Halid Kıştini
Iraklı gazeteci - yazar
TT

Irak’ta monarşi döneminden bir hikaye

Irak en iyi dönemlerinde, çok fazla sıkıntı ve baskıyla karşılaşmaksızın İngiliz yanlısı iktidara cesurca karşı çıkan şairler, yazarlar ve düşünürlerle doluydu. Çoğu zaman yetkililer bu kişiler karşısında eleştiri ve suçlamalarda bulunur, zaman zaman onlara sempati duydukları da olurdu. Tanınmış şairlerden olan Maruf Rusafi bunun en iyi örneklerinden biridir. Nesir alanında kalemi kuvvetli isimlerden biri İbrahim Salih Şükr’dü. Salih, muhalif ve eleştirel dile sahip bir yazardı. Osmanlı döneminden 1944 yılında vefat edene kadar birçok gazete çıkardı. Bu gazetelerde yazdığı tüm yazılarında, İngilizlere ve onlarla işbirliği yapan hükümetlere meydan okudu.
İbrahim Salih, yazdığı yazılardan birinin iftira içerikli olması sebebiyle yetkililer tarafından mahkemeye sevk edildi ve hakkında dört ay hapis cezası verildi. Bu karar her ne kadar hafif de olsa birkaç gün sonra İçişleri Bakanı tarafından af kararı çıktı ve serbest bırakıldı. Fikir ve kalem ehli kimselere saygı duymak ve merhamet göstermek o günlerde monarşinin özellikleri arasındaydı. İbrahim Salih, bundan sonra ilçe kaymakamlığına atandı. Reşid Ali Geylani İngilizlere isyan ettiğinde Hanekin kazasında kaymakamlık görevinde bulunuyordu. Aşırılıkçı milliyetçiliği onu bir mektup göndermeye sevk etti. Bu mektup diğer gazeteler tarafından yayınlandı ve Geylani hareketini destekleyenlerin manifestosu haline geldi. Ancak Geylani hükümeti düştü ve adamları İran'a kaçtı. Böylece Bağdat'taki hükümetin elinden kaçtılar. Bunda İbrahim Salih’in etkisi büyük oldu. Nitekim Geylani’nin adamlarının İran’a girmeleri için gerekli olan pasaportları elde etmelerine yardımcı oldu.
Geylani’yi desteklemek ve adamlarının kaçmasına yardım etmekle tehlikeli bir iş yaptığını, günlerinin sayılı olduğunu anladı. Görevinden ayrıldı. Bağdat'a kaçarak Müsenna Kütüphanesi’ne sığındı. Burada onu kitap mahzeninde sakladılar. Bu, Nuri es-Said’in kulağına gitti. Nuri es-Said arabayla Saray Pazarı yakınlarına, sonrasında yürüyerek Müsenna Kütüphanesi’ne gitti. Kütüphane sahibiyle şakalaştı ve ona keyif alacağı yeni kitapların olup olmadığını sordu. Kütüphane sahibi onun isyancı yazarı aradığını fark etti ve ondan kurtulmak için çeşitli mazeretler söyleyerek oyalamaya çalıştı. Birkaç gün sonra yetkililer yazarımızı kitaplar içerisindeki hapishanesinden çıkardılar ve affettiler. Onu Hanekin’den Kal'at Saleh’e nakletmekle yetindiler. Kütüphanede kitaplar arasındayken üstü başı toza bulanmış olan yazarımız, bu tozları üzerinden silkeledi ve yeni görevinin başına geçti.
Nuri Said birkaç ay sonra bu yazarın tüberküloz ve şeker hastalığına yakalandığını duydu. Gün geçtikçe sağlığı daha da kötüleşen yazar Bağdat'taki Evkaf Kütüphanesi’ne müdür olarak atandı. Böylece zaman içinde iyileşmesi umuluyordu. Bağdat'ta kaldığı süre boyunca hatırı sayılır bir maaş aldı ve 1944 yılında vefat edene kadar böyle devam etti.
İbrahim Salih, en çok ‘ulusal meselelerin edebi tasviri ve Iraklılar arasında ölümsüzleşen sloganlarıyla’ tanındı. “Bir insanı dövüp onu ağlamaktan menetmek adil değildir”,
“Gerçeği savunan kimse Rahman’ı savunsun” sözleri ona aittir.