Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü
TT

Sudan'da gerilimi tırmandıran senaryolar

Askeri Geçiş Konseyi ile Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri arasındaki son müzakerelerin çıkmaza girmesinin ardından, bu hafta gerginlik daha da artacak gibi gözüküyor. Egemenlik Konseyi’nin oluşumu konusundaki anlaşmazlık, iktidarın aktarılması ya da derin devletin dağıtılması gibi daha derin sorunları gizlemektedir. Bu durum müzakerelerin ciddiyetini sorgulanır hale getirmekte, derin şüpheler oluşturmaktadır.
Devrimi akim bırakma planları, Genelkurmay karargâhı önündeki kararlı oturma eyleminin sürdürüp sürdürülemeyeceği konusu endişelerin devam etmesine neden oluyor. “Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri” sivil itaatsizliğe ve genel greve yol açacak hazırlıkların ve adımların başladığını duyurdu. Askeri Geçiş Konseyi Başkan Yardımcısı Muhammed Hamdan Daklu buna karşılık olarak dün grev yapan herkesi işten çıkartmakla tehdit etti. Grev gerçekleştiği taktirde devletin çalışma tekerleğini çalıştırmaya hazır unsurları olduğunu söyleyerek, kaos olarak nitelediği greve izin vermeyeceğini ifade etti.
Kullanılan bu dil, taraflar arasındaki güvenin azaldığını gösteriyor.  Her bir tarafın, hem retorik olarak, hem de sahne arkasında attıkları adımlarda, bir sonraki çatışmaya hazırlandığı görülüyor. Bir çatışmaya –ki İnsanlar istemiyor- kaymayı önleyen bir anlaşma yapılması mümkün mü?
Egemenlik Konseyi ile ilgili anlaşma, özellikle Sudanlıların hoşgörü ve arabuluculuğu hareket ettirme eğilimi ile mümkün olabilir. Ancak benim görüşüme göre bu, altta yatan sorunları ve güvensizliği çözmeyecek. Zira hala tek derdi halk devrimini kuşatmak ve sonuçsuz bırakmak, eski rejimi yeniden diriltmek ya da en azından iktidarın Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçlerine tamamen devredilmesini engellemek isteyen taraflar var.
Bu taraflar çeşitli cephelerde ve birçok mekanizma kullanarak çalışıyorlar. Değişik taleplerde bulunan bazı güçleri harekete geçirerek gösteri yapmalarını sağlamak, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri ve Sudan Meslek Grupları Birliği (SPA) hakkında şüphe oluşturabilecek kampanyalar yürütmek, kafa karışıklığı ve kaosu tetikleyecek söylentileri ve uydurma haberleri sızdırmak bunlardan bazılarıdır.
 Sorun şu ki, Askeri Konsey devrim karşıtı bu kesimlerin rahat hareket etmesine izin veriyor, hatta bazıları ile müzakereler yürütüyor, önerilerini dinliyor, bazen bu önerilerin bir kısmını da uygulamaya koyuyor. Sorunları daha da kötüleştiren hadise ise Konsey üyelerinin, iktidarı Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri ve Sudan Meslek Grupları Birliğine (SPA) devretmeyeceklerini söylemeleri oldu. Söz konusu tarafların elde edilebileceği azami gücün, Sivil Bakanlar Kurulu ve yasama meclisinin üçte ikisinin kendilerine verilmesi olacağı ifade edildi.
Askeri konseyin önerilen “Egemenlik Konseyi”ni kontrol etmedeki ısrarı iki ihtimalden birini ima ediyor: Birincisi, bu Konsey'in sembolik yetkileri olmayacak, bilakis Bakanlar Kurulu yetkilerine denk ya da bu yetkileri aşan gerçek bir güç olacak. Bunun da daha sonra ya anlaşarak ya da fiili durum yaratılarak gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Askeri tarafın emri altında silahlı kuvvetlerin yanı sıra hızlı destek milisleri, güvenlik ve istihbarat aygıtının da olacağı düşünüldüğünde bu gücün nerelere varacağını kestirmek zor olmasa gerek. Güç dengelerinde, masanın etrafında çok fazla koltuğa sahip olmanız önemli değildir, esas önemli olan gerçek güç araçlarını elinizde tutabilmenizdir.
İkinci ihtimal, bu işin müzakereleri engelleme yönünde bir hareket olmasıdır. Bu arada devrimi zayıflatma umuduyla savsaklamalar artacak ve buna gerekçeler üretilecek ya da oturma eylemini dağıtmak ve istisnai önlemler almak için bir mazeret olarak çatışma ortamı tetiklenecek. Askeri Konseyin, Egemenlik Konseyi'ndeki bir çoğunlukla yetinmemesi muhtemeldir, çünkü yetkilerin çoğunu istiyor. Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin reddettiği konu da zaten budur.
