Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Mao’dan bu yana yarım asır

Mao Zedong’un ya da Çinlilerin deyimiyle Başkan Mao’nun ölümünün üzerinden yarım asır geçti. Çin, Mao’nun rolü ve tarihsel konumu konusunda bölündü. Çoğunluk, affedilmesi mümkün olmayan hatalarına rağmen onu ülke tarihinin en büyük şahsiyeti olarak gördü. Başkaları ise işlediği suçların affedilemez olduğunu savundu; zira Mao’nun 60 milyon insanın ölümüne yol açtığını belirttiler. Mao, modern Çin’i kurdu ve ülkeyi dünyanın en büyük komünist devleti haline getirdi. Ölümüne kadar Sovyetler Birliği ile sürekli bir ideolojik mücadele içinde oldu. Moskova ile yaşadığı düşmanlığa karşılık Washington’a açılarak dünyayı şaşırttı ve dönemin Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’ın gizlice yürüttüğü siyasi bir anlaşmaya imza attı.

Çinli devin en büyük hataları arasında, burjuvaziye yönelik bir tasfiye kampanyasına dönüşen ve aralarında kendi yoldaşlarının da bulunduğu yaklaşık 2 milyon kişinin ölümüne yol açan Kültür Devrimi yer alıyordu. Mao’nun bu hastalıklı yaklaşımını, başkent Punom Pen’i adeta bir kafatasları sergisine dönüştüren Kamboçyalı yoldaşı Pol Pot da benimsedi.

Avrupa’daki radikal çevrelerin bir bölümü, dünya genelinde yayılan Maoist hareketlere katıldı. Bunların arasında Jean-Paul Sartre gibi düşünürler de vardı. Maoizm, Üçüncü Dünya ülkelerinde ve Arap dünyasında da bir süre varlığını sürdürdü. Bazı Filistinli liderler de bu akıma katıldı. Ancak Maoist eğilimler uzun ömürlü olmadı. Çin’in içinde de dışında da bu hareketlerin başlıca özelliği şiddetti. Ne var ki Mao’nun ölümünün ardından Çin, insanlık tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir deneyime girişti. Komünist Parti’yi olduğu gibi korurken Batı kapitalizmini benimsedi. Çok geçmeden dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline geldi. Devlet Başkanı Şi Cinping de Kültür Devrimi’nin mağdurlarından biriydi. Bir keresinde, henüz 15 yaşına bile gelmeden en ağır suçlamalarla itham edildiğini yazmıştı.

Bugün Çin, küresel istikrarın temel unsurlarından biri olmasının yanı sıra Tayvan adaları üzerindeki hak iddiasını sürdürmesi halinde siyasi açıdan kaygı kaynağı da oluşturuyor. Mao döneminde açlık ve işsizlikle boğuşan Çin, bugün 1 milyar 412 milyon insana yetecek düzeyde bir refah sağlıyor. Biraz da Mao’nun şiirleriyle birlikte.