Vitaly Naumkin
Rusya Bilimler Akademisi 'Oryantalizm Enstitüsü' Başkanı
TT

Kuzey Kore, yeni bir görünüm kazanıyor

Önümüzdeki yıl, İkinci Çinhindi Savaşı’nın (1959) başlangıcının 65’inci yıl dönümü olacak. ABD, söz konusu savaşa müdahil olmuş ve (ABD sınırlarından çok uzakta bulunan ve Washington’ı hiçbir şekilde tehdit etmemiş olan) Vietnam halkını barbarca bomba yağmuruna tutmuş ancak bu müdahalesi kendisi için ezici bir yenilgiye dönüşmüştü. Özgürlüklerini, bağımsızlıklarını ve egemenliklerini savunmalarında ve ABD ile onun yerli ajanlarına karşı haklı mücadelelerinde Vietnamlı vatanseverlere üç ülke yardım etti: Sovyetler Birliği, Çin Halk Cumhuriyeti ve Kuzey Kore (Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti). Ama Kuzey Kore’nin oynadığı rol (yakın zamana kadar) gölgede kaldı. Halbuki 1950 ila 1953 yıllarında cereyan eden ve Çin ile Sovyetlerden gönüllülerin Amerikalılar ile müttefiklerine karşı doğrudan yüzleşmek için Kuzey Korelilerin yanında katıldığı kanlı savaştan sadece birkaç yıl önce çıkan Kuzey Korelilerin savaş tecrübesi, Vietnamlılar için oldukça önemliydi. Kore Savaşı’ndaki çatışmalar sırasında yaklaşık iki buçuk milyon Kuzey Korelinin yanı sıra bir milyon Güney Koreli yaşamını yitirdi. Bu savaşta (ABD’nin başkentindeki Kore Savaşı Gazileri Anıtı’nda belirtildiğine göre) 54 bin 246 Amerikan askeri öldürüldü, 103 bin 284 asker de yaralandı. Bu arada içinde bulunduğumuz yıl, Kuzey Korelilerin Sovyetler Birliği ve Çin’in yardımıyla ABD’liler ile müttefiklerine karşı elde ettiği zaferin 70’inci yıl dönümü.

Bu vahşi savaşın sonucunda iki ülkeye bölünen Kore, o zamandan bu yana sürekli gerilim koşullarında yaşıyor. Batı’nın kitlesel bakışına göre Kuzey Kore, küresel kötülüğün merkez üssü ve dizginsiz militarizm uğruna vatandaşlarının refahını feda eden bir rejim. Bu da Kore Yarımadası’nı küresel nükleer çatışmaya dönüşme tehlikesi bulunan silahlı bir çatışmanın eşiğine yerleştiriyor.

Batı, uluslararası hukuku kötü niyetli bir şekilde çiğneyen ve uluslararası güvenliği tehdit eden Kuzey Kore imajını sürdürüyor ve bu Pyongyang’a çeşitli yaptırımlar uygulamak için bir gerekçe olarak kullanılıyor. Nitekim 2006 yılında, Kuzey Kore’nin ilk nükleer denemesinden sonra bu yaptırımların birinci paketi ilan edildi. 2009’da yapılan yeni bir denemenin ardından ise ikincisi geldi.

Şunu da belirtmek isterim ki, daha sonra 2013 ve 2016 yıllarındaki nükleer patlamaların ardından, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 1966 tarihli Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Sözleşmesi’ni ihlal ettiği için bu ülkeye yaptırım uyguladı. Halbuki hiçbir şekilde cezalandırılmayan İsrail, Pakistan ve Hindistan’ın aksine Kuzey Kore, söz konusu sözleşmeyi imzalamamış veya onaylamamıştı.

Görünüşe göre o zamanın jeopolitik değerlendirmelerini (ve belki de nükleer silahların yayılmasını yasaklama rejiminin hükümlerini) ön plana yerleştiren Rusya, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne nüfusun temel gıda ürünleri ve enerji kaynakları da dahil olmak üzere pek çok ürünün tedarikinin yasaklanması gibi yaptırımlara tereddütlü bir şekilde katıldı. Ancak Pyongyang’a her türlü yaptırıma katılma dönemi Rusya için sona ermiş görünüyor. Kremlin’in, Moskova’nın dış politikasına sürekli destek verdiği görülen Kuzey Kore’nin savunma programlarına karşı tutumu da değişti. Bu, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun Kore Savaşı’ndaki Zafer Günü kutlamasına katılmak üzere Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne yaptığı son ziyaretle de gözler önüne serildi. Aynı zamanda bu savaşta canlarını feda edenleri anmak için yapılan bu ziyaret, yeni Rusya’nın Savunma Bakanı tarafından bu ülkeye gerçekleştirilen ilk ziyaret olma özelliğine sahip. Bu seçkin konuğa, Pyongyang’daki etkileyici bir silah sergisinde, gözlemcileri ve analistleri hayrete düşüren modern silah türleri arz edildi. Yabancı temsilciler bu silahları daha önce görmemişti. Hatta Kuzey Kore’de bu silahların varlığına dair herhangi bir fikirleri yoktu. ABD’nin dört bir yanında herhangi bir hedefi vurabilen kıtalararası Hwasong-17 adlı balistik füzenin adını vermek yeterli. Rus Bakan’ın davet edildiği kapalı gece askerî geçit törenine ilişkin haberler de geldi.

