Bekir Uveyda
TT

Çatışma geri dönüşü olmayan bir noktaya vardı

Washington-Tel Aviv’in İran rejimine karşı savaşında gerilimi azaltmaya yönelik çağrıların ardındaki iyi niyetler yadsınamaz, ancak çatışma geri dönüşü olmayan bir noktaya vardığı için bu çağrıların yerine getirilmesi imkansız. Dahası ABD Başkanı Donald Trump'ın, Dini Lider Ali Hamaney'in hedef alınmasını onaylayarak savaşın ilk gününden itibaren, gerilimi azaltma olasılığını tamamen ortadan kaldırdığını söylemek belki daha doğru olur. Oysa geçen yaz yaşanan çatışma sırasında Binyamin Netanyahu'nun böyle bir eylemde bulunmasını engelleyen de oydu. Hamaney suikastına ilave olarak, aynı gün rejimin birçok üst düzey askeri yetkilisi de öldürüldü. İran’ın Uzmanlar Meclisi'nin pazar akşamı Mücteba Hamaney'in babasının halefi olarak seçilmesini onaylamasıyla, gerilimi azaltma kapısı daha da sıkı kapandı. Dahası, ABD Başkanı’nın, savaşı sona erdirmek için İran'ın tam ve koşulsuz teslimiyetini şart koşarak tüm bunlardan önce bu kapıyı kapattığı aşikar. Bu, ABD ve İsrail saldırılarının devam edeceği ve nihai hedeflerine ulaşılana kadar geri adım atılmayacağı anlamına geliyor.

Peki, savaşın hedefleri açık ve net mi? Amerikalılar ve İsrailliler tarafından yapılan açıklamalara göre cevap evet; hedefler açık ve çoğuna ulaşıldı. Bir ölçüde bu doğru. İran'ın askeri kapasitesinin yerle bir edilmesi hedefinin, başta Amerikan ve ardından İsrail’in askeri gücünün ezici üstünlüğü sayesinde başarıyla ilerlediği açık ve net. Bu da ABD-İsrail’in havada ve denizde üstün olmasını mümkün kıldı. Bu unsur tek başına, özellikle Washington'u İran topraklarına Amerikan birlikleri konuşlandırma ihtiyacından kurtarmak için yeterli. Kaldı ki ABD, askerlerini İran'ı işgal etmek için göndermek yerine, Irak ve İran arasındaki sınırda bulunan İranlı Kürt muhalif savaşçıları, düzenli İran güçleriyle çatışmaya girmeye kışkırtmaya yöneldi. Ancak bu, Washington'un beklediği kadar hızlı gerçekleşmedi.

Peki, savaş, her geçen gün artan aşırı ekonomik maliyetine rağmen, süresiz olarak devam edecek mi? Hayır ve aynı anda evet. Böyle bir cevap vermemizin nedeni, Başkan Trump'ın savaşı devam ettirme veya derhal sonlandırma konusunda kilit bir role sahip olduğu ilkesinden yola çıkıyor. Pazartesi günü CBS News'e yaptığı açıklamada, “war is very complete, pretty much” (savaş neredeyse tamamlandı) diyerek, elde edilenlerin planın beklentilerini aştığını vurguladı. Ancak öte yandan, Başkan Trump'ın açıklamalarının düşmana karşı psikolojik savaş olarak yorumlanabileceğini, durumun İran rejiminin uzun süreli bir savaşa hazırlanmış olduğunu, ABD'yi kara işgaline çekmeyi, daha yüksek can kayıplarına neden olmayı amaçladığını gösterdiğini öne sürenler de olabilir. Bu argüman da göz ardı edilemez ve İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) devletlerini hedef alarak gerilimi tırmandırmasının ardındaki amaç da muhtemelen budur.

Ancak Tahran'ın komşularını hedef almaya devam etmesi, medya platformlarındaki destekçilerine her zamanki demagojik söylemi sunsa bile, kendisine pek fayda sağlamayacaktır. Bu savaş, İran'ın nükleer programının belini kırdı, füze gücünü neredeyse felç etti. Savaş tam anlamıyla patlak vermeden önce de bölgesel vekillerinin etkisi sona ermişti. Bu, Aksa Tufanı ile başlayan ve sonuna ya da neredeyse sonuna ulaştığı için geri dönüşü olmayan noktaya varan bir savaştır.