Nuri Said, modern asırda Iraklı siyasetçiler arasında meşhur oldu. Said, birkaç kez başbakanlık yaptı. Yönetimde olmadığı zamanlarda bile hükümet üzerinde etkisini hissettirdi. Fakat diğer Iraklı siyasetçiler gibi onun hakkında da herhangi bir latife ya da nükte bilinmiyor. Ancak buna rağmen Said hakkında pek çok latife anlatılır.
Bu konuda merhum Yusuf Muhammed Selim’den bir latife dinledim. Yusuf Muhammed Selim, Kraliyet Muhafız Alayı’nda subay olduğu ve Kürdistan’da kraliyet sarayını korumakla görevlendirildiği zaman Kürdistan’da Nuri Said ile Erşed el-Ömeri (Başbakan olduğu zamanlarda) arasında düzenlenen toplantının güvenliğini sağlamış. Tam akşam yemeğini yemek üzerelerken Basra’dan yeni gelen Berhi hurmasını sofraya getirmişler. Hurma, sofrada önlerine konur konmaz Erşed el-Ömeri, güzel ve olgun hurmaları alıp yemeye başlamış. Nuri Said de bundan rahatsız olmuş. Said, biraz sonra geriye düzgün hurma kalmayacağını anlamış. Ancak Erşed el-Ömeri’yi nasıl engelleyeceğini bilememiş. Bunun üzerine Nuri Said, aşçı Mesud’a seslenerek, “Oğlum Mesud! Söyle bana, insanlar hurmayı akşam yemeğinden önce mi sonra mı yer?” demiş. Zavallı aşçı, şaşırmasına rağmen bununla neyin kastedildiğini anlamış. Fakat aşçı, iki başbakanın arasında kaldığı için vereceği cevabın ikisini de rahatsız edebileceğini düşünmüş. Ancak aşçı, diplomat bir kişiymiş. Bu kişinin Dışişleri Bakanı olarak değil de Dışişleri Bakanı yerine aşçı olarak tayin edilmesi, Irak’taki felaketlerden birisidir. Aşçı, Nuri Said’in yüzüne bakarak şöyle söylemiş;
“Açıkçası efendim, hurmayı yemekten önce yiyenler de var yemekten sonra yiyenler de.”
Akıllı ve bilgece bir cevap. Bu cevap, Nuri Said’e atılım yapması için bir fırsat vermiş. Nuri Said, “Sadece bilmek istiyorum. Çünkü ağzımızın tadını bile kaybettik. Artık hurmanın ne zaman yenileceğini dahi bilmiyoruz” demiş.
Hurma’dan elini çekmesi için bu sözlerle Erşed el-Ömeri’ye yeterince bir gönderme yapılmış. İşte Nuri Said, yönetimde olmadığı zamanlarda bile Iraklı siyasetçilere bu şekilde davranıyordu.
Birçokları, Nuri Said’in politikalarını ülkeyi 14 Temmuz 1958 devrimine götüren sebepler arasında görmektedir. Nuri Said, İngiltere’yle ittifak yapılmasına ve Ortadoğu’da İngiltere’nin talimatlarına göre hareket edilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu konudaki görüşlerimiz ne olursa olsun Irak halkı, mantıklı ya da mantıksız bir sebep olmaksızın buna razı değildi. İktidardaki herhangi bir hükümetten razı olmamak ve sağlam geleneklere bağlı kalmak Irak halkının bir âdetidir.
Her halükarda Irak halkı, Nuri Said’i ve dönemin diğer siyasetçilerini İngiliz casusu olmakla suçladı. Burada Iraklı diplomat Mun’im el-Hatip, bir gün Muhammed Subhi el-Defteri’yle görüştüğünü ve Nuri Said hakkında konuştuklarını söylüyor. Mun’im, yaşlı siyasetçiye Nuri Said’le ilgili düşüncesini ve Nuri Said’in Ali Cevdet el-Eyyübi’yle nasıl karşılaştırıldığını sormuş. Bunun üzerine Muhammed Subhi el-Defteri, şöyle cevap vermiş:
“Nuri Said’in İngilizlerin kendisinden talep ettiği şeyleri yerine getirmekte asla tereddüt etmediğini söyleyebilirsin. Ali Cevdet el-Eyyübi ise, İngilizlere gidip önceden talep ettikleri şeyleri hatırlatırdı.”
TT
Eski siyasetçilerden Nuri Said
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة