Görünüşe göre 7 Ekim 2023'ün mirasını tasfiye etmek, Beyaz Saray'ın öncelikli endişesi. Washington’dan gelen ve Axios tarafından yapılan birkaç sızıntı, ABD Başkanı Donald Trump'ın mevcut savaşın sonucundan bağımsız olarak yeni bir bölgesel düzen üzerinde çalıştığını gösteriyor. Zira artık savaşın önemini küçümseyerek, onu ABD'nin Vietnam, Afganistan ve Irak'taki uzun savaşlarıyla karşılaştırıyor ama bu uzun süreli çatışmalarla kıyaslanamayacağını da vurguluyor.
Bu mesaj, elbette Amerikan kamuoyuna yönelik ve gelecek kasım ayındaki ara dönem kongre seçimlerine hazırlık amacı taşıyor. Trump bu konuya farklı bir şekilde yaklaşmaya başladı ve artık sonuçlarından korkmuyor. Cumhuriyetçi Parti Kongre’de çoğunluğunu koruyamasa bile fikirlerini uygulamaya devam ediyor.
Bununla birlikte ABD yönetimi, askeri gücün yanı sıra ekonomik baskı ve yaptırımların da İran ile başa çıkma yaklaşımının önemli bir bileşeni olabileceğine dair başka işaretler de veriyor gibi. Nitekim mevcut ABD harekâtı hem askeri hem de ekonomik baskıyı birleştiriyor ve bu baskı İranlı yetkililerin durumun ciddiyetini kabul etmesiyle birlikte gözle görülür bir etki yaratmaya başladı.
Peki, silahlar sustuktan ve kapsamlı abluka savaşı sona erdikten sonra ne olacak? Bence Trump, İsrail ile Suriye ve Lübnan arasındaki miras kalan çatışmalar gibi, kök olan İsrail-Filistin çatışmasından doğan çevresel çatışmaları bitirmeyi hedefleyen ve Gazze için barış planının uygulanmasıyla sonuçlanacak farklı bir Ortadoğu düzeni düşünüyor. Bu plan kapsamında İsrail'in önceki tüm anlaşmalardan farklı bir anlaşma çerçevesinde kabulünü sağlamayı da amaçlıyor.
Şimdiye kadar bu fikir, tam olarak şekillenmiş bir plandan ziyade, geliştirilmekte olan bir siyasi tasavvurdan ibaret. ABD’den gelen bazı haberler, Trump yönetiminin fiilen İran'ı siyasi olarak izole etmeyi ve İsrail ile bölge ülkeleri arasında normalleşmeyi ilerletmeyi amaçlayan bir savaş sonrası stratejisi hazırlamaya başladığından bahsediyor.
Başkan, özellikle bütün dosyalar açık olduğu için bir zafer elde etmek istiyor. Göreve geldiğinde savaşları ve devam eden bazı şiddetli çatışmaları sona erdireceğine söz vermişti, ancak gerçekte durum farklı oldu. Şimdi bu politikayı dizginleyip “Önce ABD” sloganına geri dönmeye çalışırken, aynı zamanda Ukrayna ve Ortadoğu'da cesur bir tasfiye operasyonu yürütüyor.
Bu, uluslararası sahnedeki aktivizmden açıkça görülüyor. CIA Direktörü John Ratcliffe'in Moskova ziyaretini ve üst düzey Rus yetkililerle yaptığı görüşmeleri bunu hesaba katmadan göz ardı edemeyiz.
Avrupa'ya gelince, sınırlarında ve merkezinde dört yıldan fazla süren şiddetli bir savaşın ardından, hareket kabiliyetini sınırlayan yıpranmayı yeniden değerlendirmeye başladı. ABD olmadan, imkansızı başarmakta önemli zorluklarla karşı karşıya bulunuyor ve Avrupa Birliği içinde ve çevresinde siyasi ve sosyal çatırdamalar görülmeye başlandı.
