Tarihi 9.9.1969’a dayanan ve gizliliği kaldırılmış bir Amerikan belgesi, ABD hükümetinin Libya’daki krallığın yıkılması hakkında neler bildiğini ortaya koydu. Belge, Dışişleri Bakanlığı ve CIA tarafından ABD ulusal güvenlik danışmanı Henry Kissinger'in isteği üzerine ABD Başkanı Richard Nixon'a sunulmak üzere Libya'daki krallığın aniden düşmesiyle ilgili olarak hazırlanan gizli bir bildiridir.
Belge, bilgi ve analizin yanı sıra neler yaşandığına ve itici güçlerin neler olduğuna dair güvenlik ve siyasi okumalar içeriyor. Rapor, krallık rejiminin önemli zaaflarını tanımlamakta, kraliyet döneminin sonlarına doğru Libya'nın politik, ekonomik, askeri ve sosyal olarak yaşadığı gelişmelerin gidişatını belirlemekte, siyasi liderliğin bünyesindeki dengesizliğe vurgu yapmaktadır.
Belgede şunlar yer alıyor: "Libya'nın 1951'de bağımsızlık kazanmasından bu yana, siyasi güçler dengesinin son yıllarda sarsıldığı anlaşılıyor. Ordunun yetenekleri arttı, ancak kendi içinde hoşnutsuzluklar da arttı.Yolsuzluğun yayılmasına ve rejimin yönetim şekline de öfke artmış durumda. Bu durum, yaklaşık bir yıl önce kral tarafından görevinden azledilen ve kısa bir süre görevde kalan Abdulhamid Bakkuş hükümeti tarafından da vurgulandı.”
Belgenin bu ilk kısımları daha ziyade nedenler üzerinde duruyor. Ardından krallık rejiminin kolay ve şaşırtıcı bir şekilde düşmesi gibi sonuçlara doğru ilerliyor. Belge bağımsızlıktan bu yana Libya’daki durumunu tanımlamaya devam ediyor: "Bağımsızlığı izleyen 15 yıl boyunca ülke, en doğusundan en batısına kadar yoksulluk içinde yaşadı. Kral İdris ülkeyi kişisel talimatlarla yönetti, devlet kurumları ise iktidarın gücüne boyun eğmiş mekanizmalardan başka bir şey değildi. Diğer otorite kaynakları ya güçsüz ya da birbirlerine karşı kullanılıyordu ve kral dışında hiçbir ulusal sembol yoktu."
Bu konu üzerinde biraz durmak gerekiyor, devlet kurumlarının çalışma mekanizmasını değerlendirdikten sonra belgenin bahsettiği “ulusal sembolü” kastediyorum. Evet, kral, dini anlamda tek semboldü. Zira kendisi, İtalyan sömürgesine karşı cihad döneminde ulusal bir rol oynayan, bağımsızlık ve birlik kahramanı olarak nitelendirilen mütedeyyin bir aileden gelmekteydi.
Batı'nın politik bakış açısına göre ulusal sembol, ulusal politika mekanizmalarını oluşturan siyasi oluşumlardır. Belge de zaten ülkede siyasi partilerin, bağımsız işçi sendikalarının ve öğrenci birliklerinin olmamasını tenkit etmişti. Karar verici mekanizmaları temsil eden siyasi ve sendika organlarının, rejimi koruma güdüsüyle olmaması, krallık rejiminin kolay ve ani düşüşüne neden olan etkenlerden biriydi. Diğer bir etken ise ordunun güçlendirilmesi ve onun diğer mobilize olmuş güçler üzerindeki otoritesidir.
Belge ayrıca, Arap-İsrail Savaşının yani Haziran savaşının Libya sokağı üzerinde bıraktığı etkiler, petrol gelirlerinin sosyal ve politik etkileri üzerinde duruyor. Yaygın yolsuzluğun rejimin eklemleri üzerindeki etkisi ve bunun halkta meydana getirdiği öfke üzerinde de durmayı ihmal etmiyor.
Belge, Kral İdris meselesine geri dönerek şöyle diyor: "Altmışlı yılların ortalarından başlayarak, kralın otoritesi sarsılmaya başladı. Konsantre olma kabiliyeti azaldı, öyle ki Amerikan büyükelçisi ile görüşmesi sırasında uykuya daldı. İstifa tehdidini bir kereden fazla tekrarladı. Darbeden önceki yıl, genç reformcu başbakan Abdulhamid Bakkuş’un kral tarafından azledilmesi, gençleri derin bir hayal kırıklığına uğrattı.”
