Abdulmunim Said
Kahire’de Mısır Gazeteciler İdaresi Meclisi Başkanı ve Kahire Bölgesel Strateji Çalışma Merkezi Yönetim Müdürü
TT

Yemen: Devleti geri kazanma mücadelesi

İran savaşı çeşitli yollarla devam ediyor. “Savaş” adı aslında, Hamas 7 Ekim 2023'te saldırısını düzenlediğinde İran'ın çatışmanın kaynağı olmasından kaynaklanıyor. Nitekim İran, Lübnan, Irak ve Yemen'deki diğer vekil güçlerini destek sağlamaları için seferber etti. Beklenen İsrail-Amerikan saldırısına Arap Körfezi'ndeki diğer Arap devletlerine saldırarak karşılık verdi. Küresel ekonomiye ve Arap devletlerinin ekonomilerine karşı yeni bir tür “petrol silahını” kullandı. Gerçek şu ki, arabulucuların çabalarına rağmen savaş ateşkes yoluna girmedi ve Tahran ile Washington, Hürmüz Boğazı cephesinde karşılıklı tehditlerde bulunmaya devam ediyorlar. ABD, İran'ı ekonomik kıskaca alma stratejisinin devamı olarak İran limanlarına tam bir deniz ablukası uyguluyor. Buna karşılık, uluslararası alanda meşru ulus-devletleri zayıflatmak için önemli çabalar sarf eden İran, vatansever olmayan milislerin iç ve bölgesel savaşları körüklediği Lübnan, Irak ve Yemen arenasına tamamen odaklanmış durumda.

Şimdi ise “Yemen anı” tam tersi yönde ilerliyor; meşru siyasi otorite, devletin ve egemenliğinin çerçevesi dışında silah taşıyan ve toprağın bir bölümünü kontrol eden siyasi oluşumlara izin vermeyen egemenliğini ve konumunu yeniden kazanıyor. Yemen şu anda Birleşmiş Milletler, Arap Birliği ve dünyanın geri kalanı tarafından tanınan uluslararası alanda meşru hükümet ile diğer taraftaki Husiler arasında bölünmüş durumda. Dolayısıyla Yemen şimdi devletin sadece egemenliğini değil, daha da önemlisi Yemen birliğini yeniden kurmasına olanak tanıyan merdivenin ilk basamağında. Yemen liderliği, Yemen kimliğinin yeniden tesis edildiği bu tarihi anın kalbinde yer alıyor. Suudi Arabistan liderliği, Yemen devletinin varlığını ve devamlılığını, Güney Geçiş Konseyi üyeleri de dahil olmak üzere Yemenlilerin katılımı çerçevesinde, kararlı ve onurlu bir şekilde destekledi. Bu üyeler de şimdi birleşik Yemen devleti içinde güney Yemen'in rolü konusunda diyaloğa girmelidirler.

Birleşik bir Yemen devleti, Arap Koalisyonu ile birlikte, kendisini uluslararası ticaretin, Kızıldeniz'in ve Babu’l Mendeb Boğazı'nın bekçisi ilan eden Husi saldırganlığını püskürtmeye ve tüm Yemenlilerin baskıcı İran nüfuzundan kurtulabilecekleri özgür ve bağımsız bir devlete sahip olma hakkını teyit etmeye hazırdır.

İran destekli savaşların başlamasından bu yana birçok kez olduğu gibi, Tahran, Husileri gücü ve takatiyle direnen Suudi Arabistan Krallığı'na ve diğer Arap devletlerine füze ve insansız hava araçlarıyla acımasız saldırılar düzenlemeye itti. Bu çatışma, İran'ın meşru hükümetin yetkisi dışında faaliyet gösteren milisler aracılığıyla Arap karşıtı tutumunu ortaya koyuyor. 30 Temmuz 2026'da kurulan çok uluslu deniz savunma koalisyonuna dayalı olarak meşru Yemen hükümetini destekleyen birleşik bir Arap pozisyonu gerektiriyor.

Yemen'deki bu kritik aşamada yaşanan çatışma, İran Devrim Muhafızları'nın vekil güçleri olarak hareket eden ve Ortadoğu'yu İran'ın yayılmacı vizyonuna göre yeniden şekillendirmeyi amaçlayan milislere karşı birleşik bir Arap pozisyonunun ön hazırlığı olarak meşru hükümetin yanında sağlam bir duruş sergilemeyi gerektiriyor. Gerçek şu ki, Yemen'deki çatışma, İran'ın savaşında ve Arap bölgesine yönelik politikalarında çok önemli bir anı temsil ediyor. Bu savaşta, meşru hükümet ve kararlı Yemen halkı ön saflarda yer alıyor. Bilmeyenler için, Arap ziyaretçiler Yemen'e geldiklerinde, Yemenlilerin onları “İlk vatanınıza hoş geldiniz” diyerek karşıladığını söylemeliyiz. Burada, Arap ulusunun asıl kökenlerine, Araplaşmadan ve diğer halklarla karışmadan önceki Kahtani Araplara doğrudan bir hatırlatma var. Bundan sonra Arap ziyaretçilerine “İkinci vatanınıza hoş geldiniz” demeye başladılar. Bu gibi durumlarda, misafirperverlik muazzamdır, karşılama sıcaktır ve tartışmalar ile diyaloglar her zaman gülümsemeler ve nezaketle karakterize edilir.

Mevcut mücadele, uzun zamandır ulus-devletlerini yönetmek için mücadele eden Arap devletlerinin sırtından savaşlarını yürüten İran'ın pençelerinden bir Arap devletini geri almanın başlangıç noktasıdır. Suudi Arabistan Krallığı desteğe öncülük ederken, bu girişim Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve ilgili ittifaklarının himayesi altında Arap ve İslam ülkelerinden geniş bir destek gerektirmektedir.