Batı basını hemen, Moskova’nın, Rus ordusunun Ukrayna’daki özel operasyonda eksikliğini hissettiği iddia edilen Kuzey Kore silahlarını satın almaya ilişkin sözde planlarına dair her türlü uydurma hikâyeyi yayınlamaya başladı.

Rusya’nın kendisine yetecek kadar silahı var. Bununla beraber başkentte ve her yerdeki analistler, mesela Kuzey Kore’nin askerî sanayisinin, Rus Silahlı Kuvvetleri tarafından kullanılan hafif silahlar için neredeyse tüm kalibrelerde mermiler üretmesine özel önem atfettiler. Örnek vermek gerekirse; haftalık Argumenty Nedeli gazetesinin genel yayın yönetmeni olan ünlü gazeteci Andrey Uglanov, makalesinde, örneğin 7,62 kalibrelik tüfek mermilerinden ve ağır makineli tüfekler için 5,45 ve 12,7 kalibrelik mermilerden bahsediyor. Uçak topları için 23 mm’lik mermilerin yanı sıra Rus topçularına uygun 122 mm ile 152 mm’lik mermiler de var. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, ünlü Rus Grad fırlatıcılarına benzer füze fırlatıcıları üretiyor ve bunlar o kadar modernize edildi ki ateşleme hızı, Rus aslındaki atış hızının iki katına ulaştı.

Sovyetler Birliği’nde geliştirilip üretilen 130 mm’lik çekili silah M-46 ise ilk kez Çin’de modernize edildi ve buna Model-59 adı verildi. Böylece bu silahın mermileri, küresel pazarda Giatsint adıyla tanınan yeni Rus muadillerinden daha uzağa, tam olarak 44 km mesafeye ulaşabilir hale geldi. Çin’de M-46 üretimi uzun süre devam etmedi, ancak aynı şey Kuzey Kore için söylenemez. Zira halen Sovyetler Birliği sonrası dönemde Rusya’da üretilenler de dahil olmak üzere aynı silahlara ve bunların özel mermilerine ait büyük stoklar bulunduruyor.

Gazeteci şunu hatırlatıyor: Çünkü (askerî uzmanlara göre) toplar, bazı yönlerden rakibi olmayan bir silahtır. Zira düşmanı hareket halindeyken bile uzaktan etkili bir şekilde vurabilir.

Bu bağlamda genellikle, yalnızca 70 km menzile sahip Amerikan ‘Himers’ tipi benzerlerinden veya her zaman talep edilen ve çoğunlukla piyasada arzı az olan Rus muadili Tornado-S sisteminden daha uzak mesafelerden çalışan, yüksek hassasiyetli sistemlere işaret ediliyor. Kuzey Koreliler ayrıca 200 ila 250 km menzile sahip KN-09 adlı 300 mm’lik roketatarların nasıl yapılacağını da öğrendi. Bu silah, Tornado-S ile aynı kalibreye sahip olmakla birlikte menzil bakımından ondan üstün; Rus muadilinin menzili sadece 120 km. Bununla birlikte uzmanların dediğine göre ABD, Ukrayna’ya bu menzilde sistemler tedarik etmeye henüz başlamadı. Kuzey Kore, uçuş sırasında yörüngesini ayarlayabilen yüksek hassasiyetli füzeler de üretiyor.

Nükleer başlıklar taşıyabilen Iskender sisteminin KN-23 adlı Kuzey Koreli benzerleri de Rus ortakların ilgisini çekebilir. Bunların füzelerinin menzili 690 km’ye ulaşıyor (Yakın geçmişte yürürlükte olan Orta ve Kısa Menzilli Nükleer Füzeler Anlaşması’nda belirtildiğine göre, Kuzey Koreli versiyondan iki metre daha kısa olan Iskender füzesinin menzili, sadece 500 km).

KN-23’ün Kuzey Kore askerî tatbikatlarında çok sık görüldüğü gerçeğinden hareketle gözlemciler, bu epey gelişmiş silahın uzun bir süredir büyük miktarlarda üretildiği sonucuna varıyor. Bu da demek oluyor ki gerekirse dış pazara tedarik edilebilir.

Elbette olası anlaşma örnekleri, analist spekülasyonlarından ibaret. Nitekim basında herhangi bir sözleşmeye ilişkin açık bir veri yok (ve olamaz). Biz burada sadece, Pyongyang’ın yeteneklerinden bahsediyoruz. Yukarıda zikredilen örneklerden de anlaşılacağı üzere bu muazzam yetenekler şu ana kadar hafife alındı: Ya prensipte ya da (ABD’nin neredeyse tüm anlaşmalardan çekilmesinin ardından) artık önemsizleşen, daha doğrusu bağlayıcı olmayan yaptırımlar faktörü dikkate alınarak. Her halükârda Kuzey Kore’ye ve onun uluslararası imajına yönelik tutum da değişiyor.

Bu, Kore Savaşı ve İkinci Çinhindi Savaşı sırasında var olan ittifaka benzer şekilde Rusya, Çin ve Kuzey Kore arasında gerçek bir ittifak kurulması gibi hızlı sonuçlara varmak gerektiği anlamına gelmiyor. Ama Rusya ve Kuzey Kore arasındaki barışçıl ticari ve ekonomik iş birliği hızla gelişebilir.