Belgedeki iki nokta üzerinde durmak istiyorum: Birincisi, belgedeki bilgiler, 1 Eylül 1969'da olanların, tamamen Libya merkezli olduğunu doğruladı. ABD ve İngiltere ancak meydana geldikten sonra öğrendiler. Eylül hareketini yöneten kişinin Muammer Kaddafi olduğu belgede teyit edilmektedir. Libya'nın en güneyinde bulunan bir ortaokulda öğrenci olan bu genç bu darbeyi düşünebilmişti. Libyalılar ve bazı Arap öğretmenleri dışında o dönem hiç kimse ile görüşmemişti.
İkincisi, belgenin metni "Libyalıların o dönem ulusal bir kimliğe sahip olamamanın eksikliğini hissettiğini" belirtiyor.
Bu görüş, krallık rejimini zayıflatan ve Libyalıların kendi topraklarında kaybettikleri kimliklerini aramak için ülkelerinin dışına bakmalarına neden olan sebeplerin analizlerinin ortaya konduğu yerde geldi. Yayımlanan belgenin geneli, krallık rejiminin zayıflaması üzerine de odaklanıyor. Zira artık bu rejim olgun bir meyveye dönüşmüştü ve geriye de sadece kimin bu meyveyi koparacağı meselesi kalmıştı.
İngiltere ve ABD, liderlik tahtının yetersizliği, yolsuzluğun yayılması ve politika yapan kurumların yokluğundan dolayı rejimin düşmesini bekliyordu. Daha önce değinilen nedenlerden ötürü, belgeye göre rejimin çöküşü sürpriz değildi. Sürpriz, darbeyi yapanlarla ile ilgiliydi. Belgedeki şu ifadeler buna delalet ediyor: “Darbe, yabancılarla temasları oldukça kısıtlı olan genç subaylar tarafından gerçekleştirildi ve hareketleri, darbe yapmasını beklediğimiz liderlerin kuşaklarından bağımsız idi.” Belge, Dışişleri Bakanlığı ve CIA’nin görüşüne göre Libya'nın politik, sosyal ve ekonomik yönünün bir resmiydi. Libya'nın ulusal kimlikten yoksun olması, Amerikan belgesinin işaret ettiği konulardan biriydi.
Bu kimlik faktörlerinin yokluğu rejimin devrilmesine katkıda bulundu mu? Gerçekten yok muydu? Sanmıyorum. Ulusal kimlik, bir şeyi fiziksel bir yapıda bir araya getiren yapıştırıcı gibidir. Halkların resmi kimlikleri olur ve belgelerde kayıtlıdır. Ulusal kimlik ise, cinsiyet, yaş ölçeği, oturma alanı, eğitim düzeyleri, oturdukları alanlar, faaliyet ve meslek çeşitliliklerine bakılmaksızın bütün toplum kesimlerinin taşıdığı ortak faktörlerdir. Mesela, Almanların karakteristik kimliği, işte ve diğer konularda ciddiyet, disiplin ve çalışkanlıktır. İngilizlerin çoğu, işleri ele almada sakin ve soğukkanlıdırlar.
Tarihsel faktör, coğrafi konum ve diğer insanlarla kaynaşma, toplumda hüküm süren ekonomik faaliyetin doğası, din, politik ve eğitim sistemi, ulusal kimliklerin oluşumuna katkı yaparlar. Yasalarla korunan bireysel özgürlük, kapsamlı bir ulusal kimliğin temel taşıdır.
Libya'da coğrafya, tarih, sert iklim, su kaynaklarının azlığı, sürekli hareketlilik sağlayan hayvancılık otlatma zorunluluğu, nüfus azlığı, yoksulluk, cehalet, Türk yönetimi altında uzun süre çekilen acılar, pek çok Libyalının yurtdışına göç etmesine neden olan kanlı İtalyan işgali, bu kimliğin oluşmasına katkı yapmıştır. Zira bu ülkede Ortak kültürel ve davranışsal bileşenler üreten başkaca bağlantı ve etkileşimler yoktu.
Siyasi partiler, sendikalar ve forumlar modern devletin temelleridir. Bu yapılandırmalarda vatandaşlar, bireylerin pozisyonları da dikkate alınarak, coğrafi bölgeler, dini ve etnik unsurları dikkate almaksızın ortak bir paydada buluşturulur. Vatandaşların faaliyetleri aracılıyla ulusal kimlik oluşturulur. Ülke genelinde sağlam bir toplumsal yapı oluşturulmuş olur.
Özellikle kriz dönemlerinde pek çok vatandaşın sosyal kaygıları olur. Ancak dini bağlar ve paylaşılan temel değerler, Libya ulusal kimliğini güçlendirecek tüm verileri sağlıyor. Bilakis krizler, daha sağlam bir ulusal kimlik üretme imkânı dahi sunabilir. Zira bu dönemlerde yeni bağlar oluşmakta, modern insan, toplum ile yeni bağlar kurma ihtiyacı hissetmektedir. Tarih buna şahitlik etmektedir.
TT
Libya... Hareketli bir süreçte kimlik inşası
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة