Emel Musa
Tunuslu şair ve yazar
TT

Karmaşık Cezayir krizi

İki farklı ülkede benzer olaylar meydana gelebilir. Fakat sonuçlar, anlamlar ve analizler aynı olamaz. Bana göre bu değerlendirme, büyük ölçüde Cezayir’e uyuyor. Çünkü ikinci ayına giren halk hareketinin, açık, net ve güvenilir bir tutum sergilemesi kesinlikle kolay değildir. Zira biz, demografik ve coğrafi bakımdan büyük bir ülkeyle karşı karşıyayız. Cezayir, en güçlü Mağrip ülkesi addedilmekte olup doğal kaynaklara ve etnik çeşitliliğe sahip bir ülkedir. Aynı zamanda Cezayir, bağımsızlıktan günümüze kadar zorlu ve tarihi olaylara tanıklık etti.
Biz, bir milyon şehit vermiş ülkedeki büyük bir halk hareketinden bahsediyoruz. Cezayir, kendisini bitkin hale düşüren ve ülkeyi yaralayan kara bir 10 yıl yaşadı. Aynı zamanda biz, ordunun itibar ve güçlü bir otorite sahibi olduğu bir ülkeden bahsediyoruz.
Diğer bir ifadeyle biz, gerçekten karmaşık bir Cezayir kriziyle karşı karşıyayız. Halk hareketinin, henüz iyileşmeyen aynı yaraya tekrar dönüşmemesi için söz konusu kriz karşısında azami ölçüde teyakkuzda olunması gerekiyor.
Açıkçası kriz, büyüyüp genişleyebilir ve itirazlar artabilir. Yani bu, halk hareketinin öncelikli talepleri doğru bir şekilde yönetilmediği anlamına geliyor. Sonuçta talepler değişti ve köklü bir hale geldi. Başta halk hareketi, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’nın 5’inci dönem cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı çıktı. Fakat bu itiraza aday olmamak ve seçimleri ertelemek şeklinde verilen cevap, rejimin tamamen görevden çekilmesini isteyen talep değişikliğine yol açtı.  
Bu durumda kriz daha fazla büyüdü.
Tabi aday olma hatası üzerinde uzun uzadıya durmanın bir faydası yok. Cumhurbaşkanı Buteflika’nın, yönetimi başkasına teslim edeceği seçimlerde Cezayir’i siyasi bakımdan sakinleştirmesi tahmin ediliyordu. Zira Cumhurbaşkanı özel bir itibara sahip. Buteflika, Cezayir’de uzlaşma tecrübesini başarılı bir şekilde yönetti. Buteflika, yaşamın ve ilerlemenin 10 yıl durduğu Cezayir ve gelecek kuşak için Cezayirlilere zorlu tecrübenin üstesinden nasıl geleceklerini öğretti. 
Şu an halk, rejim ve kötü kriz yönetimi arasında devam eden bir krize şahit oluyoruz. Halk hareketinin artması ve yüzlerce göstericinin katıldığı protestolar bu krizin bir göstergesidir. Cumhurbaşkanı Buteflika’yı destekleyen taraflar arasındaki çatlaklıklar artıyor. Örneğin koalisyonda yer alan Ulusal Demokratik Topluluk Partisi’nden bin kişi istifa etti. Öte yandan Buteflika’nın partisi, krizden kurtulmak için diyalog çağrısı yaparak, halk hareketini desteklediğini açıkladı. Cezayir’deki en büyük sendika olan Genel İşçi Birliği, Cumhurbaşkanı Buteflika’yı desteklemesi nedeniyle bölünmeye başladı.
Açıkçası iktidar, köşeye sıkışmaya başladı. Özellikle bazı büyük ülkelerden gelen diplomatlar, halk hareketini kışkırttı. Diplomatlar, halk hareketinin dış müdahaleye karşı çıktığını gördü.
Halk hareketinin meşru taleplerine ve önemli tarafları başarılı bir şekilde bir araya getirmesine rağmen Cezayir’deki durumların protestocuların istediği gibi kolay olmayacağını düşünüyoruz. Ülkeyi sakinleştirmeden talepleri hızlıca karşılama konusunda Cezayir’i kuşatan tehlikeler var. Cezayir’de meydana gelecek herhangi bir boşluk, Mağrip ülkelerine büyük ölçüde zarar verebilir. Cezayir’in takip ettiği terörist sayısı, diğer Mağrip ülkelerinden daha fazladır. Cezayir, terör dosyasına ve terör sırlarına sahip. Dolayısıyla teröristler, uygun bir fırsat bulacak. Bunun için geçiş sürecinin dikkatli ve zeki bir şekilde sakinleştirilmesi gerekiyor.
Mağrip bölgesinin güvenliğinin büyük bir bölümü, Cezayir’in kontrolü altında. Herhangi bir boşluk ya da Cezayir’i, Mağrip ülkelerini ve teröristleri gözlemleyenler tarafından protestoların istismar edilmesi, mesela Tunus için doğrudan bir tehdit demektir.
Sorun şu ki; halk hareketinin hızlı bir şekilde büyümesi nedeniyle rejim, sürpriz yaşadı. Dolayısıyla rejim, net ve ikna edici bir plan izleyemedi. Rejim, ikna edici ve şeffaf açıklamalar yapmadan seçimleri ertelediğini duyurmakla yetindi. Göstericiler de bunu taleplerini kuşatma olarak algıladı.
Buteflika liderliğindeki yönetimin durumu anlayıp değişim sürecine taraf olması için henüz vakit geç değil. İnat ederek Cezayir’den vazgeçmeyip onuru korumak, Cezayir’de kötülük ve kaosun meydana gelmesini bekleyenlere fırsat verecektir.
2011 yılında çıkan küçük bir gösteri, şu anki halk hareketine hiç benzemiyor. Açıkçası Cezayir halkı, son sözünü söyledi ve kararını verdi. Şu an top, Cumhurbaşkanı Buteflika takımının ağlarında. Buteflika, Cezayir’de daima ittifakın simgesiydi. Buteflika’nın hafızada bu şekilde kalmaması, ne Cumhurbaşkanı’nın ne de Cezayir’in yararınadır.