Fransa ve Almanya'da sağcı sesler yükseliyor ve Fransa'daki yaklaşan seçimler sürprizler taşıyabilir. Almanya için Alternatif (AfD) Partisi Almanya'da yükselişini sürdürüyor. Bu, Avrupa Birliği içinde Ukrayna'daki savaş ve Rusya ile ilişkiler hakkındaki tartışmanın çehresini önemli ölçüde değiştirebilir. Birçok siyasi akım Rusya-Ukrayna çatışmasına ve hatta Ortadoğu'daki savaşlara dahil olunmasına karşı çıkıyor ve bazıları NATO'ya bile isyan edebilir.
Şüphesiz, 7 Ekim 2023 sonrası dönem, öncesinden farklı olacak. Lübnan ve İsrail arasındaki kamuoyuna açık müzakereler, Suriye ile yapılan gizli temaslar ve görüşmeler ile Gazze ve Batı Şeria'da istikrarı sağlama girişimleri de dahil olmak üzere birçok olgu şimdiden gün yüzüne çıkmaya başladı.
Peki, Başkan Trump bunu neden yapıyor?
Ortadoğu'da önemli ve kararlı bir eylemde bulunarak tarihe geçmek istiyor; açık dosyaları kapatırken, açık bir şekilde müdahale etmeden, bölge ülkelerinin bu tasavvura göre hareket ettiği bölgesel bir düzenleme yoluyla konuyu uzaktan denetlemek istiyor.
Ayrıca, enerji fiyatlarından etkilenen Amerikan sokağında yeniden sükûnet ve istikrarı sağlamak istiyor. Aynı zamanda, Rusya, Çin ve hatta vergi ve gümrük tarifelerinden rahatsız olan bir Avrupalı müttefik gibi diğer küresel güçlerin Ortadoğu'da etkili olmalarının önünü kesmek istiyor.
Bu, “Önce ABD”nin Ortadoğu versiyonunun özü olabilir. Yani Washington, bölgeden tamamen çekilmeden, çatışmaların günlük ayrıntılarını yönetmekten çekilirken, arkada kendi çıkarlarını koruyan ve rakiplerinin etkisini sınırlayan bölgesel bir düzenleme bırakmak istiyor.
Biz Araplar bu yeni Amerikan tasavvuruna hazır mıyız? Ve savaşın enkazından, bölgenin kaynaklarını koruyan bir tasavvur yaratma fırsatıyla çıkabilir miyiz?
Bildiğimiz İran'ın ve vekillerinin geçmişte kalacağını ve aynı şekilde “Büyük İsrail” fikrinin de geçmişte kalacağını, böylece bölgenin kısa bir nefes alacağını düşünüyorum. Libya, Lübnan, Sudan, Suriye ve Irak'taki çatışmaları sona erdirmek ve Arap Birliği'nin önemli bir rol oynayabileceği, özellikle Başkan Trump'ın projesiyle eşit düzeyde bir Arap ve bölgesel proje geliştirebileceği yeni bir aşamaya başlamak için bu kısa nefes çok önemli.
Savaş sonrası dönem mutlaka barış anlamına gelmiyor, ancak bölgeyi yeniden düzenlemek için bir fırsat olabilir. Yaklaşan an, Araplar için gerçek bir sınav olabilir: Başkaları tarafından hazırlanan projeleri izlemekle mi yetinecekler, yoksa savaş sonrası düzeni şekillendirmeye katılmak için müzakere masasına oturacak bir Arap projesi ortaya koyacaklar mı?
En önemli soru bu, çünkü savaş özünde tasfiye yönünde ilerliyor, sonrası ise yeniden şekillendirme anıdır. Tasfiye ve yeniden şekillendirme arasında, bölgenin bir kez daha kaybedebileceği veya ilk kez geleceğinin dizginlerini ele geçirmeye çalışabileceği geniş bir alan vardır.