Savaş vurguncuları gibi, dedikoducular ve komplo teorisyenleri de insanların korku ve endişelerinden besleniyorlar.
Savaşta ilk kurşun sıkıldığı anda, teoriler havada uçuşmaya başladı ve en öne çıkanlardan birisi, savaşın Körfez petrolünü ve deniz yollarını kontrol etmek için Çin'e karşı bir Amerikan stratejik planından başka bir şey olmadığı yönündeydi. İkinci teori, Trump'ın bölgeyi yıkıcı bir savaşa sürüklediği ve Körfez ülkelerini kaderleriyle baş başa bırakarak çekileceği şeklindeydi. Trump'ı bu savaşa sürükleyenin Netanyahu olduğuna ve her ikisinin de çatışmadan çekileceğine inananlar da var. Üçüncü teori ise savaşın İsrail'e bölgesel bir rol kazandırmak ve Filistin davasını ortadan kaldırmak için başlatıldığı yönünde.
Bunların hepsi tartışmaya açık teoriler ve gerçek kesin değil ama gerçek neden daha basit olmasın?
İran'a karşı savaş, uzun süreli gerilimin ve vekalet savaşlarının bir sonucudur ve rejimi değiştirmeyi veya gücünü sınırlamayı amaçlayan bir savaşla sonuçlanması şaşırtıcı değildir.
Teorisyenler arasında birçok çelişkili argüman var. On yıllarca, sözde “İsrail ve İran’ın birbirlerine hizmet ettiklerinden” bahsettiler. Bu, bugün yaşanan ve iki ülke arasındaki düşmanlığın boyutunu ortaya koyan savaşla yanlış olduğu kanıtlanmış safça bir argüman. İsrail, İran'ı Araplara karşı yaptığı tüm savaşlarda kullandığından daha fazla silahla bombalıyor!
Ayrıca, yıllarca şüphe veya inkarla şöyle denildi: Madem aralarında bu kadar büyük bir düşmanlık var ABD neden İran'a saldırmıyor? Bugün Washington tam da bunu yapıyor, öyleyse neden şaşırıyoruz?
Özellikle entelektüellerin bir kesimi arasında en yaygın teori ise savaşın Amerikan-Çin çatışmasının bir perdesi olduğu ve Washington'un amacının rakibi Pekin'in enerji kaynaklarını ve deniz yollarını ele geçirmesini engellemek olduğu yönünde. Siyaset biliminin ilkelerine dayanan bu teori, büyük güçler arasındaki oyunla ilgili senaryolarla da çelişmiyor. Tek kusuru, ABD'nin zaten okyanuslarda ve Körfez'de su yollarını kontrol ettiğini ve hem karada hem de denizde askeri üslerinin bulunduğunu göz ardı etmesidir. Ayrıca, kendi şirketlerinden yedek parça ve sigorta şirketlerine kadar petrol endüstrisine ve dağıtım zincirine de hakimdir. Dahası, petrol işlemlerinin para birimini kontrol ediyor; bunların çoğu bir uçak gemisinden daha tehlikeli silah olan dolarla yapılıyor. Çin’in ise üsleri, savaş gemileri, üretim veya taşıma şirketleri yok ve petrolünün sadece küçük bir kısmını para birimi yuan ile ödüyor. Amerikalılar bu bölgeler ve hayati tesisler üzerinde neredeyse tam kontrole sahipler, öyleyse neden zaten kontrol ettikleri şeyleri kontrol etmek için savaş açsınlar ki? İran ile savaşın birçok nedeni ve tek bir temel amacı var. En önemli neden, ABD'nin kontrol altına alınması gerektiğine inandığı Tahran'dan gelen artan tehditlerdir; nükleer programı, füzeleri ve sınırlarını aşan milis grupları. Washington'a göre savaşın amacı, İran rejiminin oluşturduğu tehdidi azaltmaktır.
Rejimin İsrail için oluşturduğu tehdit önemli, ancak Körfez ülkeleri ve Maşrık (Levant) için daha da büyük. İsrailliler, Arap devletlerinin caydırıcılık gücünü aşan bir güce sahipler ve bunların en önemlisi, tehdit varoluşsal hale gelirse, İran'ı haritadan silmekle tehdit eden nükleer şemsiyedir. İsrailliler ayrıca Amerikan korumasından da yararlanıyorlar. Birçoğunun fark edemediği husus, bunun Körfez ülkelerini İran'ın gücünün sınırlandırmasından en çok faydalananlar haline getirdiğidir, çünkü stratejik caydırıcı güçleri veya garantili bir Amerikan koruması yok.
Washington, rakibi Çin'e karşı enerji kaynaklarını ve deniz yollarını kontrol etmek istemiyor mu? Evet, ama basit anlamıyla değil zira rekabet dünya haritasında bir satranç oyunudur.
Enerji kaynaklarına ve su yollarına hakim olma yönünde bir plan olduğundan bahsedildiğinde, ifadeleri bağlamı içinde okumak en iyisidir.
Çin-ABD rekabeti Asya ve Afrika'da mevcut ve yoğundur ve bu, Tahran rejiminin bölge ve dünya için yarattığı, Washington'un durdurulması ve caydırılması gerektiğine inandığı noktaya ulaşan ciddi tehditlerden farklı bir konudur.
İki süper güç arasındaki rekabet kaynaklar, pazarlar ve teknoloji konusunda şiddetlidir, ancak bu mutlaka ikisinin yarı doğrudan savaşlara girmesi anlamına gelmez.
Bunun aksine, mevcut petrol şoku sırasında Washington, küresel ekonomik çöküşlere yol açacak bir savaşı önlemek için yaptırımları kaldırdı ve Çin'in İran ve Rus petrolü satın almasını kolaylaştırdı. Dahası, Trump, Tahran'ın dünya için savaş maliyetini artırma planını engellemek amacıyla Çin'e petrol tankerlerini korumaya katılmaları için Çin kuvvetlerini gönderme çağrısı yaptı. ABD'nin Çin ile rekabetinin büyük bir kısmı stratejik ihtiyatlılıktır; ABD enerji yollarını koruyan süper güç olmaya devam ediyor. İronik bir şekilde, Washington'un korumasından faydalanan Çin, aynı zamanda İran'ın askeri faaliyetlerinden en çok zarar gören konumunda; zira İran, Körfez ve Irak petrol ve doğalgazının geçişini engelledi ve tesislerini hedef aldı.
Çin için maliyet yüksek çünkü dünyanın en büyük enerji ithalatçısı konumunda, oysa Amerikalılar şu anda dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz üreticisi konumundalar.
Peki, neden savaş açıldı? Washington, İran'ın kendi çıkarlarına ve müttefiklerinin güvenliğine yönelik tehdidini ortadan kaldırarak etkisini güçlendirmek istediğini, Çin'i şu anda Suudi Arabistan petrolünden veya gelecekte İran petrolünden mahrum bırakmak istemediğini söylüyor.
Mevcut savaşın Washington için sonuçları enflasyon ve iki parti arasındaki seçim yarışı üzerindeki etkisi nedeniyle önemli.
Komploları konuşmaya devam edeceğiz.