Abdullah Utaybi
Suudi Arabistanlı yazar. İslami akımlar araştırmacısı
TT

Gazze'yi kurtarmak tarihi bir misyondur

Başta Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere Arap ülkelerinin, olayların başladığı 7 Ekim'den bu yana Gazze'de üstlendikleri en büyük misyon, ateşkesin sağlanması ve hayatta kalan Filistinli sivillerin korunmasıdır. Yaşanan bu yıkımdan ve misyonunu yerine getirene kadar önerilen tüm çözümleri reddeden İsrail'in devam eden vahşi suçlarından sonra, Arap ülkeleri bunu başarmaya çok yakın.

ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesine yönelik üç aşamalı bir öneri sundu ve bu savaşı sona erdirecek her öneri, dikkate değer bir öneridir. Arap ülkeleri de söz konusu öneriyi ciddiye alacaktır çünkü Gazze'deki Filistin halkı, başından sonuna kadar yaşanmasında hiçbir suçunun olmadığı, dayanılmaz, vahşi bir savaşın cehenneminde yaşıyor. Amerikan müzakereleri Katar üzerinden Hamas hareketi ile yapılıyor, çünkü savaştan önce Gazze'yi yöneten ve rehineleri elinde tutan da odur.

Biden'ın önerisi İsrail için uygun görünüyor, çünkü askeri açıdan tüm hedeflerine ulaşmış, Gazze'deki hemen hemen her şeyi yok etmiş, Gazze halkından yaklaşık 40 bin kişi öldürmüş durumda ve geriye yalnızca Hamas'ın elindeki rehineleri kurtarmak kaldı. İsrail Başbakanı Hamas'ı ortadan kaldırmaya çalıştığını yineliyor olsa da bu hedefin gerçekleşmesi mantıksal nedenlerden dolayı şüpheli. Zira Filistin'deki bölünmeyi güçlendirmek için, başbakanlığı sırasında Hamas'ın Gazze'deki Filistin Otoritesi’ne karşı şiddetli ve kanlı darbesine izin veren bizzat Netanyahu'ydu. Yıllar boyunca İsrail bankaları aracılığıyla Hamas hareketine milyarlarca mali transfer yapılmasına izin veren oydu, çünkü Hamas onun bir Filistin devletinin kurulmasını reddeden görüşüne hizmet ediyordu.

Filistin sorununa gerçek ve kalıcı bir çözüm arayan herkes, Gazze'deki Filistin halkına hizmeti birinci öncelik haline getirmelidir. Gazze'deki Filistin halkı uzun yıllar boyunca Hamas'ın demirden ve ateşten yönetimi altında yaşıyor. Hamas’ın yönetiminin demir ve ateşten olduğunu destekçileri bile kabul ediyor ve kimse itiraz etmiyor. Aksine Hamas'ın böyle eylemlerde bulunma hakkını haklı gösteren konuşmalar yapılıyor çünkü Hamas "direniş", "cihat" veya benzeri sloganları temsil ediyor. Savaşın bitiminden sonraki gün sonuçları nedeniyle Filistin halkını bu adaletsizlikten kurtarmak bir öncelik olmalı.

Ne Netanyahu ne de aşırı sağ hükümeti Filistin Otoritesi’nin Gazze’nin yönetimine geri dönmesini hiçbir şekilde istemiyor. Arap ülkeleri ise tam olarak bunun için çabalamalılar. Filistin Otoritesi’nin Gazze yönetimine geri dönmesini sağlayacak uluslararası bir konsensüs oluşturmaya çalışmalılar. Filistin Otoritesi’nin dönüşü şunların gerçekleşmesi için önemlidir; Filistin saflarını birleştirmek, siyasi karar alımının birliğini güçlendirmek, Arap halklarına ve ülkelerine düşman olan tüm bölgesel projelerin dayandığı, bölgenin en eski sorununa gerçek ve kalıcı bir çözüm oluşturacak gelecekteki anlaşmaların uygulanmasını sağlamak.

Bilhassa Arap Körfez ülkeleri, konutlar, mahalleler, hastaneler, okullar ve entegre altyapı olsun Gazze’yi inşa etmek için milyarlarca dolar harcadı. Biden'ın önerisine göre Körfez ülkelerinin Gazze'nin yeniden inşasına katkıda bulunması için, Arap karşıtı bölgesel projeleri gerçekleştirmek, bir bütün olarak Filistin meselesine gerçek çözümleri reddeden İsrail ajandasına hizmet etmek amacıyla, her birkaç yılda bir Gazze'yi yakıp yıkan siyasi ve askeri çılgınlıklara girişilmeyeceğinin garantisi verilmeli.

Buradaki önemli soru şu; Arap ülkelerinin Filistin saflarını birleştirme, silahı ve gücü Filistin Otoritesi’nin elinde toplama arzusu ve en önemlisi gücü var mı? Cevap kesinlikle evet, arzusu ve gücü var ama buna en büyük muhalif İsrail ve onun aşırı sağcı hükümeti. Dolayısıyla ateşkesin ardından, 2013'te olduğu gibi tarihi ve insani bir misyon ile Gazze'yi kendisini ve halkını rehin alan her türlü silahlı örgütten arındırmaya çalışmalıyız. 2013’te Arap ülkeleri, Arap Baharı olarak bilinen olaylardan sonra Mısır devletini kendisini rehin alanlardan kurtarma ve geri alma konusunda Mısır halkını ve devletini desteklemişlerdi. Bu, Obama ABD’sinin -o dönemde- karşı çıkmasına rağmen başarı ile gerçekleştirilmiş tarihi bir misyondu. Ama Mısır ile Gazze arasında önemli bir fark var, o da Mısır'ın kurtarılması misyonu güçlü ordusuna dayanmıştı, Gazze'nin ise bir ordusu yok.

Hedef ve amaç belirlendikten sonra birçok engel aşılabilir ve bazı bölge ülkelerinin desteklediği sloganlardan, abartılardan uzakta çözüme giden yollar çizilebilir. Zira söz konusu sloganlar, Arap karşıtı bölgesel projelerle bağlantılı, onlarca yıldır politikaları radikal grupları Arap ülkelerinin istikrarını baltalamak için kullanmaya dayanan bazı Batılı ülkeler tarafından desteklenen radikal grupların tartıştığı sloganlardır. Gazze’ye dönecek olursak, böyle bir çözüm hayata geçirilmediği takdirde Gazze’de birkaç yılda bir aynı senaryo yaşanmaya devam edecek.

Radikal grupların doğasını, söylemlerini, kavramlarını ve siyasi bağlantılarını anlamak, tarihin mantığını anlamak, bölgesel ve uluslararası güç dengesinin farkında olmak, bazı hesaplar derin ve samimi araştırmalar masasına yatırılmadığı sürece Gazze'de gelecekte olacakları tahmin etmeyi kolaylaştırıyor.

Son olarak, Gazze'nin halihazırda yaşadığı trajedi dünyada öfke ve sempati uyandırdı ve onu bu dehşetten kurtarmak büyük ama olmazsa olmaz bir misyondur.