Selman Dusari
Suudi Arabistanlı gazeteci, Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
TT

Suudi Arabistan’ın rolüne tanıklık eden Asya

Suudi kültürünün çeşitliliğinin zenginleştirilerek teşvik edilmesinin ve Çincenin Suudi Arabistan’ın eğitim müfredatına eklenmesinin yarattığı etki ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman kıtanın 3 önemli ülkesini kapsayan sıra dışı Asya turunu tamamladı. Dünyadaki bütün ziyaretlerin doğası gereği Pakistan, Hindistan ve Çin ziyaretleri de siyasi bir özellik taşısalar da ekonomi, kültür ve ortaklıkları güçlendirmek de ziyaretlerin en öne çıkan unsurlardandı. Veliaht Prens Muhammed bin Selman Asyalı müttefiklerine yönelik bu ikinci ziyaretini; ülkesinin stratejik ortaklıklarını güçlendirme ve doğu ile batı arasında çeşitlendirme vizyonunun temel bir unsuru olarak Suudi Arabistan’ın Asya ve dünyanın diğer bölgelerinde büyük güç ittifaklarından vazgeçmeyeceğini vurgulamak için gerçekleştirmiştir. Bunun yanında Suudi Arabistan’ın Hindistan ve Pakistan gibi birbirlerine düşman ülkeler ile ilişkilerinde olduğu gibi şu veya bu başkentin hassasiyetlerini kaşımadan yükselen güçlerle ilişkilerini güçlendirebileceğini de kanıtlamıştır.
Suudi Arabistan’ın uluslararası sahnedeki rolü Pekin, Yeni Delhi ve İslamabad’da açıkça görülmüştür. Çünkü Asya’nın büyük başkentleri Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin kendilerinin ziyaret etmesinin ne anlama geldiğini çok iyi bilmektedir. Orada yaşananlar da bunun gerçek bir göstergesidir. Çin, Pakistan ve Hindistan’ın da güçlü ve etkili bir şekilde dile getirdikleri gibi Suudi Arabistan’la ittifakı güçlendirmek herkes için büyük bir kazançtır. Bu da Suudi Arabistan’ın kürsel düzeydeki etkili varlığını hiç kimsenin inkar edemeyeceğine, bozamayacağına  ve engelleyemeyeceğine açık bir işaretidir. Medyadaki karşıt kampanya ise Suudi Arabistan’ın gücünün sertliği ve siyasi etkinliği karşısında diğerleri gibi kırılan bir dalgadan ibarettir. Zira bu medya saldırılarına sahne olan ülkeler bile Suudi Arabistan ile ilişkilerinde çoğunlukla disiplinli, çıkarlar tarafından yönetilen, Suudi Arabistan’ın siyasi ve ekonomik olarak dünya istikrarı üzerindeki güçlü ve etkili rolünü idrak edebilen politik kararlar almaktadır. Ancak Suudi Arabistan düşmanlığı üzerinden bir takım iç kazanımlar elde etmeye çalışan ama çok geçmeden kaybedenin kendisi olduğu ortaya çıkan vetüm kazanımları elinden uçup giden birkaç ülkenin var olduğunu belirtmeyi de unutmamalıyız.
Veliaht Prens’in Asya gezisi sırasında Suudi Arabistan; çıkarlarını koruyacak ve 2030 Kalkınma Vizyonu’nu gerçekleştirmesine yardımcı olacak dengeli bir stratejik çerçevede dostları, müttefikleri ve büyük güçler ile stratejik ortaklıklarını güçlendirerek küresel sahnedeki etkili varlığını sürdürmüştür. Suudi Arabistan’ın veya küresel ortaklarının olsun bu çıkarların gerçekleşmesini sağlayacak en büyük kapı olan 2030 Vizyonu; Suudi Arabistan’ın bütün dış ziyaretlerinde etkili bir rol oynamıştır. Çünkü Suudi Arabistan karşılıklı çıkar politikası üzerine kurulu denklemini benimsediğini açıkça dile getirmektedir. Suudi Arabistan’ın ilişkilerden elde ettiği kazanımlar arttıkça diğer tarafın da kazanımları artacaktır. Suudi Arabistan bu şekilde ortaklarını, iki tarafında çıkarlarını güvence altına alacak şekilde kendisi ile ilişkilerini geliştirmeye ve ilerletmeye teşvik etmeyi başarmıştır.
Suudi Arabistan’ın başarılı görüldüğü noktalardan biri de büyük güçlerle ittifaklarını diğerini kışkırtmadan maharetle yönetebilen az ülkeden biri olmasıdır. Hem Çin hem de Moskova ile ilişkilerini güçlendirirken tarihi müttefiği ABD ile stratejik ortaklığını da daha önce olmadığı kadar ilerletmektedir. Daha önce belirttiğimiz gibi aynı metodu Hindistan ve Pakistan ile ilişkilerinde de takip etmektedir. Suudi Arabistan her ne kadar mayınlı bir tarlada ilerliyor olsa da benimsediği bu politika ve sahip olduğu diplomatik araçlar onu birçok ülkenin doğu ile batı arasında ya da düşman ülkeler arasında ittifaklarını güçlendirirken genel olarak düştüğü hatalara düşmesini engellemektedir.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Asya gezisi her ne kadar ilk olmayıp daha önce 2016 yılında da Asya’yı ziyaret etmiş olsa da dünyanın yaşadığı değişimler göz önüne alındığında farklıdır. Çünkü Asya bu süreçte, Suudi Arabistanın sahip olduğu gücün, etkinliğin ve bölgedeki diğer ülkelerde bulunması zor cazibe unsurlarının en önemli tanığı olmuştur. Suudi Arabistan ile ortaklıklarından vazgeçme riskini alanlar, çıkarlarını kaybetme ve en büyük kaybedenlerden olma riskini de göze almalıdır.