Kendisinin hiç hata işlememiş masum birisi olduğunu iddia eden birisini hiç görmedim. Hepimiz bazen doğru bazen de hatalı şeyler yapabiliriz.
Sanırım hiç kimse bu gerçeğin hem kendisi hem de başkaları için geçerli olduğunu inkar edemez.
Buna rağmen bazen birisinin sadece kendisine hatalı olduğunu söylediğiniz ya da düşüncesini eleştirdiğiniz için size düşman kesildiği de olur.
Hatta kendisini değil de başka birisini, örneğin sevgi ve saygı duyduğu ya da din, siyaset veya başka alanlarda kendisini takip ettiği birisini eleştirdiğiniz için bile size husumet besleyebilir.
Hatta benim ve başka yazarların bazen karşı karşıya kaldıkları düşmanlığın nedenlerinin başında buna benzer şeyler gelmektedir diyebiliriz.
Bu tür davranışları cehalet, nezaketsizlik vb. noksanlıklara dayandırabiliriz.
Lakin bana göre bu, birçok durumda geçerli bir neden değildir.
Böyle düşünmemin nedeni; bazen size kötü bir karşılık veren insanın başka bir yerde ve zamanda nezaketli, sabırlı ve bilgili olduğunu gösteren karşılıklar verebilmesidir.
Oysa bilgi ve nezaket istediğiniz zaman giyebileceğiniz ve istediğiniz zaman çıkarabileceğiniz bir giysi değildir.
Bilakis insanın aynı anda hem onu hem de karşıtını taşıyamayacağı karakteristik özelliklerdendir.
Bu nedenle izin verirseniz bana göre bu davranışların nelerden kaynaklandığı ile ilgili sizlere 3 olasılık sunmak istiyorum:
Birincisi; bu öfkenin kaynağı farklı anlamlar taşıyan hükümleri birbirinden ayıramamak olabilir.
Örneğin bir şeyi yanlış olarak nitelemek ile batıl ve geçersiz olduğunu nitelemek arasındaki fark gibi. Bilindiği gibi iki kelimeyi de eş anlamlı olarak kullanmak mümkün olsa da ikinci kelimenin taşıdığı anlam birincisine göre nispeten daha ağır ve güçlüdür.
İkincisi; kişi ile düşünceyi birbirine karıştırmak. Birçok insanın eleştirilere cevap verirken sözlerine geçmişteki başarılarını hatırlatarak, sahip oldukları konumu ve bilgiyi vurgulayarak başladıklarını gördüm. Hatta bazen daha da ileriye giderek onları eleştirenlerin bilgi ve konum olarak kendilerinden daha aşağıda ya da şu veya bu cemaatten olduklarına işaret ettiklerine şahit oldum. Bu tür cevaplar aslında bir düşünceyi eleştirmek ile sahibine düşmanlık etmeyi ya da düşünceye muhalefet etmek ile sahibini de kapsayacak şekilde bu muhalefeti genişletmeyi birbirine karıştırmaktan kaynaklanmaktadır.
Üçüncüsü; kimliği ve sınırlarını koruma endişesi. Örneğin geçen ay kadın ve erkek eşitliği konusunda bu alanda birçokları tarafından kabul edilen deliller hakkında bir değerlendirmeyi de içeren bir çalışma yayınlamıştım.
Bu yazının ardından birçok kişi bana batılı toplumdaki fesat ve bozukluktan bahseden ya da eşitlikten bahsetmemi batıya hayranlık vb. vasıflarla niteleyen yorumlar gönderdi. Ama bunlar arasında insanın temel bir hakkı olması itibari ile bu konudan yani eşitlikten ya da çalışmada ele alınan delillerden bahseden bir tanesine bile rastlamadım. Bu beylerden bir tanesi bile yazının iddialarını desteklemek için öne sürdüğü delilleri tartışma lütfunda bulunmadı.
Daha önce içtihat, inanç özgürlüğü vb. kavramlar hakkında bir yazı yazdığım zaman da bu türden tepkilerle karşı karşıya kalmıştım.
Bu tepkilerin birçoğunun ortak bir paydası vardı. O da bir kişi eğer Batı düşüncesine ait bir şeyi alıp bunu savunuyorsa dinin statüsünü ya da mensuplarının değerini düşürüyordur. Yine cumhuru ulemanın üzerinde görüş birliğine varmış oldukları delilleri eleştiriyorsa, onları ya da bırakmış oldukları ilmi mirası küçümsüyordur. Hatta aslında dinin kendisini hedef almaya hazırlanıyordur.
Öyle ki birisi, kendi deyimiyle din alimlerinin görüşünü “bayağılaştırma”nın kişiyi bizzat dinin hükümlerini bayağılaştırmaya götüreceğini belirtti.
Bu tür karşı çıkışlar ve tepkiler, kimliği ya da cemaatin sınırlarını koruma endişesinden kaynaklanıyor olabilir.
Bu anlaşılabilir bir endişedir. Ama bilimsel ya da sosyal tartışmalarda ilerleyebilmemiz ve yükselebilmemiz konusunda pek yararlı değildirler.
Bilakis yeni görüşleri ve yaratıcı düşünceleri bastırmaya ve zihinleri miras adı verilen buzdolabında donmaya bırakmaya yol açabilirler.
Sözün özü; genel tartışmalarda neredeyse her gün gördüğümüz sertliği ve kabalığı sadece cehalet ya da nezaketsizliğe bağlayamayız.
Bunun olası başka etkenleri de vardır. Dolayısıyla bağnazlığa bağnazlıkla karşılık vermekten kaçınmak için bunlar da göz önüne alınmalıdır.
TT
Hata yapanlar grubu
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة