Sevsen Şair
TT

​Futbol ve patlayıcı yapımını birbiriyle eşleştirmek

4’üncü yangın nerede çıkacak?
Yüzünü gizleyip molotof kokteylleri taşıyarak, 12 gençle birlikte evinin yakınındaki Khamis Polis Merkezi’ne gitti. İran tarafından desteklenen terör milislerinin sitelerinde ifade edildiği gibi rablerine inanmış gençler, kahramanca iman dolu bir iş yapıyorlar. Hedefleri, polisleri öldürmek. Çünkü bu gençler, Seyyid Ayetullah Hamaney’in fetvasına göre polisleri despot yönetimin koruyucuları olarak görüyorlar.
Yakmak ve saldırmak suretiyle şu ana kadar 30’dan fazla güvenlik görevlisi öldürüldü. Güvenlik görevlilerin ölümü, bize DEAŞ’ın canlı olarak yaktığı Muaz el-Kesasibe’yi hatırlatıyor. Polis merkezini ve güvenlik görevlilerini yakmak, milislerin kendi aralarında konuşacağı ve Ayetullah’ın hoşnut olacağı kahramanca bir eylem olacak.
3 Kasım 2012 tarihinde Bahreyn'deki bu merkez, polis ve insanlarla doluydu. Bazı gözlemciler de rutin işlerini yapıyordu. Herkes, camın kırılma sesi karşısında şaşkına uğradı. Ardından yakıcı bombalar yağmaya başladı ve yangın çıktı. Korku ve dehşet anları… Ardı arkası kesilmeyen çok sayıda molotof kokteyli…
Hızlıca merkezi boşaltma kararı alındı. Öncelik can güvenliği. Merkezde yangın çıktı ve park halindeki birçok araç da yandı.
İncelemenin ardından çok sayıda zanlı gözaltına alındı. Soruşturma neticesinde tutuklulardan birisinin sabıka kaydı olduğu ortaya çıktı. Suçunun tespit edilmesi halinde bu, o kişinin üçüncü öldürme girişimi ve üçüncü yangını olacak. Bu tutuklunun adı ise Hakim el-Araibi
Bu genç, terör eylemlerine ilk defa karışmıyor. Daha önce de iki yangın olayına karıştı. İlkine 2010, ikinci ise 2011 yılında iştirak etti.
Bu gencin tehlikeli olduğunu bilmek istiyorsanız o dönemde merkezde bulunanların ifadelerini dinlemelisiniz. Polis merkezindeki insanların ölümden mucize eseri kurtulduklarını öğreneceksiniz.
Öyleyse Araibi, davasına mücadele davası gibi inanıyor. Hakim el-Araibi’nin hikâyesi, birçok Arap gencin hikâyesine benziyor. Öyle ki bu gençler, devlete darbe yapmanın ve şiddet kullanmanın meşru bir durum ve hatta dini bir vecibe olduğuna inandılar. Bunun için onlar, Irak, Lübnan ve Yemen’de terör saldırılarına karıştılar. Bazıları silah eğitimi aldı. Bazıları ise yerel silah üretme, patlayıcı ve yakıcı bomba hazırlama eğitimi aldı. Araibi de bunlardan biriydi. Hakim el-Araibi, patlayıcı yapma konusunda eğitim aldı. İnsanları yakma konusunda bir suçluluk hissetmiyordu. Aksine bu eylemin, dini bakımdan sevap kazandırdığını düşünüyor. İnancı böyle. Böyle yetişti ve bu konuda eğitim aldı.
Boş zamanında ne yapıyor? Boş zamanında ise futbol oynuyor.
Seçimlere popülaritesi düşük olarak girecek olan Avustralya Başbakanı Scott Morrison, hükümeti tarafından takip edilen suçsuz bir futbolcu olmasından dolayı Araibi’yi kahramanlar gibi karşıladı. Avustralya, Araibi’nin siyasi sığınma talebini kabul etti. Hukuk ve spor kuruluşları, bu sporcunun nasıl takip edilip yargılandığını merak etti.
Sanki O.J. Simpson, ABD’de basketbol oyuncusu olmasından dolayı eşini öldürme suçundan yargılanmaması mı gerekiyordu? Sanki Sidney polisi, bir teröristin rehineleri alıkoyduğu kafeye baskın yapmaması mı gerekiyordu? Teröristin kimliğinin belirlenmesinin ardından rehineler kurtarıldı. Şöyle ki belki de kaçırma eylemini yapan kişi, Avustralyalı kriket oyuncularından birisi olabilir. Bunun için rehineler kendi kaderlerine terk edilmeliydi. Dolayısıyla sporcular, Avustralya’da tutuklanıp yargılanmıyorlar.
Gelin hep birlikte çarpıcı suçlardan dolayı hapse giren ünlü sporculara göz atalım:
-Willie Aikens
Spor: Beyzbol
Sabıka kaydı: Ticaretini yapmak amacıyla uyuşturucu ve silah bulundurmak
-Travis Henry
Spor: Amerikan futbolu
Sabıka kaydı: Uyuşturucu kaçakçılığı
-Durrell Henley
Spor: Amerikan futbolu
Sabıka kaydı: Uyuşturucu kaçakçılığı ve komplo
Hapiste geçirdiği süre: Şu an 41 yıllık hapis cezasını çekiyor
-Sally McNeil
Spor: Vücut geliştirici
Sabıka kaydı: Kasten öldürme
Hapiste geçirdiği süre: 17 yıldan fazla
Bu liste uzayıp gidiyor. Herhangi bir devlet, futbol oyuncusu olmasından dolayı Araibi’yi yargılayamıyor mu?
Hakim el-Araibi'ye sığınma hakkı vermeden önce Avustralya’nın ilgilenmesi gereken sorular var. Araibi’nin suça yönelik güvenceleri mevcut mu? Evet. Suçu tebliğ edildi mi? Avukat görevlendirildi mi? Kefaletle serbest bırakıldı mı? Kararı temyiz etme hakkı var mı? Evet. Aynı suçtan ve aynı olaydan gözaltına alınan zanlılardan herhangi birisi beraat etti mi? Evet. Herhangi bir hukuk devleti, bu güvenceleri vermiyor mu?
Fakat Avustralya’da seçim yılı var. Koalisyon partisinin popülaritesi, düşük bir düzeyde. Toplumların baskısı mevcut. Toplumlarımız ve ülkelerimiz hakkında klasik bir izlenim var. Batı solunun saflığı ortada. Öyle ki Batı solu, iltica etmeleri için Arap dünyasının bütün teröristlerine kapıyı açıp sonra da pişman oluyor.
Avustralya’ya siyasi sığınmacılara gittikleri her yere -tedbir amaçlı- yanlarında yangın söndürme tüpleri taşımasını zorunlu tutmasını öneriyoruz.  Zira Avustralya, Ali Hamaney’in uyuyan hücrelerine ne zaman uyanmalarını emredeceğini bilmiyor!!