Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Ne savaş ne de barış

Savaş mantığı denkleme girdiğinden beri her iki taraf da aynı dili kullanıyor. Güç dengesi tamamen eşitsiz, ancak burada geleneksel bir denge söz konusu değil: ABD İran içinde savaş tehdidinde bulunuyor ve İran da sınırlarının ötesinde bir savaş tehdidinde bulunuyor. ABD, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri dünyanın görmediği türden füzeler konuşlandırıyor ve İran da kamikaze güçlerini konuşlandırıp bölgesel çatışma uyarısında bulunuyor.

Savaş adımlarının ve tamtamlarının duyulduğu bu sahnenin doruk noktasında, her iki taraf da tehdit dilini tüketirken müzakere tekliflerini fısıldıyor.

Müzakere mantığını kabul eden, uzlaşma mantığını da kabul etmiş olur. Böylece her iki taraf da manevi bir zafer, barış ödülünün yarısını elde etmiş olur. Buna bir de Trump’ın dünya madenlerinden aldığı paylar ekleniyor.

Büyük krizler genellikle büyük uzlaşmalarla sonuçlanır. 1963'te Küba Füze Krizi, dünya patlamadan hemen önce böyle sona ermişti. Böylece büyük güçler zafer ya da ölüm mantığından ne zafer ne de yenilgi mantığına geri çekildiler. Trump'ın devam eden müzakerelerden bahsetmesinden itibaren, savaşın bittiği ilan edildi ve ganimetlerin dağıtımı başladı. Siyasette garip veya şaşırtıcı bir şey yoktur. Donald Trump, ilk döneminde Kim Jong-Un'a en sıcak iltifatları sunmamış mıydı? Belki şimdi de Kim Il-Sung'un torununun önünde kutlama amacıyla bir dizi balistik füze fırlatılması için fırsat uygundur.

Füzeler sıradan hale geldi. Onlarla tehdit etmek daha ucuz, daha etkili ve yüksek derecede manevi bir kazanç sağlıyor. Öyleyse, sessiz versiyonu istenen etkiyi sağlarken, gerekli tüm duyguları ve korkuları harekete geçirirken, altın fiyatlarını ateşlerken, gümüş fiyatlarını alevlendirirken, sonra söndürürken, sonra madenlerin fiyatlarını ikiye katlarken, sonra piyasayı sarsarken, tüm dünya bir spekülasyon pazarı haline gelirken, neden bir psikolojik savaşa girilsin ki? Zengin olan zenginleşti, fakir olan daha da fakirleşti.

Dünya bahisler paniğini, kaybetme korkusunu ve yanılsamaların coşkusunu yaşıyor. Ve hiçbir ders almıyor. Çünkü ders akıllılar içindir, dersler ise aptallar içindir.