Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Libya diyalogunda yeni bir maraton

Libya diyalogunda yeni bir maraton

Çarşamba, 9 Eylül, 2020 - 10:30
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar

Libya’da diyalog görüşmelerine katılan taraflar, Gadames Konferansı ile başlayan, Cenevre’de birçok kez düzenlenen, son koşusunu Fas’ın Suheyrat şehrinde gerçekleştiren bir maratonda yıllardır koşmaktan nefes nefese kaldı. Suheyrat koşusu tarafların kabul ettiği bir  “mutabakat” ile sonuçlanmıştı ama kendisinin birçok maddesi uygulanmadı, hatta tam aksine birden fazla kez ihlal edildi. Libya diyalog görüşmeleri dünya başkentleri arasında koşarken nefesler kesilmeye devam ediyor. Paris’ten Roma’ya sonra yine Paris’e, Abu Dabi’ye şöyle bir uğradıktan sonra tekrar Paris’e dönen, Kahire, Cezayir ve Tunus arasında dolaştıktan sonra son olarak Rabat ve Kazablanka arasındaki Bouznika kasabasında karar kılmış görünüyor.

Fas’ın Suheyrat şehrine geri dönmek yerine Bouznika (znika; dar yol ya da geçit anlamına gelen “zenka” sözcüğünün küçültülmüş ismidir) kasabasının seçilmesi, Libya sürecinin zor ve dar olduğuna dair dilsel bir izdüşüm ya da Kaddafi’nin devrim başladıktan sonra yaptığı konuşmalarda kullandığı “zenka zenka” (Libyalıları her yerde kovalayacağı anlamındaki) ifadesinin siyasi bir izdüşümü mü yoksa sadece bir tesadüf mü?

Bu diyalog süreçlerine Libya-Libya diyalogu adı verilse de gerçek bunun tam aksi. Zira bunlar her zaman diyalog girişimlerini başarısızlığa uğratmak için Libya krizine müdahil olan tarafların -özellikle de Katar ve Türkiye- gözetiminde gerçekleşti. Nitekim Libya Yüksek Devlet Konseyi ile Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi heyetleri arasındaki görüşmeler sona erer ermez Başkanlık Konseyi’nin anayasal olmayan başkanı es-Serrac, Bab-ı Ali’den emirler almak için İstanbul’a uçtu. Öte yandan Türkiye, Libya’ya paralı asker nakletmeyi sürdürüyor. Anayasal olmayan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH), 99 yıl geçerli olacak anlaşmayı imzalayarak Vatiyye Hava Üssü ve Mısrata Deniz Üssü’nü emrine vermiş olsa da Türkiye, daha fazla liman ve havaalanını kontrol etmek için Libya’daki varlığını pekiştirmeye devam ediyor. Ancak, söz konusu anlaşma, kendisini imzalama hakkı olmayan (UMH) taraf ile kendisini hak etmeyen (Türkiye) taraf arasında imzalanmıştır.

Seçilmiş Temsilciler Meclisi ile seçilmemiş, anayasal olmayan, İhvan (Müslüman Kardeşler) örgütüne tamamen bağlı, Suheyrat Anlaşması’nın bir ürünü olan Yüksek Devlet Konseyi heyetleri arasındaki görüşmeler, meşruiyetini seçimlerle elde etmiş bir oluşum (Temsilciler Meclisi) ile kendisini meşrulaştırmaya çalışan meşru olmayan bir oluşum arasında yapılan görüşmelerdir. Meşru olmayan oluşumun meşrulaştırılması, bu krizin çözümüne katkıda bulunmayacaktır. Çünkü bu oluşum sadece vakit kazanmayı, zamanı öldürmek veya kazanmak, uzatılmak ve detaylara boğulmak arasında gidip gelen krizin ömrünü uzatmayı amaçlamaktadır. Libya krizi, pazarlandığı gibi kişiler ya da Başkanlık Konseyi’nin 9 yerine 3 kişiden oluşması gibi sayılarla ilgili bir anlaşmazlık değildir. Bu, krizi kabul edilemez bir biçimde yüzeyselleştirmekte ve indirgemektedir.

İki heyet arasındaki görüşmeler, her iki tarafın da sahada çatışan taraflar üzerinde bir otoritesi olmadığı için pratik bir çözüm üretmeyebilir. Dolayısıyla, Libya’da silah ve milis güçleri kaosunu bitirmeye dönük bir uluslararası niyet ve irade olmadıkça bu görüşmeler, korona zamanında hayatta kalmak için sağlıklı olması gereken nefesleri tüketen yeni bir maratondan ibaret olmaya mahkumdur.

Libya krizinin şahıs ya da şahıslar krizi olduğunu düşünmek hatalıdır. Bu, çeşitli formlara bürünebilen ve gelişen radikal ideoloji ve hegemonyaların çatıştığı bir krizdir dolayısıyla ancak şahısların değişmesiyle çözülebilir.

Libya krizi kelimenin tam anlamıyla bir güvenlik ve emniyet krizidir. Milis güçlerinin dağıtılması ve yabancı paralı askerlerin ülkeden çıkarılmasını içermeyen herhangi bir çözüm ya da yol haritası, boşa kürek çekmek ve bir serabın peşinden koşmaktır.

Temsilciler Meclisi ile Başkanlık Konseyi heyetleri arasındaki Bouznika görüşmelerinden önce, bu görüşmelerin sonuçlarının kendilerine yükleyebileceği sorumluluktan kaçmak amacıyla her iki taraftan da kendisinin iyi niyet görüşmelerinden ibaret olduğu açıklamaları geldi. Doğrusu (İhvancı) Başkanlık Konseyi söz konusu olduğunda buna yani iyi niyetli olduğuna inanmak mümkün değil. Zira kendisi, Suheyrat Anlaşması’na karşı çıkılıp ihlal edilerek kurulmuş bir yapıdır. Tek bir grubu, bir önceki ulusal konferansa katılan Müslüman Kardeşleri temsil etmektedir.

Müslüman Kardeşler ise rakipleri ile ilişkilerinde siyasi “takiyye” uygulamaya, duruma göre tutum belirlemeye ve her türlü anlaşmayı hiçe saymaya alışkın bir örgüttür. Dolayısıyla daha başlamadan önce, çıkarlarına hizmet etmeyen kararlarını kabul etmek zorunda kalmamak için önlem alarak heyetinin Konsey tarafından yetkilendirilmediğini, hiçbir şeyi imzalama yetkisi olmadığını açıkladığı görüşmelerde varılacak “mutabakata” uymayacağını söylemeye gerek yoktur. Bütün bunlar, iki tarafın Fas’ın Bouznika kasabasında dış güçlerin baskısıyla masaya oturduklarını doğrulamaktadır. Her iki taraf da son nefeslerin tüketildiği bu maratonun sonuçlarını umursamıyor. Görüşmelere sadece varlıklarını kanıtlamak için katıldılar. 


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya