Fransa Cumhurbaşkanı Raymond Poincare, Fransızların meşhur olduğu ve sanatlarını iyi yaptıkları uzun bir gurur, sevinç ve rahatlama sürecinin ardından 1913 yılında Fransa’da cumhurbaşkanlığı görevini devraldı. Cumhurbaşkanı Raymond Poincare, Fransa’nın bu çevik ruhunu en güzel şekilde temsil ediyordu. Fakat o, Elysee Sarayı’ndaki yeni görevini kutlamasının ve bu kutlamanın üzerinden birkaç ay geçmesinin ardından söz konusu kutlamaları engelleyen ve ülkeyi derin bir trajediye ve sıkıntıya sokan I. Dünya Savaşı patlak verdi.
Ancak zarif cumhurbaşkanı, savaşın zorluklarının maneviyatına ve ince ruhuna zarar vermesine müsaade etmedi. Savaş sırasında Fransız subaylardan birisi hakkında idam hükmü çıkardı. Meşhur yazar Anatole France, söz konusu kişinin bu tür elim bir kararı hak etmediğini düşünerek Cumhurbaşkanı Poincare’a bir mektup yazdı. Anatole France, mektubunda cumhurbaşkanından merhametli davranıp söz konusu kişi hakkında af emri çıkarmasını rica ediyordu.
Birkaç gün geçtikten sonra Anatole, cumhurbaşkanından içinde aşağıdakilerin yazılı olduğu kısa bir mektup aldı:
“Bu isteğini yerine getiremeyeceğimden dolayı üzgünüm. Çünkü mektubunu teslim almadan önce zaten onun hakkında bir af kararı çıkardım.”
Bu, son derece güzel ve ince bir davranıştı. Ancak cumhurbaşkanının nezaketine ve iyiliğine rağmen düşmanları ona saldırarak eleştirdiler ve kendisiyle alay ettiler. Bu insanlardan birisi, Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Philippe Bertolo’ya, Cumhurbaşkanı Poincare, gerçekten söyledikleri kadar harika birisi mi? şeklinde bir soru sordu. Bertolo ise, “O mükemmel. Sadece mükemmel birisi” diye cevap verdi.
Ancak cumhurbaşkanının nezaketi, kendisine düşmanlık edenleri hedef almasına engel değildi. Başbakan olduğu dönemde Poincare, muhalefet partisine mensup bir grup tarafından sert bir eleştiriye maruz kaldı. Ulusal meclisteki bir milletvekili, liyakat ve edep sınırını aşacak şekilde ileriye giderek başbakana, “Sen, gerçekten aptalların kralısın” ifadelerini kullandı. Raymond Poincare, sinirlerine hâkim, sakin ve ciddi bir şekilde “Sayın milletvekili! Siz, kendinizi unutuyorsunuz” şeklinde yanıt verdi.
Yine onun hakkında başka zarif hikâyeler de anlatılır. Genel seçimleri kazanmasının ardından cumhurbaşkanlığı görevine geldiğinde selefi, Cumhurbaşkanlığı Sarayı olan Elysee Sarayı’nın bölümlerini tanıtmak için kendisini bir geziye çıkartır. Tuvaletlerin olduğu bölüme ulaştıklarında selef halefine, “Gördüğün gibi tuvaletler tamamen iyi durumda. Burada benim şansımın yaver gittiği gibi senin de şansının yaver gitmesini temenni ediyorum. Bilmeni isterim ki bu sarayda bulunduğum 7 yıllık süreçte burayı asla kullanmak zorunda kalmadım. Bu süre zarfında bir gün olsun hastalık nedir bilmedim” ifadelerini kullandı.