Fayez Sara
Suriyeli gazeteci-yazar
TT

Suriye ve Suriye halkı muazzam zorluklar ve yükümlülüklerle karşı karşıya

Suriye halkı son 15 yıl içinde son derece zor koşullar altında yaşadı. Başlangıçta Suriyelilerin devrimlerinin başlaması ile kapıldıkları umuttan, diğer birçok Arap ülkesinde olduğu gibi Esed rejiminin hızla devrilmesi ümidinden sonra, rejimin askeri-güvenlik çözümünü tercih etmesi, onlara karşı güç ve şiddeti sonuna kadar kullanmasıyla çok yönlü bir ölüm kalım savaşına sürüklendiler. Rejimin benimsediği çözüm sadece Suriyelilerin öldürülmesine, yaralanmasına, hapsedilmesine ve yerle bir olmasına yol açmakla kalmadı, aynı zamanda hayatın bütün yönlerini de felç etti. Tarım, sanayi ve mesleki üretimin çeşitli sektörlerinde ve turizm, ticaret, eğitim, sağlık, ulaşım ve iletişim dahil olmak üzere hizmet sektöründe işler kısmen veya tamamen durdu. İşlerin durmasına ek olarak, tüm erişilebilir tesis ve kurumlar da tahrip edildi. Yağma, hırsızlık ve talan yaşandı ve rejim güçleri ile destekçileri bu faaliyetlere katıldı. Bazı durumlarda, özellikle devlet kurumlarını ve düşmanların mallarını “savaş ganimeti” olarak gören bazı silahlı örgütler olmak üzere, “devrim” ile bağlantılı bireyler de buna katıldı. Yıkım ve tahribat yayıldıkça, kaos da yayıldı.

Cinayetlerin, altyapı ve işletmelerin yıkımının ve bunun sonucunda ortaya çıkan kaosun yol açtığı geniş çaplı tahribatın, sadece insanların sıkıntılarının artmasına, temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak hale gelmelerine neden olmakla kalmayıp, insanların davranışlarını, ilişkilerini ve ihtiyaçlarını da temelden değiştirdiğini vurgulamaya gerek yok. Böylece, geçim kaynaklarını kaybeden birçok kişi hayatlarını ve ailelerinin hayatlarını değiştirmek zorunda kaldı. Bazıları savaşan taraflarla bağlantılı silahlı örgütlere katıldı. Birçoğu evlerini ve köylerini bırakıp şehirlere taşındılar, geçim kaynakları kesilenler de geçimlerini sağlayacak ve güvenli bir şekilde yaşayacak bir yer bulma umuduyla başka bölgelere yerleştiler. Bazıları, içinde bulundukları vahim duruma bir çözüm olarak, geçici de olsa kampları kendilerine sığınak olarak gördüler. Bu insanların çoğunun, hatta belki de hepsinin çocuklarının eğitimi aksadı ve fiziksel ve ruhsal sağlıkları bozuldu.

Bunlar dışında, Suriye nüfusunun neredeyse yarısı, korku, yerinden edilme ve yoksulluk gibi vahim koşullar altında ülkeyi terk ederek komşu ülkelere sığındı. Oraya yerleştiler veya sığınmacı oldular, daha sonra bazıları giderek daha da kötüleşen koşullar ve zorluklar arasında, geçici veya kalıcı bir iş ve hayat fırsatı arayışıyla daha uzak ülkelere daha da tehlikeli ve masraflı yolculuklara giriştiler. Bu sırada Suriyelilerin durumunun daha da kötüleşmesini durduracak olası bir çözüm veya önlem umudu yoktu, aksine, derin bir vadiden aşağı yuvarlanan kartopu gibi durum ve koşullar daha da kötüleşiyordu.

Suriyelilerin tek kaygısı hayatta kalmak oldu. Hayattaki tüm yönlerini ve pusulalarını kaybettiler. Ebeveynler çocuklarını ve ailelerini bıraktılar ve birçoğu aile bağlarının parçalanmasıyla birlikte yaşlı ve hasta akrabalarını kaderlerine terk ettiler. Değerler ve inanç zincirleri yıkıldı, geçim kaynakları ve ilişkiler, ölümden veya daha da kötüsünden, yani sefalet içinde bir yaşamdan, güçlü ve etkili kişilerin kontrolünden, savaş vurguncularından ve umutsuzluktan kurtulma umuduyla değişti; tüm bunlar siyasetin yıkımı, silahların kaosu ve yabancı müdahaleler arasında kök saldı.

Esed rejimi kimsenin beklenmediği bir kolaylık ve pürüzsüzlükle çöktüğünde, Suriyeliler rahat bir nefes aldı. Umutlar çok yükseldi ve mevcut gerçekliğe, yeni otoritenin koşullarına ve kapasitesine, yıllarca süren savaşın mirasına veya önceki rejimin ve müttefiklerinin işlediği açık ve gizli suçlara aldırmadan beklentiler yükselebileceği kadar yükseldi. Gerçek şu ki, Suriyeliler yeni rejimin ve liderlerinin sözlerinde ve açıklamalarında, Suriye ile ilgili uluslararası ve bölgesel gelişmelerde ve aktivizmde, umutlarını, beklentilerini ve hayallerini destekleyecek şeyler buldular.

Şimdi, Suriyelilerin hayatları farklı yönlere doğru ilerliyor, bazıları olumlu, bazıları olumsuz. Bu iki uç nokta arasında, Suriyelilerin basit hayallerinden ve taleplerinden, somut başarılardan ziyade salt özlemlere kadar uzanan sayısız durum yer aldı. Başarılanların çerçevesi içinde kalmak yerine sadece talepler ile özlemler arasında gidip gelmeye başladı.

Hayatlarını normalleştirmeyi ve daha iyi bir geleceğe doğru ilerlemeyi amaçlayan Suriyelilerin basit hayalleri, bütün Suriyelilerin genel taleplerini temsil eden noktalar ile özetlenebilir. Bunların başında, güvenlik ve istikrar geliyor ki bunlar olmadan herhangi bir olumlu çabada bulunulamaz. Şüphesiz ki, güvenlik ve istikrar, Suriyelileri ve haklarını koruyan, herkesin tereddüt etmeden saygı duyduğu ve uyduğu adil bir hukuk sistemini de gerektiriyor. Suriyeliler, evleri yıkılmış olsa bile, sığındıkları ülkelerden ve harap olmuş mülteci kamplarından evlerine dönebilmelerini sağlayacak konutlar da istiyorlar. Ki bu konuda yapabilenler ellerinden gelenin en iyisini yaparak onarıma katkıda bulunuyorlar. Suriyeliler ayrıca, çocuklarının hayatta kalması için asgari gereksinimleri karşılayan ve hastalıklarını tedavi eden sürdürülebilir, hatta mütevazı sağlık hizmetlerine sahip olmayı umuyorlar. Suriye halkı, yardım istemek veya yardım beklemek zorunda kalmaktan kurtulmalarını sağlayacak verimli iş fırsatlarına sahip olmayı umuyor. Suriyelilerin belki de en önemli hayali, çocuklarının eğitim alması ve bu eğitimin temel, sağlıklı ve sağlam olmasıdır. Çünkü eğitim ülkenin geleceğini şekillendirir ve basit hayalleri gerçekleştirir. Suriye ve Suriyeliler yeniden inşanın büyük yükümlülükleri ve zorlukları ile karşı karşıya bulunuyorlar. Yeniden inşa bazıların anladığı gibi sadece konutlar, hizmet binaları ve yollar anlamına gelmiyor, aksine bu, devlet ve toplumsal kurumları yeniden canlandırmayı ve aralarında objektif bir bağlantı kurmayı içeren daha geniş bir kavramın somutlaşmış halidir; bu da ulusal ekonominin yeniden inşasını ve Suriyeliler için daha iyi bir yaşamı, özgürlük, onur, adalet, eşitlik ve katılım içeren bir hayatı güvence altına alacaktır.