Eski bir deyiş, her krizin bir fırsat olabileceğini söyler.
İran İslam Cumhuriyeti ile ABD arasındaki mevcut kriz belki de bunun bir istisnası değildir.
İki taraf arasındaki yoğun kışkırtmalar, “hareket çekme diplomasisi” olarak adlandırılabilecek bir netice doğurdu. Bunu “temkinli mücadele” olarak da niteleyebiliriz.
Ortada ilgi çeken bir sorun var, bu durum iki tarafı ve "İran sorununa" dâhil olanları çatışmanın temel nedenlerini yeniden düşünmeye ikna etmek için kullanılabilir. Bu olursa, krizi etkisiz hale getirmeyi deneyebiliriz.
Ancak bundan önce birkaç adım atılabilir. Her şeyden önce, söz konusu krizin Devletlerarasındaki geleneksel çatışma nedenlerinden herhangi birinin sonucu olmadığını anlamalıyız.
İran ve ABD arasındaki sorun sınır meselesinden kaynaklanmıyor, ABD doğal kaynaklara erişim için savaşmıyor, İki ülkeden biri diğerinin pazar payını düşürmek istemiyor, azınlık olmaktan veya zulüm görmekten şikâyet eden bir taraf yok, taraflardan herhangi birisi açık denizlere erişim ve ulusal güvenlik hesaplamaları için mücadele etmiyor, su kaynakları etrafında bir çatışma da söz konusu değil.
Başka bir deyişle, klasik bir uluslararası çatışma ile karşı karşıya değiliz, söz konusu çatışmanın nedeni, İran'ın artık bir ulus-devlet olarak değil, ideolojik bir araç olarak hareket etmesidir.
Demokrasi ve insan hakları konusundaki konuşmalarında açıkça göründüğü gibi Amerikan tarafında da ideolojik kaygıların olduğu söylenebilir.
Bununla beraber, ideolojik bir düşman olarak gördüğü Sovyetler Birliği ile on yıllar boyunca yürüttüğü Soğuk Savaş’ta açıkça ortaya koyduğu gibi ABD, çatışmanın ideolojik tarafını ulus-devlet davranışı çerçevesine yerleştirmeyi büyük ölçüde başardı.
İslam Cumhuriyeti ile olan mevcut çatışmada, ABD, pek çok defa, mollaların “Amerikan değerlerine” karşı ideolojik mücadelelerini ulus devlet olarak ve kabul edilebilir uluslararası davranış standartlarıyla sürdürmeleri şartıyla benzer bir tavır ortaya koyabileceklerine işaret etti.
ABD Sovyetler Birliği'nin komünist ideolojisini asla benimsemedi ve katılmadı, ancak karmaşık bir ilişkideki birçok unsurdan biri olarak bu fenomenle başa çıkabildi.
Nikita Kruşçev'den itibaren, Sovyet liderleri her zaman böylesi bir yaklaşıma hazırdılar ve yine de "kapitalizmi gömmek" istediklerini söylüyorlardı ve siyah sanatlardan ve amaçlarına hizmet eden diğer sanat biçimlerinden büyük ölçüde faydalandılar. Ancak, tüm bunlar "soğuk canavar" davranışının standartları çerçevesinde yapıldı.
Başka bir deyişle, Sovyetler Birliği, zaman içinde etkisini yitirmiş ideolojik hedeflerini ideolojik olmayan yöntemler kullanarak gerçekleştirmeye çalışıyordu.
1970’te İran, Kızıl Çin ile diplomatik ilişkiler kurmaya karar verdiğinde, Çin'den komünizmden vazgeçmesini ve hatta militanlarını eğitmek için Mao Zedong'un yanına seyahat eden onlarca Şah karşıtı İranlı'yı ağırlamayı durdurmasını talep etmedi.
Tahran'ın Pekin’den talep ettiği tek şey, İran’la bir ticaret anlaşması yapması, komünizmin egemenliği altında bulunan Güney Yemen Cumhuriyeti’nden hareket eden Ummanlı isyancıları silahlandırmayı durdurması oldu.
İki yıl sonra, İran-Çin tecrübesinin başarısı, Başkan Nixon'ın Washington'daki yönetimini Pekin'le normalleşme sürecini başlatmaya teşvik etti ve sonunda tam diplomatik ilişkilerin kurulmasına yol açtı.
Bununla birlikte, tarihsel emsaller, tüm çatışma hallerinde her zaman uygulanamayabilir. Genel olarak, İran'ın bir devlet olarak çıkarlarını arttırmak için Ayetullah Ali Hamaney'in liderlik ettiği İslam Cumhuriyeti'nin ideolojik paradigmalarını feda edebileceğini şu anda hayal etmekte zorlanıyorum. Hayal etmesi zor olsa da, mevcut baskı seviyesinin iç muhalefet yoluyla ve dışarıdan birçok düşmanı tarafından korunabilmesi durumunda, İran, yıkıcı mücadelenin yanı sıra diğer seçenekleri de düşünmek zorunda kalabilir.
İkinci İmam (Hz. Hasan), Humeyni’nin kuruluşu içine inanılmaz bir dönüş gerçekleştirdi. Geçen ay, bir Arap yazar tarafından yazılan ve Hamaney tarafından bir giriş yazılarak çevrilen otobiyografisi yeniden yayımlandı ve devlet medyasında ve entelektüel çevrelerde yaşanan yoğun tartışmalarda bir argüman olarak kullanıldı.
Geçen Salı, İran İslam Cumhuriyeti İstihbarat Bakanı Mahmud Alavi, İmam Hasan'ın stratejisini övdü. Bilindiği üzere Hz Ali’nin oğlu İmam Hasan -Allah’tan aldığı bir ilhamla- Muaviye bin Ebi Sufyan'la bir uzlaşıya varmıştı, Alavi buna atıf yaptı. Bakan ayrıca “Ümmetin İmamı kalıcı bir itibar durumuna ihtiyaç duymuyor, İmamın taviz vermesi takipçilerine ilham kaynağı olduğu zamanlar vardır" dedi. Buna dair başka işaretler de var zira Hamaney’in “kahramanca esneklik” şeklinde isimlendirdiği olguya dair bazı düşüncelerinin olduğu söylenebilir.
Resmi propaganda makinesinin zaten İslam Cumhuriyeti'nin zaferini talep etmek için donatıldığı biliniyor ve bu konuyu o da işlemeye başladı.
Resmi haber ajansının 21 Mayıs'ta yayınlanan haberinde, "Dünya zaten Amerika'nın kemiklerinin kırılma sesini duyuyor" ifadesini kullandı.
Bir başka esneklik işareti de, Yüce Rehberin İsrail’in ortadan kaldırılması için belirlediği tarihin 2050’ye kadar uzatılmasıdır. Daha da önemlisi, İsrail’in “ortadan kaldırılmasının” “Amerika’nın sonu” ile aynı zamanda geleceği söylendi.
İslam Cumhuriyeti Devrim Muhafızları Komutanlığının kıdemli bir stratejisti General Hamid Abazari, "Geçen hafta büyük bir kalabalığa yaptığı konuşmada," İran İslam Cumhuriyeti Şeytan'ın düşüşüne tanıklık edecek ve Amerika dünya tarafından yutulacak ve İsrail 2050'de yerle bir olacak” dedi.
Bunun iyi bir haber olduğunu düşünmeli miyiz? Zorunlu olmamakla birlikte, Humeyni'nin deliliği sert bir şekilde bastırıldığı zaman tam bir teslim olma biçimlerine sahipti ve baskı hafifletildiğinde cüretkâr bir saldırganlığa sahipti.
İran için en büyük zorluk, bu delilikten tamamen kurtulamamasıdır, çünkü her aldatma ve geri çekilme halkası tedaviyi daha da zorlaştırabiliyor.
Washington'daki Molla yanlısı lobinin iddialarına aykırı olarak, Humeyni deliliğine teslim olmak ile İran'ın tamamen işgali arasında tercih yapmak zorunda değiliz. Ancak potansiyel ağrı eşiğine ulaşıldığında, "Yüce Rehber", seçeneklerini yeniden gözden geçirebilir.
Henüz bu aşamaya ulaşabilmiş değiliz.
TT
İran’ın seçenekleri ve yıkıcı zorluklar
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة