Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Trump'ı eleştir, sonra da ayak izlerini takip et!

Trump'ı eleştir, sonra da ayak izlerini takip et!

Cuma, 17 Temmuz, 2020 - 12:30
Emir Tahiri
İranlı gazeteci-yazar

Donald Trump ile ABD'yi şimdiye kadar yöneten 45 başkan kıyaslandığında nevi şahsına münhasır olduğuna şüphe yok. Muhtemelen siyasi muhalifleri ile arasındaki olağan olmayan, genellikle şiddetli rekabet duygularının sebebi de budur. Ayrıca başta Avrupa olmak üzere çeşitli seçkin çevrelerde Trump'ın bu serzenişi, onu zekasının bir kanıtı ve bu rahatsızlık ise her türlü ilerlemenin gereği olarak görülüyor.

BBC’de katıldığım bir televizyon programında sunucunun yanı sıra üç ABD’li ve Avrupalı ​​meslektaşım arasında kendimi dışlanmış hissettim. Yalnızca Trump'ın dünyadaki bütün hatalardan sorumlu olmayabileceğini söylemiştim. Avrupa ve ABD'deki büyük medya kuruluşları, Trump'ın eylemlerinin neticelerini sürekli bir şekilde gündemde tutuyorlar. Bizatihi ABD’nin içerisinde Trump’ın azarlanması ve ona serzenişte bulunması seçkinler arasında bir ayine dönüştü.

Trump'a öfkeli bazı kimseler ise ona olan bağlılık duygularınaı kaybettiler. Amerikan karşıtı bir dilbilimci olan Noam Chomsky, Trump'ı ‘tarihteki en kötü suçlu’ olarak nitelendirdi. Görünüşe göre Cengiz Han gibi isimleri unutuyor. Adolf Hitler ve Joseph Stalin'den bahsetmiyorum bile... Max Potts da Trump'ı ‘şimdiye kadarki en kötü ABD Başkanı’ olarak görüyor. O da James Buchanan’ı ve 8 yılını başarısızlık olarak nitelendirdiği Barack Obama'yı unutmuş gibi görünüyor.

Trump kesinlikle nevi şahsına münhasır biri. Nitekim 45 Amerikan başkanından 33'ü askeri geçmişe sahipti. Söz konusu isimlerden en az 12’si generaldi. Trump asla askeri üniforma giymedi. Bu başkanlardan 24’ü avukatken Trump'ın yasa ile olan ilişkisi ise sadece aleyhindeki davalar kadardı. Başkanlığı kazanmak için iş adamı sıfatıyla çalışmalarını sürdüren tek başkan Trump’tır. Onun dışında diğer dört başkanın daha iş dünyasında bir geçmişi olduğu doğrudur fakat bu isimler uzun siyaset dönemlerinden sonra Beyaz Saray'a ulaştılar. Trump hükümetin herhangi bir organında çalışma deneyimi bulunmayan tek başkandır. Obama bile genç yaşına rağmen iki yıl senatörlük yaptı.

Trump, sunuculuğunu yaptığı bir televizyon programıyla da medya geçmişine sahip olan ilk başkan konumundadır. Ronald Reagan da bir film yıldızıydı fakat başkanlığa aday olmadan önce bir politikacıydı ve eyalet valisi olarak görev yaptı. Warren Harding de aynı şekilde siyasete ayak basmadan önce gazetecilik yaptı. Diğer taraftan Trump, kendisine has bir parti kurmaksızın iki partili siyasi kalıbı kırmış olan tek isim olabilir. Nitekim ABD’nin siyasi tarihi particiliğin yol açtığı bölünmeler ve sorunlarla doludur. Ayrıca Trump her ne kadar sahip olduğu serveti abartıyor olsa da Beyaz Saray'a giren en zengin ve yaş en yaşlı kişidir. Trump, bu derece tartışma yaratan ilk ABD başkanı olabilir. Kennedy'ye saygı duyan Avrupalı ​​elitler arasında sevilmemesi bunun için yeterli bir örnektir.