Müzakerelerin tıkanması ve gerginlik yaratan söylemlerin artış göstermesiyle beraber, Askeri Konseyin erken genel seçim çağrılarına olumlu cevap vermeyi düşündüğünü tekrar duymaya başladık. Bu şekilde Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’ni devre dışı bırakmayı ve sivil geçiş hükümeti etrafındaki tartışma ve baskıdan kurtulmayı amaçlıyorlar. İktidarın devredilmesini de -şartlara bağlı olarak uzayabilir- altı ay ertelemiş olacaklar. Konsey ve destekçileri, bu seçenekle uluslararası güçlerin ikna edilebileceğini düşünüyorlar. Bu seçeneği tanıtmak için çoktan harekete geçtiler bile.
İçerde ise, şu şekilde bir muhalefetle karşılaşacaklardır: “Demokrasi ve iktidarın sivil bir hükümete devredilmesi için mücadele ediyorsanız, erken seçim çağrılarına neden karşı çıkıyorsunuz?” Tabii ki askeri konsey, seçimlerin BM, AB, ABD ve Afrika Birliği'nden gelecek gözlemcilerin gözetiminde gerçekleştirileceğini söyleyerek çağrıları susturmaya çabalayacaktır.
Askeri konsey ile “Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri“arasındaki gergin atmosfer ve halen aktif olan derin İslam devletinin varlığı ışığında erken seçim, “Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri”ni zayıflatma ve dağıtma girişimi gibi görünüyor. Tüm tarafların seçmenlerinin sandık başına gideceği, partilerin birbirleriyle rekabet edeceği ve sadece seçime odaklanılacağı bir ortamın sivil direnci zayıflatabileceği hesap ediliyor.
Ayrıca, çeşitli entelektüel, bölgesel ve partizan eğilimleri içermesi hasebiyle Sudan Meslek Grupları Birliğinin (SPA) yarattığı dalgaya darbe vurulmak isteniyor olabilir. Seçimlerde her bir taraf kendi siyasi veya bölgesel partisini destekleme eğiliminde olacaktır, bu da söz konusu Birliğin dağılması neden olabilecektir. Buna ek olarak, seçim atmosferinde yeni siyasi güçlerin, değişik fikirlerin ve farklı önceliklerin ortaya çıkmasıyla söz konusu Birliğin parlaklığı ve rolü kaybolabilir, sesi de bu kadar gür çıkmayabilir.
Bu bağlamda, son zamanlarda bazı dikkat çeken hareketlenmeler ortaya çıkmaya başladı. Farklı isimler altında ne idüğü belirsiz gençlik birliklerin kurulmaya başlandığını duyuyoruz. Anlaşılan o ki Sudan Meslek Grupları Birliğinin ayağının altındaki halıyı çekmek ve sahip olduğu itibarı yok etmek istiyorlar. Erken seçim çağrıları, amaçlarından bağımsız olarak, karışıklığa ve tartışmalara neden olacaktır. “Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri“nin içindeki farklılıkları tetikleyebilir. Zira bazı siyasi güçler kendilerini desteklerken, diğer bileşenler muhalefet edebilir.
Tartışma, “Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri“ mahfillerinin dışına taşabilir, çünkü Konsey, -Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçlerini zayıflatma adına- kimsenin dışlanmayacağı konusundaki önceki tutumunu kesinlikle teyit edecektir. Rejimin rahminden doğan İslamcı partilere gün doğacaktır. Beşir, “Dağıtıcı Partiler” olarak bilinen bu partileri, kendi kurduğu rejime sadık kalacak kişileri satın almak ve muhalif siyasi güçleri dağıtmak için oluşturmuştu.
İslamcı güçler, hazırlık, teşkilat ve parasal yönden muhtemel bir erken seçime en hazırlıklı partiler olacaklardır. Bu seçimleri, yeni logo ve isimlerle kendilerini yeniden inşa etme fırsatı olarak görüyorlar. Herkes bu oyunun farkındadır artık. Geleneksel siyasi partilerin, bölünmelerden, yetersiz fonlardan muzdarip olduğu biliniyor. Halkla olan bağları Beşir döneminin uzunluğundan dolayı kopmuş durumda. Yeni nesil ise kanaatlerini daha ziyade internet üzerinden oluşturmaktadır. 
“Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri" şu an Konsey ile geçiş dönemine ait düzenlemeleri müzakere ettiğinden dolayı oldukça meşgul görünüyor. İslamcı güçler ise ister erken ister normal seçim olsun, bir sonraki aşamada geleneksel sol partilere ve Birliklerle muhalefet edecek yeni koalisyonlar ve bloklar kurmaya başladı bile. Sahneyi tüm karmaşıklıkları ve potansiyel senaryoları ile okumak gerekirse, müzakerelerin Askeri Konsey ile umutlu bir anlaşmaya yol açmayacağı görülüyor.
"Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri" değişen koşullarla baş edebilmek için başkalarıyla çoklu seçenekler üzerinden pazarlıklar yapma ihtiyacı duyabilir. Genel siyasi grev ve sivil itaatsizlik seçenekleri bazılarının zannettiği gibi kolay seçenekler değildir. Önümüzdeki günlerdeki bir olasılık da, "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri"ni birleştiren bir seçim bloğunun ortaya çıkmasıdır. Muhtemel seçimlere -gerçekleşmesi halinde- bu blok ile girilebilir. Görevi ise yalnızca sivil, geçici ve yeni hükümeti yönetmek olacaktır.