Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
TT

Pekin ve Mumbai’ye yönelim

Siyaset ve siyasi konulara dair sonsuza kadar konuşabiliriz. Çünkü sürekli yeni bir şeyler olur. Bu seferki Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın iki büyük ülke Çin ile Hindistan’ı ziyaret edişi ve bu ziyaretin taşıdığı yüksek ekonomik değer.
Suudi Arabistan’ın söz konusu iki ülke ile ilişkilerini güçlendirmesinin, siyasi tutumlar üzerindeki yankıları inkâr edilemez. Washington, Londra ve Berlin’de Riyad karşıtı siyasi güçlerin hükümetlerine Suudi Arabistan’ı sıkıştırmaları için baskı yaptıkları bir zamanda Pekin ve Mumbai ile olan ilişki, bu baskıları azaltır.
Bununla birlikte Veliaht Prens’in Çin ve Hindistan’a olan ziyaretine değinen uluslararası yorumların çoğu, bunu, baskılar karşısında yapılan siyasi bir eylem olarak değerlendirdi. Bu kısmen doğru. İki küresel ekonomik güçle ilişkileri güçlendirme tasarısının üç yıllık bir geçmişi var.
Suudi topraklarına güçlü bir şekilde atıldıklarını gördüğümüz Çinliler, Suudi Arabistan’ın güney sahil şehri ve bölgesi olan Cizan’da ciddi bir şekilde faaliyet yürütmeye başladılar. Suudi Arabistan da Çin’in İpek Yolu adlı dev projesi kapsamındaki yatırım planlarını özümseme kararı almıştı. Öte yandan Suudi Arabistan şu an Hindistan’ın dördüncü ticaret ortağı ve 1.5 milyar nüfuslu bu ülke ile ilişkileri ciddi anlamda ilerleme kaydetti.
Veliaht Prens’in Pakistan, Hindistan ve Çin’e olan yolculuğunun rotası, bizzat kendinin yönettiği dev ekonomik projeye odaklıdır; Yemen savaşı, Kaşıkçı cinayeti, aile şiddeti gören genç kızların firarı ve Suudi Arabistan’a yöneltilen diğer suçlamalardan etkilenen siyasi tartışma ile sınırlı kalamaz.
Ekonomi ve petrol alanlarında imzalanan anlaşmalar ve sözleşmeler, iki önemli ticari ortak olan bu iki ülke ile ilişkilerde yeni bir aşamayı temsil ediyor.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Pekin ve Mumbai ziyareti öncesinde üst düzey İranlı yetkililer de siyasi amaçlar güden ticari anlaşmalar imzalamıştı. Suudi Arabistan, iç ekonomik koşulları değiştirmek isterken İran, aşırılık yanlısı iç ve dış politikasını koruma ve dış askeri maceralarına tepki olarak gerçekleşen ABD kuşatmasına karşı koyma derdinde.
Siyaset ve zihniyet düzleminde çekişen iki komşu ülke Suudi Arabistan ve İran, işte şimdi de en büyük küresel pazar olan doğuya yolculuklarında rekabet halindeler.
Muhammed bin Selman, Veliaht Prens olduğundan bu yana Suudi hükümetinin katı siyasetini temsil eden temel anlayışlardan vazgeçmek de dahil olmak üzere kartlarını ekonomik gelişim üzerine oynuyor. Onun yeni tasarısı, Suudi Arabistan’ı dünya çapında bir yatırım ve potansiyelleri ile ilişkilerinden yararlanan bir üretim gücü olarak konumlandırmak.
Bu anlamda Hindistan ve Çin’e yönelik ziyareti, geçmiş dönemlerdeki iş gezilerinden çok daha büyük önem arz ediyor. Gerek Prens’in ziyaretini önceleyen ekiplerin gerek bizzat Prens’in iki ülke liderleri ile yaptıkları iş toplantılarındaki tartışmalarda ne Yemen savaşı ne İran ile olan anlaşmazlık ne de bölgesel çekişmelere büyük pay ayrıldı.
Bizce Suudi Arabistan’ın dış ilişkilerinde ekonomik gelişmeye odaklanması, doğru bir hamle idi; siyasi itirazlar ne derse desin…