Batı ve Arap basını bazen molla rejimine hazır bir alternatifin bulunmadığından bahseder, alternatifin olmamasını İran denkleminde eksik olan halka olarak kabul ederler.
Esasında mesele siyasi denklemde alternatif konusuna geldiyse bu, rejimin gidici olduğu anlamına gelir.
Bu fikir, İran'da yaklaşık bir yıldır yaşananların, ülkedeki protesto ve isyan çemberinin genişlemesinden sonra meydana gelen hadiselerin bir sonucudur. Çeşitli kaynaklardan gelen tüm raporlar şu iki hususta hemfikirdir.. Bunlardan ilki; İran halkı mevcut rejimden kurtulmak istediğidir. İkincisi de rejimin çeşitli baskı biçimlerini kullanmasına rağmen isyanları ve protestoları bastıramadığıdır.
İran halkının gösterilerde ortaya koyduğu sloganlar ve protesto hareketleri büyük bir gelişme olduğunu gösteriyor. Örneğin İntifada'nın başından beri atılan sloganlar şunlardı:
"Reformistler ve Mollalar, oyun sona erdi", "Düşmanımız burada... Onun Amerika olduğunu söyleyenler yalan söylüyor", "Halkı köleleştirmek için İslam'ı kullandılar", "Sırtımızı düşmana dönüyor, vatana yöneliyoruz”, “Kendimizi ezdirmeyeceğiz.”
Hamaney, Ruhani ve rejimin düşmesinin gerekli olduğuna dair bu türden yüzlerce slogan atılmıştır.
İçinde bulunduğumuz zamanlar söz konusu intifadanın patlamasının birinci yıldönümü olduğundan dolayı bu büyük hadisenin İran tarihindeki diğer boyutlarından da bahsedebiliriz. Örneğin bu halk hareketleri, en şiddetli baskı yöntemleri kullanılmasına rağmen çeşitli şekillerde, nüfusun farklı katmanları ve kesimleriyle devam etmiştir. Mevcut rejimin bu protestoların temeli olan ekonomik ve sosyal sorunları çözemeyeceği ortaya çıkmıştır. İran'ın çeşitli bölgelerinden gösterilere geniş bir katılım vardı. Zira farklı topluluklardan ve dinlerden insanlar da buna katıldı ve hepsi de rejimi hedef alan sloganlar attı. Ahvaz halkı, İsfahan halkının sloganlarının aynısını tekrarladı.
Bu ayaklanmaların bir başka özelliği de -ki en önemli gelişme kabul edebiliriz- “İran Ulusal Direniş Konseyi” ve “Halkın Mücahitleri Örgütü”nün İntifada'nın alevini söndürmeme rolünü üstlenmeleridir. İntifada kaleleri, direnç konseyleri ve hücreleri oluşturdu.
Her halükarda, çeşitli göstergeler, İran'ın büyük bir değişimin eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Şüphesiz İran’daki değişim, İran mollalarının önderlik ettiği radikalizmin ve terörizmin bitmesini sağlayacak, Ortadoğu’ya ve bir bütün olarak Arap ve İslam ülkelerine istikrar ve sükûnetin geri gelmesine yol açacaktır.
Ekonomik ve sosyal sorunlar öngörülebilir bir gelecekte mevcut rejim altında çözülmeyecektir. Şartlar her gün daha da kötüleşiyor ve yolsuzluklar alabildiğine yaygın hale geliyor. İran servetinin büyük bir kısmının Suriye, Lübnan, Yemen ve diğer ülkelerdeki savaşlara ve terörizme harcanmasıyla durum daha da ağırlaşıyor.
Dahası bu rejim, diğer ülkelere müdahale etmekten geri durmayacak, yayılmacı ve müdahaleci politikalarını kısıtlayamayacaktır. Bu durum ise Arap ve İslam ülkelerinin bu rejime karşı durmasına neden olacaktır. Aynı bağlamda mollaların füze ve nükleer sistemlerine dair projelerine de karşı duracaklardır.
Böylece, Velayet-i Fakih rejimi, dâhili, popüler, bölgesel ve uluslararası düzeyde nefret edilen bir rejim olarak kalmaya devam edecektir. Bunun anlamı şudur: Direniş konseyleri ve İntifada’nın kaleleri tarafından yönlendirilerek düzenlenen halk hareketleri, gösteriler ve protestolar, bu rejimi çöküşe doğru götürecektir. Bu gerçeklik, gece-gündüz rejimin liderleri tarafından da ifade ediliyorm ve “Halkın Mücahitleri Örgütü” bu popüler hareketin arkasında olmakla suçlanıyor.
Bu sözlerden İran’daki alternatifin ne olduğunu anlayabiliriz. Alternatif, eski dönemlerden bu yana direnişin köklerine sahip, halkın çıkarları için açık bir politik ve direniş tarihi olan ve İran'ın geleceği için plan ve programları olan bir akımdır. Alternatifin halkın direnişini yönlendirecek yetkin bir siyasi örgütü bulunmalı ve her şeyden önce bedel ödemeye hazır olmalıdır. “İran Ulusal Direniş Konseyi”, 54 yıl önce, yani mollaların gelmesinden 13 yıl önce Şah’ın diktatörlüğüne karşı mücadeleye başlamıştır. İlk günden başlayarak Humeyni’nin halkın çıkarlarına yönelik saldırılarının karşısında durdu. İran halkının hakkını savundu, özgürlük ve demokrasinin gerçekleşmesi için ağır bedeller ödedi. 1988'de 30 bin siyasi mahkûmun katledilmesi de dâhil olmak üzere mollalar eliyle gerçekleşen katliam ve kitlesel infazlar sırasında 120 bin insan öldürüldü.
Bu Direniş Konseyi’nin politik, ekonomik, kültürel ve yaşamın diğer tüm alanlarına yönelik önceden ilan edilmiş belirli programları ve projeleri var. Bu programlar 10 maddede özetlendi ve İran Ulusal Direniş Konseyi’nin Başkanı Meryem Recavi tarafından ilan edildi. Sürgündeki Direniş Parlamentosu kabul edilen “İran Ulusal Direniş Konseyi” adlı siyasi organdan 25 komisyon oluşturuldu. Bu komisyonlar gelecekte geçiş döneminde görev yapacak bakanlıkların çekirdeğini oluşturuyor.
“Ulusal Direniş Konseyi”ne ek olarak bu hareketin dünyaya yayılmış binlerce kadrosu var. Özellikle Arnavutluk'un Manza köyündeki “Eşref 3” kampında 2500’den fazla üyesi mevcut. Bu unsurlar, İran halkının Şah'a ve mollalara karşı mücadelesinin bir neticesidir. Burada, İran’ı Ortadoğu’da istikrar ve refah vahası yapmak, demokratik, barışçıl, müreffeh ve gelişmiş bir ülkeye dönüştürmek için her türlü yeterliliğe ve liyakate sahip bir kadrodan bahsediyoruz.
Bugünlerde Başkan Trump’in İran’daki mevcut rejime yönelik tutumu hakkında birçok şey duyuyoruz. Seçim kampanyasından bu yana eski ABD başkanı Barack Obama'nın Ortadoğu politikasını, özellikle de İran ve Irak' politikasını sert bir şekilde eleştirdi. Trump, ABD’nin Irak’a 3 trilyon doların üzerinde para harcadığını, ardından ülkeyi altın tepsiye koyarak İran’daki molla rejimine verdiğini söyledi. Dahası, ABD’nin şu anki yönetimi, Amerika’nın Irak’a saldırarak, Irak rejimini devirerek ve Ortadoğu’daki stratejik dengeyi bozarak büyük bir hata işlediğini defalarca ilan etti.
Burada Irak'ın eski rejimin yıkılışı sırasında yaşadığı deneyime işaret etmeliyiz. Amerika, Irak'ın geleceğini tasarlarken kendi uşaklarına veya mollalara dayandı. İstikrarsızlık ve dengesizlik yaratan işte bu korkunç hatadır. Sonuç ise mollaların Irak'ın geleceğini kontrol altına alması ve bu servet ülkesinin yıkım, yoksulluk ve trajedi ülkesi haline gelmesi oldu.
Bu nedenle herkes hem içerde hem de uluslararası alanda faaliyet gösteren, İran halkının gönlünde kök salmış popüler bir demokratik akımın olduğunu bilmeli ve kabullenmelidir. Mollala rejimini devirmek için yıllardır uğraşan ve mücadele veren bir akımdan bahsediyoruz. Mevcut rejimin alternatifi de budur. Herkes bu gerçeği kabul etmek zorundadır. Çünkü bu akım, İran'ın ve bölgenin geleceği için bir garantidir. Başka bir girişim İran halkının gözüne kum atmak ve İran’ın geleceğini baskı ve terörden başka bir özelliği olmayan Velayet-i Fakih rejimine teslim etmek anlamına gelecektir.
TT
İran büyük bir değişimin eşiğinde
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة