Amazon yanar biftekçiler bakar

Amazon yanar biftekçiler bakar

Çarşamba, 28 Ağustos, 2019 - 07:15
Dilaver Demirağ
Araştırmacı-Yazar ve doğa korumacı aktivist

Yeryüzünün en değerli ormanlarından olan Amazonlar geçen perşembe ocak ayından bu yana devam eden tutuşturmalarda ani bir artış kaydetmesi neticesi -ama en çok da ünlü sinema oyuncusu Leonardo Di Caprio’nun dikkat çekmesi- ile bir anda hem bizim hem de dünya medyasının radarlarına girdi. Oysa 2013 yılından beri sürekli yok edilen Amazon daha çok çevrecilerin ve yerli hakları savunucuları ile iklim bilimcilerin, ormancıların ve biyologların ilgi alanına giriyordu. Guardian, Independent, New York Times gibi sol liberal gazetelerin çevre sayfalarında arzı endam eden haberler dışında ana akım medyada yer bulamadı. Nitekim yapılan araştırmalar çevre haberlerinin medyada daha az yer bulduğunu iklim değişimi ile kıyaslandığında da iklim değişiminin Amazondan daha fazla haber olduğunu gösteriyor. İnsanların da çevresel konulara medyada haber bombardumanına* tutulmadıkça pek ilgili olmadığı çevre sayfalarının magazin ya da moda sayfaları hatta günlük fal sayfaları kadar bile ilgi görmediği açık. Oysaki insanların hayatiyetlerini sürdürmelerinin çevre olarak yanlış ifade edilen ama aslında doğaya bağlı olduğu düşünüldüğünde daha fazla okunması gerekir.

Kısacası insansız doğa ya da biz de dahil tüm canlı yaşamı içine alan ekoloji anlamında ‘doğal yaşam’ olarak Amazonlar dar bir çevre dışında ilgi alanımıza girmedi -belgeselleri ya da turistik gezileri saymıyorum- Bundan dolayı da Jair Bolsonaro denen ve aşırı sağcı diye örtmeceye tabi tutulsa da gerçekte bir ‘faşist’ olarak adlandırılması gereken alçak adam kendisini destekleyen Tarım ve Sığır Yetiştiricisi lobisinin arzusuna uygun olarak Amazonları yok ediyor. Nitekim Roma İmparatoru Deli Neron diye bilinen ama deli olmayan Nero’nun Roma yanarken elindeki liri çalarak yangını izleyip izlemediği tarihçiler arasında ihtilaf olsa da Bolsonaro denen faşist Amazonlar yanarken komedi filmi izleyecek[1] kadar konuya ruhsuz bir vurdumduymazlık içinde.

Nitekim orduyu görevlendirdiğini söylemesine neden olan baskı da Brezilyalı sığır yetiştiricileri için çok ama çok önemli olan Mercusor Anlaşmasının[2] askıya alınabileceği tehdidi oldu. Macron’un öncülüğünde başlayan bu tehdide G-7’nin diğer Avrupa ülkeleri de ortak oldu. Buna kızan Bolsonaro ’da Macron’un karısı hakkında çok uygunsuz şeyler söyledi. Ancak burada da aslında büyük bir ikiyüzlülük söz konusu. Sahne önünde kavga edenler sahne arkasında el sıkışıyor. Nitekim İngiltere ile Brezilya arasında süregelen ticaret ile İngiltere sığır eti ve soya ithal ederek Amazon ormanlarının yıkımına katkı sağlıyor. İngiltere’deki Sainsbury, Asda, Morrisons ve Lidl gibi süpermarket zincirlerinin, uzun bir yolsuzluk ve yasadışı ormansızlaşma skandalına maruz kalmasına rağmen, yine de Brezilya’nın en büyük sığır eti üreticisi JBS’den konserve sığır eti ithal ediyor.[3]

Fakat sahne önünde Boris Johnson Amazonlardan dolayı Macron Bolsonaro’ya parmak sallarken, İngiltere’nin kanlı ticareti silah ihracatının hararetli destekçisi Boris Johnson’da ona destek veriyordu. Diğer yandan da Başbakanlık ofisinde sulu bir Brezilya Bifteğini gövdeye indiriyordu.
İşin ucunda para var

Nitekim haziran ayında Güney Amerika'nın Mercosur ülkeleri bloğu ve Avrupa Birliği arasında gerçekleşen bir ticaret anlaşması Brezilya'nın paketlenmiş sığır eti endüstrisi paketlenmiş sığır eti için 99 bin tonluk yeni kota ve yüzde 7.5'lik yeni bir tarifeyle daha da fazla pazar açabilir.[4]

Ama sadece bu değil Amazon Yağmur Ormanları kerestesi Fransa’ya girerken Macron Amazon’daki ormansızlaşmayı pek de önemsemiyordu. Eh ne de olsa ticaret ticarettir öyle değil mi? 11 AB ülkesi, Mart 2016 - Eylül 2017 arasında sahtekârlık göstergeleri ile orman yönetim planlarından 9,775 milyon ipe ağacı kerestesi ithal etti. En büyük miktar Fransa’ya (3,002 milyon metreküp), ardından Portekiz (1,862 milyon m3), Belçika (1.754 m3) ve Hollanda (1,549 m3).[5]

Ve tabi altını unutmamamız gerek, altın ihracatından elde edilen küresel satışlar 2018'de 305,8 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Satışlarda ilk sırada 110.2 milyar ile AB ülkeleri geliyor, toplam altın ihracatının yüzde 36’sını teşkil ediyor bu rakam. AB ülkeleri içinde de en büyük pay İngiltere’de 31,8 milyar dolar toplam altın ihracatının (yüzde 10,4)  eğer buna yüzde 20.4’lük payı ile İsviçre’yi ve çok düşük paya yüzde 1.5 sahip olan Almanya’yı da eklersek Avrupa en büyük altın tüketicisi olarak ilk sırada yer alıyor ve bu altından brezilyanın payına düşenin bedelini haliyle Amazon ödüyor.[6]

Rapor yayınlamaktan öte bu durumun değişmesinde çok da payı olmayan Amazon Vatch, Greenpeace, Dünya Dostları (Friend of the Earth) WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) vb. çevre örgütleri de o keresteden yapılan mobilyayı kullanan, o altını süs eşyası olarak bulunduran ve o etleri mideye indiren tüketicilerden aldığı bağışlarla ayakta duruyorlar. Eğer Mısır Ölüler kitabında yazdığı gibi Duata yani Ahirete intikal etmek için “Ben günah işlemedim” demek zorunluluğu olsaydı Avrupa da çok az kişi Duata giderdi ve Avrupalılar ile Amerikalıların çoğunluğu da Ahirete intikal edemedikleri için imha edilirlerdi.

Haa bu arada Macron’un ve İrlanda Başbakanın en çok sesi çıkan olması Mercusor’dan dolayı kendi çiftçilerinin işlerinin düşmesini istememelerinden. O yüzden Macron ve İrlanda Başbakanı Leo Varadkar anlaşmayı imzalamamak için doğayı bahane ediyor.

Hâsılı işin ucu gelip paraya dayanıyor. Hangi dağda kurt öldü de kapitalizmin damarlarından yeşil akar oldu diyebiliriz yani. Ortada Amazon ormanlarında ölen canlılara duyulan kaygı da, Küresel Isınma meselesinin bu denli gündemde olduğu bir zamanda dünyanın en büyük Karbon Yutaklarından olan Amazonların yok olup Küresel Isınmanın şiddetlenmesi filan gibi olgulara zerre inanmayın. Ortada olanca çıplaklığı ile parasal çıkar var ve bazıları çevreyi bahane ederek kendi ekonomik çıkarlarını kolluyor o kadar.

Peki, Amazon Yağmur Ormanları ne için önemli?

Amazon yağmur ormanları uzun zamandır sadece yerel kabileler ve topluluklar için değil aynı zamanda dünyanın geri kalanı için ekolojik hizmetlerin bir deposu olarak kabul edilmiştir. İronik olarak, yağmur ormanları kaybolmaya devam ederken, son yirmi yıldaki bilimsel çalışmalar, yağmur ormanlarının sağlığını dünyanın geri kalanına bağlayan kritik bağlara ışık tutuyor. Her şeyden önce dünyanın iklimini dengeliyor, çünkü çok büyük miktarda karbonu emerek oksijen miktarının az çok sabit kalmasını sağlıyor.

Doğal koşullar altında bitkiler, Karbondioksiti atmosferden uzaklaştırır ve enerji veren bir süreç olan fotosentez için onu absorbe eder. Fotosentez denen bu süreç esnasında oksijen havaya geri iade edilirken bitkinin büyümesi için karbon bünyede kalır. Yani, tropikal yağmur ormanları olmasa gezegenin ısısı çok daha yüksek olurdu ve bundan dolayı iklim değişimi iyice raydan çıkardı. Orman yandığında ise bünyede tutulan karbon atmosfere geri döner. Kaybolan orman varlığı nedeni ile bir zamanlar azim ağaçların göğe yükseldiği yerde şimdilerde sığırların otladığı çayırlar ve meralar var. Çayırların ve meraların da karbon tuttuğu söylense de bu konu tartışılıyor.[7] Ormanlar bittiğinde, CO2 artık fotosentez yoluyla dönüştürülmez. Sonuçta tropikal ormanlar ve ormanlık alanlar (örneğin savanalar) atmosferle birlikte çok miktarda su ve enerji alışverişinde bulunur ve yerel ve bölgesel iklimlerin kontrolünde önemli rol oynar. Bitkilerin atmosfere (buharlaşma ve bitkilerin terlemesi yoluyla) saldıkları su buharı, hakeza okyanuslar ve nehirler yoluyla atmosfere salınan su buharı yağış döngüsünü sağlarlar, böylece bitkilerden salınan su buharı da dünya iklimini ve okyanus akıntılarının dolaşımını etkiler. Ormanlar aynı zamanda temiz hava ve su kaynağıdır. Tüm bunlar için eko sistem hizmetleri adı veriliyor.

Yağmur ormanları suyu büyük bir sünger gibi depolar. Aslında, Amazon ormanlarının tek başına Dünya'nın yağmur suyunun yarısından fazlasını depoladığı düşünülmektedir! Yağmur ormanları ağaçları, orman zeminden suyu çeker ve tekrar dönen sis ve bulutlar şeklinde atmosfere salıverir. Yağmur ormanları olmadan sürekli olarak büyük miktarlarda suyu geri dönüştürmek, nehirleri, gölleri ve sulama sistemlerini beslemek, kuraklık daha yaygın olacak ve potansiyel olarak yaygın kıtlık ve hastalığa yol açacaktı zor olacaktır.

Amazon ormanları doğal ilaç kaynağı. Burada keşfedilen birçok bitki ilaç kaynağı. İlaç endüstrisi bu bitkilerin bilgisini bünyesinde barındıran yerli şamanlardan bilgi elde ederek yeni ilaçlar piyasaya sürüyor.

Bunlar biz insanlar için önemi. Bir de canlı türleri için çok önemli bir yere sahip çünkü dünyadaki 30 milyon canlı için bir yuva. Ve Amazonu esas olarak onlar ayakta tutuyor. Onlar olmasa orman kendini yeniden üretemez, onlar olmasa ağaçların tohumlar büyüyemez, çiçekler döllenemez ve toprağın verimliliği sağlanamaz. Bu anlamda onların birbiri ile sıkı bir ilişkileri var ne orman onlarsız yapabilir ne de onlar ormansız.

Ve bizler çıplak ekonomik çıkarlar için yani halkın değil bir avuç zenginin cebi dolsun diye bu muhteşem ormanları yok ediyoruz. Onun kıymetini çok büyük ihtimalle yokluğunda fark edeceğiz -bizler böyle canlılarız bir şeyin kıymetini ona sahip olduğumuzda anlamıyoruz ancak elimizden gidince bunu anlıyoruz. Ama gerçek şu ki iş işten geçiyor, Bağdat harap olduktan sonra Bağdat’ın kapılarını sıkı sıkı kapatmamız gerektiğini anlıyoruz ama bu esnada Bağdat harap olmuş oluyor. Bilmem bu söze kulak verir misiniz? Bir zamanlar bir Amerikalı yerli reis şöyle demişti;

“Dünyanın başına ne gelirse aynısı insanın da başına gelecektir.”
* Ses uyumuna uygun düştüğü için bombardıman yazılıyor oysaki bombanın dumanı olarak düşündüğümüzde doğrusunun Bombarduman olması gerekir bu nedenle de bombardıman değil bombarduman yazdım.

[1] https://aawsat.com/turkish/home/article/1871901/%E2%80%8Bbrezilya-devlet...

[2] AB-Mercosur anlaşması bir serbest ticaret anlaşması. Buna göre Güney Amerika ülkeleri AB’ye tarım ve hayvancılık ürünlerini gümrük indirimi ile satarken, AB’de bu ülkelere avantajlı koşullarda satabilecek.

[3] https://news.mongabay.com/2019/05/uk-supermarkets-implicated-in-amazon-d...

[4] https://www.independent.co.uk/voices/amazon-forest-fire-brazil-beef-meat...

[5] https://www.greenpeace.org/eu-unit/issues/nature-food/1170/greenpeace-in...

[6] http://www.worldstopexports.com/international-markets-for-imported-gold-...

[7] Çayır ve Meralar’ın yüksek miktarda karbonu tuttuğu FAO tarafından iddia edildi, ancak bu iddiaya karşı çıkan ormancılar ağaçların daha yüksek miktarda karbon emdiğini belirtiyorlar.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya