üssü sayılır; buraya yaklaşmak ise tam anlamıyla ‘ateşle oynamak’ demektir.
Peki, tüm bunlar ne anlama geliyor?
NATO stratejisi ve askeri komutanlıkları açısından, Putin’in yeni bir askerî harekâta girişme ihtimaline dair şüpheler oldukça güçlü görünüyor. Gerekçeleri ise şu: Rusya’nın Baltık ülkelerine ve özellikle de Polonya’ya odaklanan agresif bir tutum takınmasıyla birlikte Kaliningrad, yalnızca bu komşu ülkeler için değil, Sovyet sonrası Rusya’nın artık genel olarak Avrupa için bir tehdit oluşturmadığı düşüncesi için de gerçek bir sınama.
Peki, Avrasya’nın savaş tanrısı Mars ile yeniden randevulaştığı anlamına gelebilecek somut işaretler var mı?
Bir gerçek var ki, geçen ilkbahardan bu yana Rusya içinde, Ukraynalı yetkililer ile Batılı yorumcular arasında Putin’in yeni bir genel seferberlik emri vereceğine dair spekülasyonlar giderek artıyor. Hatta bir tarih de biçiyorlar: Onlara göre bu karar, en geç üç hafta içinde, yani eylül ayındaki parlamento seçimlerinin hemen ardından alınacak.
Resmî genel seferberlik; devletin askeri ve siyasi hedeflere ulaşmasını sağlamak amacıyla Rusya’nın tüm kaynak ve imkânlarını harekete geçiren bir dizi devlet tedbirini ifade eder. Bu tedbirler; askeri ve ekonomik kurumların her düzeyde en üst seviyede alarma geçirilmesine yönelik adımları kapsar.
Putin’in yakın çevresinden güvenilir kaynaklar; Ukrayna’daki harekâtın ve -NATO resmî olarak reddetse de- Kaliningrad için planlananların, çok daha büyük ve uzun soluklu bir hesaplaşmanın parçası olduğunu belirtiyor. Bu, Rusya’nın on yılı aşkın süredir hazırlandığı bir hesaplaşma. Dolayısıyla seferberlik, devlet otoritesini daha etkin bir şekilde koordine etme ve uzaktan gelen tehditleri karşılamaya yönelik çabaları tırmandırma girişimidir. Peki, Rusya Batılı güçlerle otuz yıl sürecek yeni bir savaşa mı girdi?
Avrupa tarihi, 1618 ile 1648 yılları arasında, Habsburg İmparatoru’nun tüm Avrasya üzerinde hakimiyet kurma arzusu yüzünden Rusya ile Avrupa kıtası ülkeleri arasında çetin bir askeri çatışmaya sahne olmuş ve dökülen kan ancak Vestfalya Antlaşması’nın imzalanmasıyla durdurulabilmişti.
Acaba Rusya ve NATO, tarihin birebir tekerrür etmediği ancak olayların benzer şekilde yineleneceği yeni bir randevuya mı hazırlanıyor?