Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Ali Laricani: Ölümcül aşk

İsrail'in, İran rejiminin en üst düzey siyasi figürü ve Humeyni ideolojisinin en kıdemli koruyucusu Ali Laricani'yi öldürdüğünü duyurması önemli ve anlamlı bir haber.

O, “devrimin” başlangıcından İsrail onu dün selefinin adaşı ve Besic milislerinin komutanı Gulam Rıza Süleymani ile birlikte hedef alana kadar devrimin suları, altını ve kılıçlarıyla şekillenmiş bir adamdı.

İsrail'in Laricani'yi hedef alan hava saldırıları, gerçekte, neredeyse yarım yüzyıldır hüküm süren İran rejiminin yapısının temel taşlarından birini yıkmayı amaçlıyordu. Bu sıradan bir rejim değil, kalbi Tahran'da atan, ancak özellikle Arap dünyasında her yere yayılmış kolları ve uzuvları olan küresel bir ağdır.

Bu konuda, yani Arap dünyamızla ilgili olarak, Laricani suikastının ayrıntılarında -saldırının büyüklüğüne ve ciddiyetine rağmen- dikkatimi çeken asıl husus, İran'da onunla birlikte olan bir grup Arap'ın da öldürüldüğünün duyurulmasıydı. Onların gizli sığınakta mı, yoksa başka bir yerde mi onunla birlikte olduklarını bilmiyoruz. Ancak her halükarda haberlerde Filistin İslami Cihat hareketinin ikinci ismi ve askeri kanadının komutanı Ekrem el-Acuri ile İslami Cihat'ın siyasi büro üyesi ve önde gelen liderlerinden Muhammed el-Hindi'nin yanı sıra hareketin diğer Filistinli liderlerinin öldürüldüğünden bahsediliyor.

Filistin İslami Cihat hareketinin Humeyni ağıyla organik bağlantısı uzun zamandır biliniyor ve sembolü, kurucusu Fethi el-Şikaki bu yakınlığın mimarıydı.

Mısır'da öğrenim gören ve Seyyid Kutub'un ideolojisinin ateşli bir takipçisi olan Filistinli Fethi Şikaki, İran Devrimi olarak bilinen olaydan etkilenmişti. Hatta hayranlığını dile getirdiği, 1979'da Mısır'da yayınlanan ve tutuklanmasına yol açan “Humeyni: İslami Çözüm ve Alternatif” adlı bir kitap bile yazmıştı.

Fethi Şikaki, İran Devrimi'ni örnek alınması gereken bir model olarak savunan en önde gelen Filistinlilerden biriydi. Aslında Şikaki, Humeyni'ye aşık olan tek Filistinli aktivist değildi ama en ateşli olanıydı. Ayrıca, bu aşka sadece Filistinli İslami hareketler ve hatta genel olarak Müslüman Kardeşler kapılmamıştı, ancak bu başka bir hikaye.

İslami Cihat Hareketi, İran rejimiyle sürekli ve organik bağlantısı ile diğer Filistinli İslamcı devrimci örgütlerden ayrılıyordu; öyle ki, bazıları onu İslam Devrim Muhafızları'nın bir uzantısı olarak görüyordu. Fethi Şikaki döneminden, Ramazan Şallah ve Ziyad Nahale’ye kadar bu örgütün İran ile organik bağı devam etti. Ama bu örgüt daha derin bir hastalığın sadece belirtisi, özü gizleyen bir örtüdür. Daha önce de gözlemlediğimiz ve bugün de gözlemlemeye devam ettiğimiz gibi, Humeyni’ye duyulan bu hayranlık, bir soruna, hatta sorunlara işaret ediyor; bu sorunlar, Arap ve İslam dünyasının dışında ve elbette içinde de yer alan bazı psikolojik, siyasi ve entelektüel yapıları içeriyor; belki de Batı solunun bazı kanatları bu sorunları ortaya koyuyor olabilir.

Her şeye rağmen, Humeyni’ye duyulan bu ölümcül hayranlık neden kaynaklanıyor?

Bu konuyu yakında birlikte ele almaya çalışacağız.