Cezayir ismi bugün, özellikle 22 Şubat'ta ortaya çıkan ve bir türlü sakinleşmeyen bir siyasi hareketliliğin yaşandığı bir coğrafyada, bir adadan daha fazlasını ifade eder oldu. Hareketliliğin ilk kaynağı, Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika'nın beşinci başkanlık dönemi için aday olma kararının açıklanmasıydı. Buteflika'nın Cumhurbaşkanlığı yarışına katılmasını reddeden kitleler tüm sokaklara indiler, farklı mezhep ve grupların sesleri her tarafta duyulmaya başlandı, tüm bu kesimleri bir araya getiren tek şey başkanın adaylığını reddetmeleriydi.
Sokaktaki insanların seslerinin, sınırsız isteklere doğru yol almaya başlaması beklenen bir durumdur. Arzuları aktif bir güce dönüştürmenin kendine has bir çekiciliği vardır. Yıldırım her gün daha fazla ışık ve renkleri kendine doğru çekmeye başlar, sesler daha da yükselir ve istek çıtası tavan yapar. Altta yatan vicdan, tarihi sokaklara taşır.
Bir dönem daha başkanlık yapması reddedilen şahsiyet, mevcut Cezayir siyasi varlığının simgesi ve mimarıdır. Yirmi yıl boyunca, mazisi 60'lı yılların ilk yıllarına kadar uzanan yol arkadaşlarıyla beraber Muradiye Sarayında kendince bir iktidar inşa etti. İktidar yolculuğuna eski Cumhurbaşkanı Huari Bumedyen’in sağ kolu olduğu zaman başlamıştı. Bu iktidar inşasında ordunun yanı sıra siyasi ve sendika sembolleri ile iş adamlarının önemli bir yeri vardır.
Göstericilerin attığı sloganlar, taleplerin Arapça ve Fransızca yazıldığı pankartlar, sahada ses getiren politik projeler huzmesi haline geldi. Bu arada rejiminin adamları tarafından cumhurbaşkanı adına başlatılan birçok girişim var. Ancak halkın sesi tüm bu girişimleri bastırmış durumda, sakağın sesi genişledikçe rejimin hareket alanı daraldı, girişimler de azalmaya başladı. İstekler artık cumhurbaşkanının adaylığına karşı çıkma ve görevinden ayrılmasını talep etme ile sınırlı değil, göstericiler istek çıtasını alabildiğine yükseltmiş durumdalar. Rejimin tamamen değiştirilmesini, eski rejimin sembol isimlerden hiç birisinin yeni yönetimde yer almamasını, ikinci bir cumhuriyetin inşa edilmesini, yeni bir anayasanın hazırlanmasını, siyasette yeni yüzlere alan açılmasını talep diyorlar.
Burada süreç daha hassas ve daha tehlikeli hale geldi. On yıllardır iktidarın tepesinde sağlam bir yer edinmiş, devletin bütün eklemlerine nüfuz etmiş, ülkenin yönetiminde ustalaşmış, sıkıntılı yıllar boyunca mücadele etmiş bir kadroyu akşamdan sabaha tasfiye etmek kolay olmayacaktır. Can alıcı soru, peki bu nasıl gerçekleşecek? Anayasal ve yasal dayanağı ne olacak? Konu hakkında sayısız yorumlar yapıldı, pek çok düşünce ortaya atıldı ancak bir uzlaşı sağlanamadı.
İktidardaki Ulusal Kurtuluş Cephesi’nden (FLN) farklı farklı sesler ve çözüm önerileri yükselmeye başladı, bu anlaşmazlık hali iktidarın yanında yer alan partilere de sirayet etti. Rejime karşı çıkmanın bir araya getirdiği kırılgan muhalefet ise krizden çıkış adına ulusal alternatifin ne olacağı konusunda kendi aralarında bir birliktelik sağlayabilmiş değil.
Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika aşamalı bir planı içeren bir proje sundu. En önemlisi, kıdemli diplomat Lahdar İbrahimi'nin, Buteflika dönemi sonrası için kapsamlı bir yol haritasını ortaya koyacak, tüm sosyal ve politik aktörlerin etkin olacağı ulusal bir sempozyuma liderlik etmek üzere atanması teklifi oldu. Fakat halkın gür çıkan sesi, ismi ve projeyi reddetti. Cumhurbaşkanı içişleri bakanını yeni hükümeti oluşturması için başbakan olarak atadı. Bu adım yalnızca sokak tarafından reddedilmedi, bilakis atanan başbakan hükümetine girmeyi kabul edecek birini bulamadı.
Gelinen nokta ise, önerilen çözümler gerilemekte, ret cephesinin sesi ve talepleri ise sürekli artmaktadır. Endişe, korku ve kaygı çemberi gittikçe genişliyor, halk hareketi kapalı kapılara doğru ilerlemeye başladı. Cezayir coğrafi olarak kırılgan bir konumdadır. Doğusunda devlet varlığı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan, bilinen ve bilinmeyen terör odaklarının merkezi haline gelmiş bir Libya var. Diğer komşusu Tunus ise siyasi ve ekonomik kargaşadan muzdarip durumda ve terör eylemleri durmaksızın istikrarını sarsıyor. Güney sınırı, Sahil ve Sahra da kaynayan hareketli bir şiddet kazanıdır ve Cezayir burada farklı ideoloji, ulus ve isimlerden meydana gelen pek çok terör unsuruyla mücadele etmeye gayret ediyor.
Cezayir'de olup bitenler komşularını da rahatsız ediyor, Akdeniz ülkeleri endişe duyuyor ve Cezayir'deki çıkış yolları daraldıkça hepsinin nutku tutuluyor. Tablo rahatsız edici hale geldi, politikacılar her ne zaman çözüm adına bir mum yaksa, sokağın kuvvetli rüzgârları bu mumu söndürüveriyor.
Engelli yarışının ortasında, Savunma Bakan Yardımcısı ve Genelkurmay Başkanı Albay Ahmed Gaid Salah, subay ve askerlerinin önünde, Cezayir Anayasası'nın 102'nci maddesinin uygulanmasını istedi. Bu teklif İnisiyatif almak adına yaptığı açıklamaların üçüncü bölümünde yer aldı. Söz konusu madde şunları öngörüyor:” Cumhurbaşkanının tehlikeli ya da kronik hastalık gibi bir nedenle görevlerini yerine getirememesi halinde Anayasa Mahkemesi ‘zorunlu’ toplanır. Mahkeme, bu durumun ispatının ardından parlamentoya, oy birliğiyle "cumhurbaşkanının görev yapamaz halinin ilan edilmesi" önerisinde bulunur. Ulusal Halk Meclisi ve Ümmet Meclisi olarak 2 kanadıyla toplanan parlamentonun öneriyi kabul etmesi için 3'te 2 çoğunluk aranır. Önerinin kabulü halinde, cumhurbaşkanının yetkilerini Anayasanın 104. Maddesi uyarınca 45 gün süreyle Millet Meclisi Başkanı üstlenir.”
Ancak, ordu komutanı tarafından öne çıkarılan Anayasanın bu maddesi, gerek muhalif gerekse rejim kanadından pek çok kimsede ciddi rahatsızlıklar meydana getirdi. Ahmed Gaid Salah’ın önerisini reddedenler, öneriyi kuşkuyla karşıladıklarından reddediyorlar. Komplocu bir zihniyetle hareket ediyorlar. Değişim tekerleğini yürütecek kişinin yine kendilerinden yani rejimin sembol isimlerinden birisinin olmasını arzuladıklarını dillendirerek bu kuşkularını ortaya koyuyorlar.
Ülkeyi Anayasa'nın 102. maddesine dayanarak geçiş döneminde yönetecek olan Millet Meclisi Başkanının da yine Buteflika'ya yakın birisi olduğunu ve başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıdığını söylüyorlar. Aynı şekilde 12 üyeli Anayasa Mahkemesinin Cumhurbaşkanı Buteflika tarafından tayin edildiğini, dolayısıyla Buteflika’ya olan bağlılıklarını devam ettireceklerini ifade ediyorlar.
Öyleyse, diğer yakaya geçişi güvence altına alacak köprü nedir? Sokağın sesi, rejimin tüm sembol isimlerinin geçiş sürecinden çıkarılmasını ve yeni siyasi aktörlerin bu geçiş sürecini devralmasını talep ediyor. Ayrıca başkanlık seçiminden parlamento seçimlerine, oradan belediye seçimlerine kadar tüm seçim süreçlerinin yürütülmesinde ve denetlenmesinde de mevcut rejimden hiç kimsenin olmamasını istiyor.
Bu sesler, ülkenin gerçekliğini göz ardı ediyor. Sadece kendi istek ve arzularını dillendiriyorlar. Irak’ın ABD’nin işgalinden sonra şahit olduğu büyük kopuş hamlesi ve Libya’da Şubat ayından sonra çıkarılan izolasyon yasası, yalnızca iki rejimin değil, iki ülkenin dağılmasına yol açtı. Sokaktaki insanların taleplerini yansıtan Cezayir'deki bu barışçıl hareket, bütün tarafların, yani sokak, iktidar ve muhalefetin karşılıklı tavizleriyle ancak bir sonuca ulaşabilir. Ordu, tüm taraflar arasında tercüman rolü oynayan güçlü aklın sesi olabilir ve ilk cumhuriyetten ikinci cumhuriyete geçiş sürecini barışçıl ve emniyetli bir şekilde yürütebilir. Zira tüm taraflarca saygı duyulan ve güvenilen bir kurumdur.
Kurtuluş savaşında ve son 20 yılda ülkenin istikrarında önemli roller üstlenmiş Ahmed Gaid Salah, tüm tarafları siyasi bir süreç etrafında bir araya getirebilir, üç tarafın da sesi haline gelebilir. Bu dar tünelden geçiş için seçenekler azalmış durumda. Dolayısıyla Salah’ın bu girişimi, yeni bir Cezayir ufkuna ulaşmada herkesi içerisine alabilecek bir geçiş kapısı olabilir.
TT
Cezayir ordusunun komutanı siyasi cephede
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة