Bekir Uveyda
TT

Netanyahu hem kaybeden hem de kazanan ve belki de tam tersi!

İsrail'deki Knesset seçimlerinin sonuçları ne olursa olsun, Binyamin Netanyahu açısından sonuçlar, kazanırsa da kaybedeceği, kaybederse de kazanacağı anlamına geliyor. Bu nasıl mümkün olabilir? Bu bir gizem mi, yoksa büyücülük ve sihirle uğraşanların yaptığı gibi bir tür “falcılık” mı? Hayır, bu bir gizem değil. Aldatma oyunları ve siyasi büyücülük yalanlarına gelince, Netanyahu, İsrail siyasi koridorlarında geçmişteki ve şimdiki tüm İsrailli politikacıları bu konuda geride bıraktı. Aslında, Netanyahu'nun bu konuda kendisini bile geride bıraktığı söylenebilir; çünkü bazen bir yalanı nasıl uydurduğunu ve sonra kendisinin de buna nasıl inandığını o bile merak ediyor olabilir. Bibi olarak bilinen Netanyahu’nun seçimleri kaybetse de kazanan, kazansa da kaybeden olacağı sözümüzün anlamını açıklığa kavuşturmaya gelince, özetle şöyledir; mesele kişisel olarak Netanyahu'yu aşıp, İsrail'in siyasi düzeydeki uzlaşmazlık yöntemleri ile Haredi topluluğu başta olmak üzere uluslararası medyada “aşırı Ortodoks” olarak adlandırılan Yahudilerin benimsedikleri köktendinci ve aşırılıkçı doktrinlerle ilişkilidir.

Elbette, Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin Kassam Tugayları'nın 7 Ekim 2023'te gerçekleştirdiği ve Aksa Tufanı olarak adlandırılan saldırı, bu saldırıdan sonra İsrail'de yapılan ilk seçim olan, net sonuçları resmi olarak birkaç hafta içinde belli olacak dünkü parlamento seçimlerinde en önemli konulardan birini oluşturdu. Bu bağlamda, Likud bloğunun lideri Netanyahu, mevcut hükümetin aşırı dinci liderleri, özellikle de İtamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich ile birlikte kendisini, Hamas'ı ve silahlı kanadını tamamen ortadan kaldırma yolunu sürdürebilecek tek kişi olarak sunuyor. Dahası, Netanyahu ve ekibi iki yönde daha da ileri gidiyorlar; birincisi, iki devletli çözümü kalıcı olarak ortadan kaldırmak ve ikincisi, Gazze Şeridi'nde kalan sakinlerin çoğunu mümkün olan her yolla göçe zorlamak. Buna karşılık, İsrail ordusunun eski genelkurmay başkanı ve Netanyahu'nun ana rakibi Gadi Eisenkot, hem Hamas'ı ortadan kaldırma hem de Gazzelileri yerinden etme konusunda aynı derecede sert bir tutum sergiliyor.

Yukarıdakiler açık bir sonuca götürüyor: Filistin sorununa “nihai çözüm” dayatmaya dayalı İsrail yaklaşımı, sorunu iki yolla tamamen çözmeyi amaçlıyor; birincisi, iki devletli çözümün engellenmesi, ikincisi ise Gazzelilerin zorla yerinden edilmesi ve Batı Şeria'daki Filistinlilere yönelik sistematik baskının devam etmesidir. Siyonist aşırılıkçı güçlerin program ve ajandalarında benimsenen “transfer” ilkesini gerçekleştirmek için onları topraklarından göç etmeye zorlamak amacıyla, yerleşimcilerin onlara karşı barbarca saldırılarına göz yumuluyor. Gerçek şu ki, bu yaklaşım, Netanyahu'nun kazanıp kaybetmesinden bağımsız olarak, İsrail'in seçim “oyununda” en büyük kazanandır. Filistinli örgütlerin Aksa Tufanı saldırısına yol açan düşünce tarzını, vardığımız bu durumdan kısmen sorumlu tutmanın Hamas veya sempatizanları için kabul edilemez olduğunu önceden biliyorum. Öyle olsun. Ancak acı gerçeklerin ortaya çıkacağı bir zaman büyük olasılıkla gelecektir ve o zaman en ağır bedeli ödeyecek olanlar, bugünkü Filistinli çocuklar ve ne kadar uzak görünse de, çok yakın gelecekteki Filistinli gençler olacaktır.