Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) El-Cezire ilinden çıkarılmadan önce işlediği ihlallere ilişkin korkunç anlatıların ardından Sudanlılar şimdi de Hartum'un özgürleştirilmesinden önce yaşanan ihlallerin travmasını yaşıyor. Bu ihlaller, bugünlerde birçok yerde dolaşımda olan videolarla belgelenmiş durumda.
Büyük konteynerlerin içinde yanmış ceset kalıntıları. Bir okuldaki bir odada kilitlenerek susuzluktan ölüme terk edilen tutuklular. Kilitli tutuldukları ve bilinmeyen bir süre boyunca bu şekilde bırakıldıkları bir evin banyosunda bağlı olarak bulan cesetler. HDK üyeleri insanların cenazeleri mezarlıklara gömmesi için dışarı çıkmalarına izin vermediğinden, bazı evlerin içinde ve bazı sokaklarda bulunan mezarlar.
Ordu tarafından rastgele gözaltı merkezlerine dönüştürülen evlerden ve kamplardan kurtarılan tutuklular işkence, kötü muamele ve yiyeceğe ulaşamadıklarından bahsetti. İçlerinden bazıları ölmüştü, ancak kimsenin onları gömmesine izin verilmedi. Hayatta kalanlar içler acısı bir durumdaydı. Bazıları iskeletten farksızdı. Esaret altında oldukları süre sona erdikten birkaç gün sonra kurtarılamayarak öldüler.
Bu uygulamaların yarattığı travma ve Darfur'dan el-Cezire’ye, Hartum'dan diğer bölgelere yankılanan ihlallere ilişkin anlatılar nedeniyle HDK ile Sudan halkının çoğunluğu arasında büyük bir uçurum oluştu. Bu uçurumun kapatılması çok zor. Sonuç olarak Sudan sahnesinde yeni bir gerçeklik oluştu. İnsanların kayda değer bir çoğunluğu artık yelpazenin bir tarafında yer alıyor. Sadece HDK'nın vatandaşları evlerinde ve mülklerinde hedef alan ve onurlarını zedeleyen uygulamalarını görüyorlar ve dolayısıyla, onunla bir arada yaşamanın imkânsız olduğunu düşünüyorlar.
Yaygın ihlaller aynı zamanda çok sayıda genç ve yetişkin erkeğin halk direnişi komitelerinin ve ordunun saflarına katılmasına neden oldu. Bu da pek çok kişinin mülklerini ve şereflerini korumak için savunmaya geçtiği ve Sudan'ı büyük bir iç ve dış komplodan korumak için bir beka meselesi olarak gördüğü savaştaki denklemlerin değişmesine katkıda bulundu.
Bu sahnede, savaşın yaklaşık 18 ayı boyunca müzakerelere daha açık olan Sudan ordusu şimdi tutumunu sertleştirdi ve artık müzakereleri reddediyor. Sudan ordusu, geçtiğimiz yılın sonlarından bugüne kadar Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Yardımcısı Korgeneral Şemseddin Kabaşi ve Yardımcısı Orgeneral Yasir el-Ata’nın açıklamaları çerçevesinde sert bir tutum sergiledi. Ordu ve Egemenlik Konseyi'ndeki diğer üst düzey isimlerle birlikte, müzakere ve ateşkes olmayacağı, HDK bir çözüm istiyorsa silahlarını teslim etmesi ve belirli askeri kışlalara gitmesi gerektiği yönünde bir tutum benimsendi. Ordu ve müttefiklerinin geçtiğimiz eylül ayında savunmadan saldırıya geçmelerinden bu yana sahada kaydettikleri önemli ve hızlı ilerleme, bu değişimin bir nedeni olduğu gibi, HDK'nın vatandaşlara yönelik ihlalleri ve mülk, kurum ve altyapıyı yaygın ve sistematik bir şekilde tahrip etmesi de kamuoyundaki havanın değişmesinde ve HDK’ya karşı sert söylem benimsenmesinin bir diğer etkeni oldu.
Elbette, kendi hesaplarına göre HDK için kurtarılabilecek ne varsa kurtarmaya ve HDK’nın Hartum'dan taktiksel olarak çekildiğinden ve savaşı sona erdirmek için ordu ile bir anlaşmaya varmak üzere gizli görüşmeler yaptığından bahsederek, HDK’nın aldığı son yenilgileri haklı çıkarmaya çalışanlar da yok değil. Bu kişiler, söylemlerini destekleyecek mantıklı argümanlar sunmadıkları gibi, HDK'nın geleceğine ve rolüne ilişkin vizyonları hakkında da herhangi bir ayrıntı vermiyorlar. “Yaptığı bunca şeyden sonra, gelecekteki herhangi bir senaryoda HDK’ya bir rol verilebilir mi? Savaş sonrası dönemin hedefleri ve planları arasında yer alması gereken ‘profesyonel’ ulusal orduya entegre edilebilir mi? HDK’ya gelecekte herhangi bir rol verilmesi Sudan'daki savaşların sona ermesi anlamına mı gelecek, yoksa diğerlerini de bu deneyimi tüm trajedileriyle birlikte tekrarlamaya mı teşvik edecek?” şeklindeki soruların hiçbirine yanıt veremiyorlar.
Orgeneral Burhan ve HDK komutanı Muhammed Hamdan Daklu’nun (Hemdeti) bu haftanın başında yaptıkları son açıklamaları taraflar arasında müzakere olmayacağının teyidi niteliğindeydi. Bu da önümüzdeki dönemde askeri operasyonların hızının artacağına ve çatışmaların Hartum'dan HDK ve müttefiklerinin son kaleleri olan Darfur ve Kordofan'a taşınacağına işaret ediyor.
Sudan'daki pek çok tarafın, HDK'ya bir sonraki aşamada Sudan sahnesinde askeri ya da siyasi rol verecek herhangi bir müzakereye dönmenin artık söz konusu olmadığı kanaatine vardığına dair pek çok gösterge mevcut. Bu koşullar altında yapılacak herhangi bir müzakere, askeri mühimmatın teslim edilmesi ve HDK üyelerinin terhis edilmesi şartlarına bağlı olacağına şüphe yok. Böyle bir formülde bile Orgeneral Burhan son konuşmalarında, vatandaşlara, ülkeye ve ülkenin hayati tesislerine karşı işlenen yıkım, cinayet, tecavüz ve tüm iğrenç suçlar için halkın hesap verme hakkından feragat edilemeyeceğini açıkça ifade etti. Bu tutum sadece ordunun komuta kademesinin görüşü olmakla kalmıyor, aynı zamanda bu savaşta eşi ve benzeri görülmemiş acılar çeken ve bu savaştan birçok ders, ibret ve siyasi hesaplar çıkaran ve gelecekteki olası krizlerin ve savaşların yeniden patlak vermesine sebep olan kısmi çözümlerin tekrarlanmamasının önemine dair farkındalık edinen Sudan halkının geniş kesimlerine hâkim ruh halini de yansıtıyor.