Fayez Sara
Suriyeli gazeteci-yazar
TT

​Esed’in Mollalar rejimine yaptığı ziyaretin şifreleri

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esed’in Tahran’a yaptığı süpriz ziyaret ve bu bağlamda gerçekleşen tartışmalar, varılan görüş birlikleri ve alınan kararlar halen Şam ve Tahran ilişkilerini ve Suriye sorunundaki yakın olasılıkları takip eden birçok ülkenin ilgisini çekmektedir. Bunun temel nedeni, ziyaret sırasında gerçekleştirilen görüşmelerin ilk 3’ü Tahran’ın birinci karar alıcıları, dördüncüsünün Şam’da iktidardaki rejimin lideri Esed olan 4 kişi ile sınırlı olan dar bir halkada gerçekleşmiş olmasıdır.
Şurada veya burada görülen ve ziyaretin sonuçlarına dair yapılan yorumların dışında bu ziyaret ile ilgili hiçbir bilginin sızdırılmaması oldukça ilginçtir. Dolayısıyla bu ziyaretin gerçek içeriği de Tahran-Şam ilişkilerinin büyük sır sandığı içinde yerini almıştır.
Birçokları ziyaret çerçevesinde sızdırılan bu işaret ve göstergelere odaklanmış olsa da doğrusu sadece bu göstergeleri ve işaretleri okumak ve takip etmek ziyaretin anlamları hakkında çelişkiler de yaratabilmektedir. Zira bu ziyaret İran için olduğu kadar Şam’daki rejimin lideri için de bir ihtiyaçtır. Dolayısıyla bu ziyareti, İran’ın Esed’i çağırması şeklinde düşünmek yanlıştır.
Ziyaret ve bu çerçevede gerçekleştirilen görüşmelerde diplomatik kurallara açık bir şekilde uyulmamasından İranlıların da Esed’e karşı Rusların alışmış oldukları şekilde davrandıkları sonucu çıkarılamaz. Kuşkusuz hem İran hem de Rusya, Esed’e farklı kurallar, temeller ve çıkarlara göre muamele etmektedir.
Ziyaretten çıkarılan işaretler ve göstergelerin okunması her ne kadar bazı çelişkiler taşısa da Esed’in ziyareti güçlü oldukları kesin olan 2 noktadan dolayı çok önemlidir. Birincisi ziyaretin; iki tarafı bir araya getiren ve yerel, bölgesel ve küresel düzeylerde yaşanan politik ve silahlı çatışmaların ateşinde çıkarlarını bütünleştiren özel ilişki bağlamında gerçekleşmiş olmasıdır. Son 8 yılda iki taraf arasındaki çıkarlar birbirine öyle bağlanmış ve birleşmiştir ki Tahran rejimini Suriye’deki varlığı dışında görmek ya da Esed rejimini İran ile ilişkilerinden uzak tutmak neredeyse imkânsız hale gelmiştir.
Mollalar rejimi ile Esed rejiminin bütünleşmesinin izleri sadece ortak ilişkiler ve çıkarlar ile sınırlı kalmamış diğerlerinin onlara bakışlarını ve tutumlarını da kapsamaya başlamıştır. İran halkının büyük bir çoğunluğu Esed rejimini, Mollalar yönetimi ile var olan sorununun bir parçası olarak görmektedir. Aynı şey Suriyeliler için de geçerlidir.
Suriyelilerin büyük bir çoğunluğu öldürülmelerinin, evsiz yurtsuz bırakılmalarını ve Suriye sorununda ufukta hiçbir siyasi çözümün görülmemesinin nedenini Esed rejimi ile İran arasındaki ilişkiye bağlamaktadır. Aynı şekilde bölge ülkeleri ile bölgeye yakın ülkeler de coğrafyadaki durumun kötüleşmesini Tahran ve Şam rejimleri arasındaki ittifak ile ilişkilendirmeye başlamıştır. Bu, etkileşimleri artan bir şekilde ABD-Avrupa politikalarını etkileyen bir gerçeğe dönüşmüştür. Hatta Suriye meselesinde hem Tahran hem de Şam’ın en büyük müttefiği olan Rusya’nın politikalarında bile bu durum açıkça görünmektedir.
Bu nedenle Rusya, bir yandan İran’ın ve politikalarının Suriye’deki varlığını azaltmak ve geriletmek diğer yandan da Esed rejimini Moskova’nın gördüğü ve çizdiği şekilde söküp yeniden kurmak için çabalarını arttırmaktadır. Bu da İran ve milisleri ya da Esed rejimi ile ilgili olsun her 2 durumda da İsrail’in Suriye’deki taleplerini ve ihtiyaçlarını sistemli ve dikkatli bir şekilde yerine getirilmesine yardımcı olmaktadır.
Ziyareti önemli kılan ikinci nokta ise hem Suriye konusunda hem de Tahran ve Şam ile bağlantılı bölgesel siyasi meselelerde iki rejimin de politikalarının çıkmaz bir yola girdiği ve içerideki sorunlarının arttığına dair göstergelerin yükselmesi ile aynı zamana gelmesidir.
Buna ek olarak bu ziyaret, bir yandan müttefiği İsrail’e uyduğu, İran ve Lübnanlı Hizbullah örgütü ile ilgili taleplerini ve uygulamalarını kabul ettiği ve ona Suriye’deki askeri operasyonlarını sürdürmeye izin verdiği için partnerleri Rusya’nın Suriye’deki politikalarının bir kriz yaşadığı zamana denk gelmiştir. Diğer yandan Rusya, İdlib ve çevresi konusunda müttefiği Türkiye’ye uyduğu için.
Oysa hem Esed rejimi hem de İran, İdlib meselesini halletmek ve geriye kalan son mesele olan Fırat’ın doğusunu ABD ya da müttefiği olan SDG ile görüşmeye başlamaya hazırlık olarak İdlib’i tekrar kontrol altına almak isterken müttefiği Türkiye’nin yanında yer aldığı için de bir çıkmaz içindedir.
Bu ziyaret ayrıca Moskova’nın, İran ve Suriye’deki milisleri ile Esed rejimine yönelik olumsuz etkileri olacak, açık bir şekilde sertleşmeye yönelen küresel ve bölgesel tutumlara karşı bekleme ve oyalamaya dayanan dikkatli bir politikaya yönelmesi ile aynı zamana denk gelmiştir. Bu nedenle Moskova, bölgesel ve küresel güçler ile sonuç vermeyecek tartışmalara girmek yerine bekleyip vakit geçirmeye çalışmaktadır. Bu açıdan en belirgin örnek, Arap ülkelerinin Esed rejimi ile ilişkilerini normalleştirme şeklinde yorumlanabilecek girişimlerinin durmasıdır.
Sonuç olarak Tahran ve Şam rejimleri çok daha zor koşullara ve müttefikleri Rusya başta olmak üzere diğer ülkeler ile anlaşmazlıkları nedeniyle daha çok dışlanmaya doğru ilerlemektedirler. Sadece şiddet ve aşırılık yanlısı olmaları nedeniyle değil içten dışa farklı düzeylerde sorunlarını siyasi yollarla çözmelerine yardımcı olacak ortak noktalar bulmak yerine sorunlarını çözmek için güç kullanmakta ısrar etmeleri nedeniyle kendilerini zor günler beklemektedir.
Bütün bu şartlar içinde İranlılar, Esed rejimini güç unsurlarını tamamlamak ve sınırları olmayan çatışmalarını sürdürmek için sıkı sıkı tutunmaları gereken bir saha olarak görürken, Esed rejimi de Tahran’ı bütün sorunlarını çözmeyi garantileyen son sığınak hatta varlığının tek güvencesi olarak görmektedir.