Petrol piyasaları ve korona salgının etkileri ile başa çıkmak

Petrol piyasaları ve korona salgının etkileri ile başa çıkmak

Salı, 2 Haziran, 2020 - 08:45
Velid Haduri
Enerji konusunda uzman, Iraklı yazar

Yeni ortaya çıkan koronavirüs pandemisi birçok endüstri ve küresel ekonomi üzerinde olumsuz etkiler bıraktı. Petrol sektörü de bu olumsuz etkilerden kurtulamadı. Aksine, petrolün küreselleşmesi, çeşitli ekonomik sektörlerde, ulaşım araçları ve fabrikalarda yaygın kullanımı, tüm araç çeşitleri ile ulaşımı azaltan ev izolasyonu, ayrıca endüstri üretiminin de azalması nedeniyle izolasyon politikalarının zirve noktasına ulaştığı mart ve nisan aylarında ham petrol talebindeki azalma günlük 30 milyon varile ulaştı. Salgın öncesine göre toplam küresel petrol tüketimi (günlük yaklaşık 100 milyon varil) yaklaşık yüzde 30 azaldı. Bunun yanı sıra varil fiyatının 20 doların altına inmesiyle petrol fiyatları tam bir çöküş yaşadı. Hatta New York Borsasında WTI ham petrol fiyatı sıfırın altını gördü.

Aralarında Çin, Avrupa ülkeleri ve ABD’nin de olduğu birçok dünya ülkesinde izolasyon önlemlerinin kademeli olarak azaltılması ile petrol fiyatları da kademeli bir şekilde iyileşmeye başladı. İzolasyon tedbirleri ülkeden ülkeye değişse de birçoğunda sosyal mesafenin önemi, hava seferlerinin başlamasının haziran ayına kadar ertelenmesi, buna ek olarak elbette maske kullanımı, sterilizasyon ve elleri sürekli yıkamanın gerekliliği vurgulandı.

Petrol fiyatları dediğimiz gibi izolasyonu hafifletmeye yönelik adımlardan etkilendi ve Brent petrolünün fiyatı kademeli olarak arttı. Yaklaşık bir hafta boyunca 30-35 dolar arasında gidip geldikten sonra geçen hafta sonunda 35 dolarda sabit kaldı. Aynı zamanda ABD’nin Batı Teksas Tipi ham petrol (WTI) fiyatları da yükseldi ve Brent petrol ile arasındaki farkı 10 dolardan sadece 1 cente düşürdü. Bilindiği gibi ABD petrolünün fiyatı genellikle Brent petrolünden birkaç dolar daha düşük olur. Ne var ki, geçen hafta sonunda  Brent petrol fiyatı 35.33 dolar seviyesini görürken WTI ham petrolü fiyatı da 35.32 doları gördü.

İzolasyon tedbirlerinin kaldırılmaya başlamasıyla birlikte neden aynı anda hem Brent hem de Batı Teksas Tipi ham petrol fiyatlarında yani neredeyse küresel piyasaların büyük bir bölümünde bu doğrudan kademeli yükseliş görüldü? Bu yükselişin birçok nedeni var: Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı ham petrol üreticisi ülkelerin üretimi günlük 9.7 milyon varil kısması ve bu kısıntı oranlarına bağlı kalması. Keza, Suudi Arabistan, Kuveyt ve BAE’den her birinin gönüllü olarak üretimlerini günlük 1 milyon varil azaltması. Buna ek olarak, ABD ve küresel depolardaki petrol rezervi oranlarını düştüğüne dair bilgiler.

Petrol fiyatının 35 dolara yükselmesi, ülke ve petrol şirketlerinin üretimi düşürme oranlarını azaltma çağrısı yapmaya teşvik etti. Bununla birlikte, pandeminin ikinci dalgasının yaşanması ve yeniden izolasyon tedbirlerine dönülmesi olasılığı göz önüne alındığında işler hala belirsiz.

Aynı şekilde petrol fiyatlarının 40 dolara – bir varsayım olarak- yükselmesinin piyasaların istikrarının gerçekliğini yansıtmayacağı da göz önünde bulundurulmalıdır. Zira depo ve tankerlerdeki petrol rezervi oranları ile ilgili çeşitli rakamlar veriliyor. Nitekim son 3 yılda elde edilen deneyimin de gösterdiği gibi yüksek rezervlerin varlığı fiyatlara baskı yaparak düşürüyor. Bu nedenle ihracatçı ülkeler üretimi düşürmek için iki hedefli bir yola başvurmak zorunda kalabilirler: Birinci hedef, önlem amaçlıdır ve korona pandemisindeki değişkenlikleri dikkate almalıdır. İkincisi, yüksek rezervlerin etkilerini azaltmaya çalışmalıdır.

Bu durumda, piyasaların istikrarını sağlamak için mevcut kısıtlama oranları sürdürülmelidir. Diğer bir deyişle, bazı ülkelerde yeniden izolasyon tedbirleri alınmasını ve petrol tüketiminin azaltılmasını zorunlu kılacak ikinci bir dalganın yaşanmayacağından emin olmak gerekiyor. Keza, petrol rezervlerinin ticari oranlarının dengeli olduğundan dolayısıyla fiyatları olumsuz etkilemeyeceğinden de emin olmak gerekiyor.

Ancak, geçmişteki deneyimlerden de bilindiği gibi, ülkelerin çıkar çatışmaları göz önüne alındığında üretim oranlarını düşürme konusunda toplu bir uzlaşıya ulaşmak kolay değil. Bu, ilgili ihracatçı ülkeleri herkes için tatmin edici uzlaşılara ulaşmak zorunda bırakabilir. Peki, daha yüksek bir fiyat oranına ulaşmak bütün ihracatçı ülkeler için önemli ve onların çıkarlarına olmasına rağmen uzlaşıya varmak neden bu kadar zor?

Bunun nedenleri değişiyor. Rusya gibi bazı büyük ülkelerde üretim eski petrol kuyularında gerçekleşirken ABD’deki yeni ve yüksek üretim, kaya petrolü kuyularında gerçekleşiyor. İki ülke arasındaki büyük jeolojik farklılıklara rağmen gerek kaya petrolü gerekse Rusya’nın geleneksel kuyuları üretimin düşürülmesi sonucu kapatıldıklarında, kullanılan araçların sürekli bakımı için her kuyuya yaklaşık 30 ila 50 bin dolar harcama yapılması gerekiyor. Kuyular ne kadar uzun süre kapalı kalırsa maliyetler de o kadar yükselir. Bu ülkeler de bahsettiğimiz yüksek maliyetlerden kaçınmak için mümkün olan en kısa sürede bu kuyulardan yeniden üretim yapmayı talep ediyorlar. Ayrıca, içerideki kötü yönetiminin sonucu olarak ciddi ekonomik ve politik zorluklarla karşı karşıya olan büyük petrol ihracatçısı devletler de var. Bu ülkelerin en kısa sürede yüksek petrol gelirleri elde etmeleri gerekiyor çünkü bazısının sivil ve askeri memurlarının maaşlarını karşılamaya yetecek kadar bile parası yok. Bazıları da çatışmalar nedeniyle rafinelerini kapatmak zorunda kaldıkları için iç tüketimlerini karşılamak amacıyla petrol ürünleri ithal ediyorlar ki bunun için de gelire ihtiyaçları var. Bunun yanında, içeride kritik sorunlarla karşı karşıya olan bu ülkeler, mümkün olan en yüksek petrol gelirini elde etmek için eski üretim kotalarına dönmek istiyorlar. Fakat bu sorunlar şiddetlendiği ve zorlaştığı için istedikleri yüksek gelirlerin bile – elde etmeleri durumunda- kendilerine yardımcı olacağı şüphelidir.

Salgının petrol piyasası üzerinde büyük olumsuz etkileri oldu. Özellikle de fiyatlara baskı yapmayı sürdüren ve ihracatçı ülkeleri kendisiyle gerekli ciddiyet ve hızla başa çıkmaya zorlayan yüksek rezervler üzerinde. Keza petrol tüketim oranlarının en azından yakın vadede düşmüş olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır. Yaşanan bu düşüşün en iyi örneği, hava ulaşımıdır. Salgın öncesinde uçaklar için günlük 9 milyon varil yakıt kullanılıyordu ve hava ulaşımının toplam petrol tüketimi içindeki oranı yaklaşık yüzde 9’du.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya