Tahran, Beyrut'tan Bağdat'a kadar hükümetin kurulması ya da hükümetin tamamlanması konusunda birçok sorun çıkartıyor. Bu sorunlar sadece hükümet oluşumunu parçalamayı hedeflemiyor; etkisi siyasi sürece kadar uzanma potansiyeli de taşıyor. Bu sorunlar, her iki başkentte de kritik bir anda rejime yansıyabilir. Nitekim Bağdat ve Beyrut’ta devletten geriye kalanlar, siyasi darbeler ve Tahran’dan destek alan güçlerin –ki bu güçler “reddedileni dikte etme” konusunda ısrar ediyor- güvenlik kaygıları nedeniyle sallanıyor.
Fakat bu yerel güçler, uyguladıkları baskılara rağmen Irak İçişleri Bakanlığı’na Falih Feyyaz’ın adaylığını kabul etmeleri konusunda siyasi süreçteki ortaklarını ikna etmeyi başaramadı. Beyrut’taki güçler ise 8 Mart Sünni milletvekillerinin kurulacak yeni hükümette temsil edilmeleri için yönetimde yer almaları konusunda diğer tarafları ikna edemedi. Bu da iki ülkedeki siyaseti ve güvenliğe dayalı istikrarı tehdit etmeye başladı.
Zira DEAŞ’ın bazı batı ve kuzey bölgelerine güçlü bir şekilde yeniden dönebileceğine dair uyarılar arttı. Yine Tahran yanlısı silahlı Şii hareketler ile Tahran’ın Irak ve bölgeye yönelik planlamalarıyla uyuşmayan, ulusal önceliklere sahip hareketler arasında iktidar konusunda yaşanacak sert çatışmadan dolayı Şii-Şii çatışmasının meydana gelebileceğine yönelik kaygılara dikkat çekiliyor. Bu uyarıların yankısı Beyrut’a kadar ulaştı.
Şöyle ki; yerel politika izleyen taraflar, bölgesel rol oynayan kesimlerin baskılarına maruz kalıyor. Bu baskılar, neredeyse Sosyalist Parti’nin lideri Velid Canbolat’ın konumunu hedef alan Dürzî-Dürzî sorununa yol açacaktı. Canbolat, Suriye devrimini desteklediğinden dolayı kendisini cezalandırmak ve Suriye rejiminin yörüngesiyle Haret Hreik yörüngesinde dönen yerel vekillerin yararına olacak şekilde Canbolat’ın rolünü azaltmak isteyen Suriye istihbaratının yürüttüğü sistematik siyasi bir saldırıya maruz kalıyor
Hizbullah’ın siyasi sınıfı kendi politik ve ideolojik iradesine boyun eğdirmeye yönelik devam eden girişimlerinde, konuşmalarında ve açıklamalarında ahlaki ve edebi sınırları aşmalarına ragmen, sınırlı etkiye sahip siyasetçileri korumasından dolayı doğrudan sokağa yansıyan şiddetli siyasi gerilimler meydana geldi.
Kritik denge oyununda Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi, iki sorunla karşı karşıya bulunuyor. İlki, Abdülmehdi’nin güven oylamasında başarısız olan aynı isimleri yeniden önermeyi kabul etmesidir. Bu şekilde Abdülmehdi, aynı isimleri yeniden aday göstererek onları ve Tahran’ı razı etmiş oluyor. İkincisi ise, hükümet başkanlığı konusunda Abdülmehdi’ye yönelik desteğini, başkalarının dayatmalarını reddeden ve kendi bağımsızlığını koruyan tutumuyla ilişkilendiren taraflardır.
Tahran’ın ve Bağdat’taki müttefiklerinin İçişleri Bakanlığı’na yönelik adaylarını Falih Feyyaz’la sınırlandırmasıyla birlikte Mukteda Sadr ve reform koalisyonu, içişleri ve savunma bakanlıklarına teknokrat bakanların seçilmesi gerektiği konusunda ısrar ediyor.
Hükümeti kurmakla görevli başbakanı dış dayatmalardan uzak bir şekilde Irak merkezli kararlar almaya çağıran Sadr, Abdülmehdi’ye sert bir mesaj göndererek, herhangi bir siyasi tarafa eğilim göstermemesi konusunda uyardı. Sadr, hükümetinin ve bakanlarının başarılarını kanıtlaması için Abdülmehdi’ye 6 ay süre verdi. Ayrıca Sadr, hükümetin ve bakanların partizan ve mezhep merkezli bir şekilde hareket etmeleri halinde başarısız olacakları konusunda da Abdülmehdi’yi uyardı.
Nuceyfi ve Mutlak’ın yanı sıra Sadr, Hâkim, İbadi ve Allavi’nin yer aldığı reform hareketi, rakiplerini kendi paylarına ve merkezlerine bağlı kalmaya sevk eden bakanlık oyunundan uzak bir şekilde toplu karar almalarına rağmen bakanların seçilmesi hususunda siyasi şartlarını belirlediler. Bu da Fetih ve Sairun blokları arasındaki siyasi uzlaşmayı tehdit etmeye başladı. Nitekim bu uzlaşmaya göre Abdülmehdi, çoğunluğa sahip grubun başbakanı görevlendireceğini belirten anayasal şartlara bağlı kalmadan hükümeti kurmakla görevlendirildi.
Büyük bir ihtimalle anayasa dışındaki uzlaşmalar, yakında meşruiyetini kaybedecek. Bu durum Irak’ı krizi çözmek için siyasi girişimlerin başarısız olmasının ardından anayasal şartların dikte edeceği ‘çoğunluk hükümeti’ seçeneğiyle karşı karşıya getiriyor.
Çoğunluk hükümeti, Haşdi Şabi milisleriyle Irak ordusu ya da devlet organlarıyla halk arasındaki olası çatışmalardan kaçınmanın tek yolu olabilir. Öyle ki halk, 2003 yılından sonra siyasi sürecin ve devletin başarısızlığını öne sürerek sokağa inmeye başladı.
Irak’ta ve Lübnan’da siyasetin ve yaşam koşullarının kötüleşmesi, İran’ın dayatmaları ve Tahran ile Washington arasında yapılması beklenen müzakere şartlarına boyun eğmesi, iki ülkede hükümet kurma işleminin tamamlanmasını engelliyor. Zira İran projesi, başbakanın görevlendirilmesini kolaylaştırırken, hükümetin kurulmasını zorlaştırmış durumda.
TT
Başbakanı görevlendirmenin kolay, hükümeti kurmanın zor olduğu iki başkent: Beyrut ve Bağdat
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة