Çekincesiz, Dinî ıslahın üç ikilemle başa çıkmaya bağlı olduğunu söyleyebilirim.
Kanaatime göre ilki ve en temel olanı, fıkhî yaklaşımın dini düşünceye egemen olmasıdır.
İkincisi, değerlerin ve ahkâmın belirlenmesinde rivayete dayalı yaklaşıma teslim olmaktır.
Sonuncusu ise ihtiyatı dindarlığın kriteri haline getirmek.
Bunun genişçe ele alınması gereken bir iddia olduğunu biliyorum. Okuyucu, mevcut alanın uzun bir argümana izin vermediğini bilir.
Bu yüzden zihni düşünmeye sevk etme amacıyla-temel gaye de zaten budur- sadece ilk ikilemi açıklayacağım.
Fıkhın konusu, dinin fer'î (İmana ilişkin olmayan) meseleleridir. Genelde ibadet ve muamelat şeklinde taksim edilir. Fıkhın amacı hükümler ortaya koymaktır.
Diğer bir ifade ile neyin vacib neyin haram, mekruh ve müstehab olduğunu belirlemektir. Dinin bu döngüyle sınırlandırılması nedeniyle, ilmin gelişimi, daha fazla hüküm çıkarma şeklinde anlaşıldı.
Bu da dini yükümlülükler alanının alabildiğine genişlemesi demekti. Zamanla, ahkâmda bir genişleme oldu, burası fıkıh ilmiyle meşgul olanların kendilerini ispat ettikleri bir alan haline geldi.
Birine Şeriat’ın şu veya bu tür bir ağacın ekimine dair görüşünü ya da ona şu veya bu sporla uğraşmanın hükmünü sorsanız dahi -dini alana girip girmediğine bakmaksızın- cevap vermekte tereddüt etmemeye başladılar.
Fıkıh, kalbin deruni hallerinden ziyade amellerin şekli boyutuna odaklanır. Dolayısıyla, şekli unsurlar dindar ve dindar olmamanın temel kıstası haline geldi.
Diğer bir ifade ile söylemler ve giysiler gibi insanların kişilerde gördüğü şekli unsurlar dindar olmanın veya olmamanın kıstası gibi algılanmaya başlandı.
Günümüzde fıkıh, diğer dini ilimlere erişmenin kapısı haline geldi. Hatta Şeriat ilmi dendiğinde Fıkıh ilmi anlaşılmaya başlandı desek abartmamış oluruz.
Başka bir deyişle, fıkıh dini bilginin en belirgin ve etkili kısmı haline geldi.
Hâlbuki fıkhın ilgi alanı ibadet ve muamelat olarak isimlendirdiğimiz feri meselelerdir. Bu alan dini bilginin sadece küçük bir bölümünü oluşturmaktadır.
Daha önceki bir makalede değindiğim üzere Kur’an’da hüküm bildiren(ahkâm ayetleri) yani fıkıh ilminin ilgi alanına giren ayetler 500’ü geçmez. Kur’an'ın toplam ayet sayısının sadece % 8'ini oluşturmaktadır.
Fıkıh okulunun dini ilimlere olan hâkimiyeti bugün başlamamıştır. Bildiğim kadarıyla miladi 12. yüzyıl ile 15. yüzyıl arasında başlamıştır.
Genel anlamda bilgi, özelde ise dini bilgi fıkhi bilgiye indirgenmiştir. Dolayısıyla diğer ilim dallarına ilgi azalmıştır.
Zamanla, müçtehit, din âlimi ve fakih dendiğinde özellikle fıkıh âlimi anlaşılmaya başlandı. Dini ilim ekolleri bir anlamda fıkhi tedrisatın alt birimleri haline getirildi.
Bu da diğer dini ilimlerin ihmaline neden oldu. Fıkhi yaklaşımın baskınlığı, tam olarak dini, bireylerin yaşamlarını ve davranışlarını kısıtlama aracı olarak gören bakış açısının hegemonyasını ifade eder. Bunun, akılları ve kalpleri özgürleştirmek için gönderilmiş olan semavi dinlerin yüce amacına aykırı olduğunu biliyoruz.
Bu yaklaşımı tatbik etmenin ne gibi sonuçlar doğurduğu ile ilgili tartışmalara girmeye ihtiyacımız yok, zira sonuçlarını her gün görüyoruz, bizim için mesele gayet açık ve özellikle geleneksel fıkıhçıların sözleri ve uygulamalarının nelere yol açtığını çok iyi biliyoruz. Velhasıl, bu tür uygulamalar gerçek dini, küçük düşürme ve alay konusu haline getirdiği gibi genç neslin büyük bir kısmının dinden uzaklaşmasına da neden oldu.
Allah’ın varlık bilincine vâkıf olmak (marifetullah), O'na imân etmek ve yönelmek, O'nun emirlerine itaat etmek, fakihlerin görüşlerine tabi olmayı ve onların araştırma sonuçlarını takip etmeyi gerekli kılmamaktadır.
Müslümanlar bu gibi durumlarla sadece, zayıfladıkları ve medeniyet anlamında geriledikleri dönemlerde karşılaştılar. Bu iki olay arasında nedensel bir ilişki olduğunu söylemek istemiyoruz, ancak ikisi arasındaki bağlantının gözden kaçırılmaması gerektiğini söylüyoruz.
TT
Fıkhi yaklaşımın dini düşünceye egemen olması
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة