Netanyahu'nun savaşlarının temel amacı Filistin devletini engellemek olduğunda, yapabileceği en fazla şey kuruluşunu ertelemektir. Zira sadece ön koşullarının -toprak, halk ve uluslararası meşruiyet- tamamlanmış olması değil, aynı zamanda kuruluşunun bölgede, hatta dünyada arzu edilen ve gerekli istikrarla bağlantısı konusunda küresel bir fikir birliğine varılmış olması sebebiyle, tüm dünya kesinlikle kurulması için siyasi ve pratik zemini hazırlamış bulunuyor.
Gazze'nin tamamen yerle bir edilmesi, yüz binlerce sakininin öldürülmesi ve yaralanması, iki yıldan fazla süren savaşın yanı sıra, İsrail'in tüm düzenli kuvvetlerini, yerleşimcilerini ve güvenlik güçlerini seferber ettiği Batı Şeria'ya karşı yürütülen savaş, tüm bunlar sadece 7 Ekim 2023'te yaşananlara karşı bir intikam savaşı değildi. Keza Gazze çevresindeki yerleşim yerlerinin sakinlerine güvenlik sağlamak için girişilen bir savaş da değildi. Aksine, bu savaş, Filistin topraklarında bir Filistin devletinin kurulması için gerekli maddi ve siyasi potansiyeli yok etmeyi amaçlıyordu.
Güvenlik ve tehlikenin önlenmesi gerekçe ve bahane olarak gösterilmişti, ancak amaç çok daha geniş ve kapsamlıydı. Filistin meselesini aşarak, Büyük İsrail hayalini, daha doğrusu yanılsamasını yeniden canlandırma kertesine vardı. Bunu gündeme getiren de İsrail içindeki marjinal bir grup değil, tüm dünyanın duyduğu yüksek ve doğrudan bir sesle dillendiren Netanyahu'nun kendisiydi. Ardından aynı bağlamda, bir süper gücün büyükelçisi olarak bu şekilde konuşmaması gereken ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin garip açıklamaları geldi. Huckabee, İsrail'in güvenlik ihtiyaçlarından ve ABD'nin bunlara yönelik garantilerinden değil, Büyük İsrail'den bahsetti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail'de bir numara olma konumuna bağımlı ve bu konumu koruma arzusu hayatının amacı haline gelmiş biri olarak, en ufak bir kısıtlama olmaksızın yedi cepheli bir savaşa daldı. İsrail'den, istediği gibi ve mutlak zaferi için gerekli gördüğü şekilde hareket etmek için açık çek istedi ve istediğini aldı. Muhaliflerini susturmayı başardı, bakanları ve üst düzey yetkilileri, nihai zaferini engelledikleri bahanesiyle görevden aldı. Bu savaşla, İsrail'in en üstün ve tek lideri olarak konumunu sağlamlaştırdı. Gazze'deki zafer, Ortadoğu'da arzuladığı zaferin sadece bir detayı olacaktı.
İsrail'de, evdeki hesapla çarşıdaki hesap arasındaki farkı sürekli ortaya koyan bir tahsilat dönemi vardır; o da parlamento seçimleri. Bu seçimler tek başına İsrail'i kimin yöneteceğini ve savaş ilan etmek veya başka herhangi bir projeye girişmek de dahil olmak üzere büyük kararları kimin alacağını belirler. Kuruluşundan bu yana İsrail, seçimleri kazanma ve kaybetme denklemiyle yönetilmiştir. Netanyahu da İsrail'deki siyasi elit ve parti liderleri arasında en kurnaz ve iç çelişkileri ve anlaşmazlıkları kendi lehine manipüle etmede en yetenekli kişi olduğu için birincisinden yedincisine kadar seçim kampanyaları, iç ve dış politikasının itici gücü oldu.
İsrail, seçim sonuçlarının açıklandığı günden yeni seçimlerin yapılacağı güne kadar uzanan bir seçim dönemini yaşamaya mahkumdu. Böylece Netanyahu, İsrail tarihinin en uzun süre görev yapan lideri olarak konumunu sağlamlaştırdı.
Seçimlere sadece birkaç ay kaldığından, kampanyası önceki kampanyalarından daha da yoğun. Sabah kahvesini içerken günlük anket sonuçlarını okuduğundan, yenilgisinin kaçınılmaz olduğuna neredeyse kesin bir şekilde ikna olmasını sağlayan ciddi bir endişeye kapılmış bulunuyor. Bu endişe, halkın çoğunluğunun ve onu devirmek isteyen tüm güçlerin, İsrail için esas olan konularda başarısız olduğunu düşünmesinden kaynaklanıyor. Zira Gazze'de vaat ettiği mutlak zaferi gerçekleştiremedi, Filistin devletinin kurulması sürecini de sonlandıramadı; bu süreç, özellikle İsrail'in bölgedeki güç, üstünlük ve hatta saldırgan savaşlarının hamisi olarak gördüğü ülkelerden dahi eşi benzeri görülmemiş uluslararası bir destek gördü.
İsrail'in iç sorunlarını çözmek yerine, bu sorunları daha da kötüleştirmede, özellikle de İsrail'in kalıcı sembolü olarak gördüğü yargı sistemi ve Haredi Yahudilerinin askere alınması sorunu etrafındaki çatışmayı körüklemede aktif rol oynadı. Derin devletin tüm kaynaklarını kendi liderlik hırsları için kullandığı yönünde sürekli ve artan suçlamalar ile de karşı karşıya bulunuyor. Ayrıca, hapis cezası, ev hapsi veya en iyi ihtimalle muhalefette bir koltuk ya da hükümette ikinci bir liderlik pozisyonu gibi, kendisini bekleyen cezadan kaçınmak için devlet sistemini değiştirmeye çalışmakla da suçlanıyor.
Seçim şansını artırmak için yaptığı son girişim, Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin ziyaretine ve Knesset'e yapacağı konuşmaya dayanarak, Asya, Afrika ve hatta Arap devletlerinden oluşan altılı bir ittifak kurmaya çalıştığı iddiasıydı. Seçimlerde avantaj sağlamak için Modi ile olan kişisel ilişkisinin bu tek taraflı ilan edilen ittifakın temeli olduğunu da belirtti. Aynı oturumda, eski ve yeni bir ittifak olarak tanımladığı şeyin temeli olarak Başkan Trump ve Modi ile olan kişisel ilişkilerinden de bahsetti.
Netanyahu, öz reklam kampanyasının faydasını görüp anketlerin öngördüğünün aksine, seçimi kazanacak mı? Yoksa bu sefer başarısız olup siyasi kariyeri sonlanacak mı? Bekleyip göreceğiz.