Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Kalibaf ve savaş felsefesi üzerine bir oturum

İran Parlamentosu Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, cuma günü “X” hesabından yaptığı paylaşımda, herhangi bir anlaşmanın galibinin ertesi günden itibaren savaşa daha iyi hazırlanan taraf olduğunu belirtti.

Paylaşımında şunu da ekledi: “Garantilere veya sözlere güvenmiyoruz; ölçü yalnızca eylemlerdir. Tavizleri görüşmelerle değil, füzelerle elde ediyoruz.”

Kalibaf, bugün İran'daki Humeyni rejiminin en önde gelen liderlerinden biri ve açıklamasının sadece retorik ve gösteriş olarak değerlendirilmesi gerektiği savunulabilir. Ancak, bilerek veya bilmeyerek, Kalibaf biri tarihsel, diğeri felsefi iki konuya değindi.

Tarihsel olanı, savaşların en azından son yüzyılda İran’ın varlığının temel bir bileşeni olduğudur. 1941'deki İngiliz-Sovyet işgalinden, Sovyetlerin Azerbaycan lehine kuzey İran'ın bazı kısımlarını ilhak etme savaşı, daha sonra İran-Irak Savaşı (Kalibaf'ın gençken katıldığı savaş) ve ardından İran'ın Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen'deki vekalet savaşlarına kadar, neredeyse bir yüzyılı aşkın bu savaşlar boyunca, İran'daki hakim ruh hali savaş dallarında meyve vermiştir.

Tarih felsefesiyle ilgili soru ise şudur: Savaşlar, toplumların, devletlerin ve insan gruplarının tarihinde bir anormallik midir?

Tarihin büyük gözlemcilerinden biri olan Amerikalı tarihçi ve düşünür Will Durant, “Savaş, tarihin sabitelerinden biridir ve uygarlığın veya demokrasinin gelişmesiyle azalmamıştır. 3421 yıllık kayıtlı tarihte, dünya sadece 268 yıl savaşsız yaşamıştır” der. Çarpıcı ve korkutucu bir sonuç!

İngiliz tarihçi ve düşünür Arnold Toynbee'ye gelince, onun vardığı sonuç, savaşın tarihte bir istisna olmadığı, ancak medeniyetin enerjisini tüketen ve onu gerilemeye götüren kalıcı bir kalıba dönüştüğünde varoluşsal bir tehdit haline geldiğidir.

Bu nedenle; Kalibaf'ın sözleri, ister farkında olsun ister olmasın, durgunluğu kıran, birlikleri harekete geçiren ve tarihin sayfalarını açan sözlerdi. İran'ın komşuları onun sözleri üzerinde düşünmeli ve sağduyulu olanlar zamanın dönüşlerine veya İran liderinin dediği gibi “ertesi güne” hazırlanmalıdır.

Atalarımızın da dediği gibi, tarihin olaylarından ve felaketlerinden ders çıkarmak, bilgelik ve sağduyunun en açık tezahürlerinden biridir. Burada çıkarılacak ders veya dersler ise çeşitlidir: siyasi, kültürel, medyatik, güvenlik, elbette ve kesinlikle askeridir! Bahsi geçen her başlık altında, belirli örneklerle gösterilen ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır.

Bütün bunlara rağmen, kıvılcımları ve kötülükleri ile alevleri bizi kuşatan bu savaşta akıl yol gösterici ilkemiz, sükunet amacımız olmaya devam ediyor. El-Hensa'nın dediği gibi:

Savaşla karşı karşıya kaldığında zarar görmeyeceğini düşünen

Bir yanılsama içinde hayatı anlamaktan aciz kalmıştır