Burada her ne kadar gayri resmi olarak konuşuyor olsak da Avrupa Birliği’ndeki bürokratların Trump’a karşı bir direniş cephesi kurduklarından bahsedebiliriz. Hâlihazırda Avrupa'da Trump’ı kötülemediğiniz takdirde kimse sizi zeki biri olarak görmez. İngiltere Avam Kamarası Başkanı John Bercow, Trump’ın parlamento önünde konuşma yapma çağrısını reddetmesini ‘ihtişamının doruk noktası olarak’ görüyor. Ayrıca Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, Trump'ın yeni seçim kampanyası için kendisini tebrik etmeyi reddetti. Fransız solu, yerel seçimlerde yaygara koparmak amacıyla Trump karşıtı temalar kullandı. Almanya'da insanlar America First sloganından nefret ediyorlar. Oysa bu eski Alman marşının bir yankısından daha fazlası değildir. Trump meselesi uluslararası siyasi kulislere de sızmış durumda.

Diğer taraftan Vladimir Putin ve Şi Cinping, genel olarak solcu ideolojik fikirlerle değil, ulusal temalarla ilişkilendirirler. Hindistan'da Narendra Modi taraftarları ona Hindistan’ın Trump’ı diyorlar. Brezilya’da Jair Bolsonaro, Trump’ın oynadığı rolü oynuyor. Orta ve Doğu Avrupa ülkelerindeki Trump destekçileri artıyor. Muhalifler tarafından Polonya’nın Trump’ı olarak adlandırılan Andrzej Duda sürpriz bir şekilde pazar günü düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimini kazandı. Ayrıca İngiltere Başbakanı Boris Johnson da seçim kampanyasını ‘ulusal kimlik ve endüstriyel canlılık’ sloganlarıyla kazandı. Trump'ın daimi eleştirmeni olan Almanya Şansölyesi Angela Merkel bile şu anda daha büyük bir savunma bütçesine duyulan ihtiyaçtan, küreselleşmenin sınırlandırılmasından ve Rusya’nın tehdit olduğundan bahsediyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ‘Trumpçı yaklaşımın’ muhtemelen en iyi örneğidir. Kendisi Trump'ın konuğu olarak ABD Kongresi'nin ortak oturumunda konuşma yapan ilk yabancı liderdir. Aynı şekilde Macron, Fransa'ya ulaşan Black Lives Matter kampanyası karşısında Trump’a benzer bir tutum benimsedi. Fransız tarihinin yeniden yazılmasına ve Fransız polisine hakaret edilmesine hiçbir şekilde izin vermeyeceğini ifade etti. 14 Temmuz'da yaptığı geleneksel televizyon röportajında ​​Macron ‘ulusal endüstri ruhundan’ bahsetti. ABD'deki güçlü ekonomik dönüşün korona sonrasındaki dönemde Avrupa ekonomisi için bir umut ışığı olduğunu söyledi.

Trump yönetimi, korona krizi öncesinde siyah Amerikalılar arasında iş yaratma ve yoksulluğu azaltma konusunda en iyi yönetimlerden biri olarak kabul edildi. Ayrıca Trump son 100 yılda ülkesini yeni bir savaşa sokmayan ilk ABD başkanı olarak kabul ediliyor. Trump'ın yönetim tarzı ve dışlayıcı konuşması Cumhuriyetçiler arasında bile düşmanlarının artmasına yol açtı. Ancak Demokrat Parti üyeleri, güvenilir alternatifler sunmaksızın onu yenemezler.

Demokratlar, Trump'ın Twitter'da sürekli olarak paylaştığı yorumlarını taklit ettiler. Bazı politikalarını da taklit etmeleri gerekebilir. Trump'ın kaldırılması kolaydır ancak bu riskli bir iştir. Kasım ayında yenilse bile emekli olması olası görünmüyor. 2024 yılında Joe Biden'den bir yaş büyük bir halde yeniden yarışabilir.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya