Hüsnü el-Zaim, kendisini hapisten çıkaran ve yeniden orduda görev veren cumhurbaşkanının bu iyiliğine nasıl karşılık verdi? Şükrü el-Kuvvetli'nin anılarıyla devam ederek, sivillerin yardımıyla yükselen ve sonunda onlara karşı darbe yapan bir askerin adımlarını izleyelim:
“Zaim hapisten çıktı ve beş parasız, işsiz ve gelirsiz bir halde Şam'a döndü. Bana, sık sık kahvehaneleri ziyaret ettiğini ve 1 Ağustos 1945'teki yeniden yapılanmanın ardından orduya geri alınabilmek için bazı politikacılara ricalarda bulunduğunu söylediler. Sonra kardeşiyle birlikte beni ziyarete geldi ve bana ona yaptığım iyilik için teşekkür etmek istedi. İyiliğimi asla unutmayacağını ve karşılığını ödeme fırsatını beklediğini söyledi. Ben de ona kimsenin bana bir borcu olmadığını, bu milletin hizmetkarı ve haksızlığa uğrayan bütün evlatlarının savunucusu olduğumu söyledim.
Sonra o zamanki ofis müdürüm Muhsin el-Barazi'den Zaim’in ciddi mali sıkıntılar yaşadığı haberini aldım. Askeri geçmişi göz önüne alındığında, yeteneklerini anavatanın yararına kullanmanın mümkün olduğunu düşündüm. Başbakan Cemil Merdam Bey ile konuyu görüştükten sonra, onun orduya geri dönmesine izin vermeye karar verdim. Onu Deyrizor'a atamaya karar verdik ve öyle de oldu. Savunma Bakanı Ahmed el-Şerbati'nin güçlü muhalefetine rağmen, rütbesini ve maaşını geri verdik. Daha sonra, Deyrizor'daki davranışları ve düzenlediği gece eğlenceleri hakkında çok sayıda şikâyet almaya başladım. Şehrin askeri polis komutanı Üsteğmen Fuad Selim de dahil olmak üzere birkaç subayla tartıştığı ve onlara hakaret ettiği bildirildi.
Bunu Savunma Bakanı'na ilettim ve o da disiplin cezası olarak Deyrizor’dan Şam'a nakledilmesini emretti. Ayrıca, Ordu Genel Müfettişi Albay Kaysar Zehran'a, Zaim’in davranışları ve ihlalleri hakkında askeri mahkemeye sunulmak üzere tam ve ayrıntılı bir rapor hazırlamasını emretti. Cemil Merdam Bey devreye girerek Zaim’i tüm suçlamalardan akladı ve onu Deyrizor'daki eski görevine iade etti. Bu davranışına gerekçe olarak da şunu söyledi: ‘Bu adam bize ve hükümete sadıktır. Filistin'deki genel durum nedeniyle sokaklarda düzeni sağlamak için ona ihtiyacımız var.’ Daha sonra Muhsin Barazi'nin tavsiyesi ve isteği üzerine onu askeri polis komutanlığına atadı. 20 Mayıs 1948'deki Degania Alef ve Degania Bet savaşlarından sonra Cemil Bey, Ahmed Şerbati'nin yerine Savunma Bakanlığı görevini üstlendi. Benden Hüsnü Zaim'i General Abdullah Atfa'nın yerine Genelkurmay Başkanı olarak atamamı istedi ve öyle de oldu.
Bir gün, güvendiğim birisi yanıma geldi ve Hüsnü Zaim'in şu anda Kuneytra'da olduğunu, önümde “darbe” kelimesini kullanmadan, ülkenin çıkarlarına zarar verecek bir şeyler planladığını söyledi. Cemil Bey'e bu görüşmeyi ve bundan haberdar olup olmadığını sordum. Cevabı şuydu: ‘Hüsnü Zaim bize sadıktır ve ondan korkmaya kesinlikle gerek yoktur.’ Bu arada, Filistin'den gelen haberler nedeniyle hükümete karşı bazı gösteriler patlak verdi. Göstericiler Cemil Merdam Bey'in evine giderek onunla görüşmek istediler. Kendilerine evde olmadığı söylendiğinde taleplerinde daha da ısrarcı oldular ve ileri gittiler. Cemil Bey o sırada gerçekten de evde değildi ve bunu biliyorum çünkü benimle birlikte saraydaydı. Göstericilerin evinin önünde yaptıklarını öğrenince, Zaim’den yanına gelmesini istedi, ancak Zaim gelmedi ve yerine yardımcısı Albay Fevzi Selu'yu gönderdi.”