Abdurrahman Şalkam
TT

Brezilya Devlet başkanlarına bitiş madalyası: Hapis

Brezilya eski Devlet Başkanı Michel Temer, önceki başkanların düştüğü çukura düştü. Zira bu ülkede çukura düşmek için isminizin önüne ‘önceki başkan’ sıfatının eklenmesi yeterlidir. Büyük bir yolsuzluk davasıyla ilgili soruşturma kapsamında tutuklandı. Dönemin Enerji Bakanı Moreira Franco da benzer bir suçlamayla karşı karşıya kaldı. Rüşvet, özellikle de petrol meselelerinde başkanlara ve ikinci sınıf bürokratlara bulaşan bir Brezilya virüsüdür.
Brezilya'da olan her şey eşsizdir. Dans, futbol ve politika, üzerinde eşsiz bir Brezilya mührü olan sanatlardır. Politikadaki eşsizliği, diğer Brezilya kreasyonlarından üstündür. Cezaevi, ülkenin 1980'lerin başında askeri yönetimlerden sivil yönetimlere geçmesinden bu yana, görevini bırakan devlet başkanını bekleyen bir misafirhanedir. Mali yolsuzluk suçlaması, başkanın göğsüne takılan bir madalyadır, polis eşliğinde gidilen diğer başkanlık hücresine kadar takılı kalır.
Bu olağandışı icat son üç devlet başkanının başını yaktı, bunlardan biri de 12 yıl hapis cezası alan Lula da Silva'dır. Birçok kişi tarafından efsane lider olarak kabul edildi. Kişisel becerilerini kullanarak yoksulluk ve çaresizlik içinde yaşayan bir ülkeyi zenginlik ve insan kaynakları bakımından dünyanın en güçlü ülkelerinden biri haline dönüştürdü.
Lula, Brezilya toplumunu ve topraklarını dolduran zorluklar ve bataklıklarıyla mücadele ettikten sonra, sol İşçi Partisi aracılığıyla ve çok renkli bir mücadele sonrasında başkanlığa yükselmeyi başardı. Ekonomik alanda etkileyici başarılara imza attı, muazzam bir tarım ve sanayi hamlesi başlattı. Sahip olduğu hammadde zenginliklerine rağmen yoksulluk, suç ve işsizlikten muzdarip bir ülkede kayda değer sıçramalar gerçekleştirdi.
Başkan Lula kısa bir sürede uluslararası liderlerden biri oldu. Ülkede ise sembol bir isim haline geldi. Uzun bir süre 200 milyar dolarlık ekonomik darboğaz yaşayan bir ülkeyi bütçe fazlası veren bir ülkeye dönüştürdü. 20 milyondan fazla insanı yoksulluktan kurtaran ilk solcu Brezilya devlet başkanı oldu.
Brezilya halkı kelimenin tam anlamıyla Latin insanlardır. İnsanların deniz kıyısındaki kafelerde görmeye alıştığı kabartmalı tablolara hayal güçlerini işleme kabiliyetleri muazzamdır. Efsane dediğimiz şey de zaten hayal gücü tarafından ortaya konan, çaresizlik ve ümitsizlik içinde yaşayan bir ruh halinin renk verdiği bir varlık değil midir? Gerçeklik eliyle gerçekleştirilemeyen pek çok şey efsane isimlerin hayal gücüyle gerçekleşir.
Lula da Silva gençliğinde bir fabrikada çalışırken sol elinin serçe parmağını kaybetti. Başkan olduğunda ve büyük ekonomik sıçramalar gerçekleştirdiğinde, efsane başkanın bu kesik serçe parmağı espri konusu haline geldi. Bazıları kesik parmağın yarı bir robota dönüştüğünü, sessizce gece gündüz çalıştığını ve başarılar elde ettiğini söylediler. Birçokları da çocukluk döneminde çektiği ızdıraplara atıfta bulundular.
Tüm alanlarda birçok yenilikler ortaya koydu, ancak insanları kendine cezbeden yönü ahlaki tavırları oldu. Başkanlık süresinin bir dönem daha uzatılmasını öngören anayasada değişikliklini kabul etmedi. Silah ticaretine vergi konması çağrısında bulundu. Politikacılar ve yazarlar, başarılarından dolayı takdirlerini ifade etmek için adeta birbirleriyle yarışıyorlardı.
ABD Başkanı Barack Obama belki de herkesin hissiyatına tercüman olmuştu, zira dünyanın en popüler lideri siz misiniz? Sorusuna Obama şu cevabı vermişti: “Hayır, Başkan Lula da Silva benden daha popüler. Belki de bu gezegendeki en popüler kişi…” Da Silva’nın kalbi sanki uzun yıllar süren sıkıntıları unutmamıştı, zira pek çok kez ağladığı görülmüştü. Şairlerden biri, cumhurbaşkanının onlar için yaptıklarına halkın minnettarlığını ifade ettiği bir şiir sunmuştu. Sevilen bir liderdi. Brezilya'nın kronik hastalığı olan yolsuzlukla mücadele etti. Fakat uzun süredir kırmak için mücadele ettiği yolsuzluk sopası ile kendisine vuruldu. Bu türden suçlamalar onu cezaevine sürükledi.
Dört duvar arasında başkanlık döneminden daha fazla bir süre geçirecek. Cumhurbaşkanı Lula da Silva'nın mensup olduğu İşçi Partisi; yolsuzluk davalarının siyasi olduğunu, asıl amacın onu itibarsızlaştırmak, partisini de politik olarak bitirmek olduğunu ifade etti. Nitekim bu gerçekleşmiş oldu. İşçi Partisi adayı başkanlık seçimini kaybetti ve sağ kanattan Bolsonaro kazandı. 
Askeri darbeler yaşamış Üçüncü Dünya Ülkelerinin birçoğunda, eski devlet başkanları nadiren hayırla anılırlar, hatta pek çoğu hayatta dahi kalamazlar. Zira yaptıkları hizmetlerin karşılığı genelde hapis veya ölüm cezası olarak verilir. Brezilya, eski başkanının göğsüne yolsuzluk madalyası astı, hem de hücreye giden yolu çizen bir madalya…
Lula da Silva’dan önce de yolsuzlukla suçlanan Başkan Fernando Collor de Mello istifa etmişti. Brezilya başkanlarını koltuğu bırakır bırakmaz takip eden bu lanet olası hayalet, iktidarda iken başkanlara bir şey yapamıyor, oturdukları koltuk bir anlamda onlara dokunulmazlık kazandırıyor. Başkan Silva'ya yakın olan ilk kadın cumhurbaşkanı Dilma Rousseff, eski başkanların pek çoğunun yaşadığı akıbete uğradı. Senato, yolsuzluk suçlamaları kapsamında görevden alınmasına karar verdi. İlginçtir, Rousseff yolsuzlukla mücadele üzerine bir seçim kampanyası yürütmüştü.
 Çanlar, yeni sağcı devlet başkanı Bolsonaro için de çalmaya başladı, zira oğlunun rüşvet işlerine karıştığı ve hakkında kovuşturma başlatıldığı konuşuluyor. Başkanlık, rüşvet ve hapis, Brezilya tarafından yaratılan efsanevi üçgen, hiç yaşlanmayan ve ortadan kaybolmayan bir sanat… Amazon dünyasında tek efsanenin Pele olduğunu ya da sadece samba dansçılarının yaratıcı olduğunu kim söyleyebilir… Brezilya’da her yenilik bir başkasıını meydana getiriyor.