Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

ABD’nin vatandaş Trump ile sorunu

ABD’nin vatandaş Trump ile sorunu

Perşembe, 21 Ocak, 2021 - 09:00
Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü

Donald Trump, 4 yıl önce yerleştiği Beyaz Saray’daki ilk gününden son gününe kadar her alanda sıra dışı bir başkandı. Dün, gün içinde ardı ardına gelen gerçek üstü görüntüler, ABD başkentindeki tuhaf bir durumu özetliyordu. Bu durumun ana fikrini, önümüzdeki dönemin en büyük zorluğunu temsil edecek siyasi arena ve toplumdaki derin bölünme oluşturuyor. Kongre baskını şokunu tam olarak atlatamamış olan Washington, genellikle yeni başkanın yemin törenine eşlik eden kutlama atmosferinin aksine, hayalet bir şehir gibi görünüyordu. 25 bin askerin konuşlanmış olduğu başkentte her zaman olduğu gibi geçit törenleri ve halk kutlamaları yapılmadı. Yemin töreninin kendisi, 150 yıldan bu yana halefinin yemin ve devir teslim törenine katılmayan ilk başkan olmaya karar veren, görev süresi sona ermiş başkanın yokluğunda yapıldı.

Trump, ABD’yi endişeler ve bölünmeler içinde boğulmuş bir biçimde bırakarak Beyaz Saray'dan ayrıldı. Yoğun suçlamaların, kendisi hakkında açılacak olası davaların, siyasi olarak onu azletme, gelecekte herhangi bir resmi pozisyonda görev almasını veya başkanlığa aday olmasını engelleme çabalarının yoğun gölgeleri üstünde dolaşır bir halde bıraktı. Başkanlığının son günlerinde ve saatlerinde onlarca özel af kararı yayınladı, ancak bu af kararlarıyla kendisini ve ailesini koruma arzusunu yerine getiremedi, çünkü henüz verilmemiş bir ceza af kararıyla affedilemez. Başkan ve ailesini mahkemelerde olası davalar bekliyor ama savcılık makamları, özellikle de New York savcılık makamı, görünüşe göre, kendisi için özel af kararı çıkarmasına fırsatı vermemek için Beyaz Saray'dan ayrılıncaya kadar beklemeye karar verdiler.

Trump, sahneyi bir süre de olsa halefleri için terk eden önceki başkanlar gibi olmak istemiyor. Washington’dan ayrılmadan önce, sahnede ve ışıklar altında kalmakta kararlı olduğunu ve gözünü 2024 başkanlık seçimlerine diktiğini vurgulayan bir dizi açıklamada bulundu. Dünkü veda mesajında “bu bir son veda değil, yakında yeniden görüşeceğiz” diyerek bunun sözünü verdi. “Her zaman sizin için savaşacağım. İzleyip duyacağım. Bir şekilde geri döneceğiz” vaadinde bulundu. Ayrılışının arifesinde ayrıca, “Hareketimiz yeni başlıyor” mesajını da verdi. İşte asıl sorun ve zorluk da bu. Trump sahneyi isteyerek ve kabullenmiş bir şekilde terk etmek istemiyor. Peki, Washington’daki siyasi kurum bununla nasıl başa çıkacak? Cumhuriyetçi Parti’nin kendisi nasıl başa çıkacak?

Başkan Trump gibi vatandaş Trump da Cumhuriyetçiler için, şimdi ve gelecekte kendisiyle nasıl başa çıkacaklarına karar vermeleri gereken büyük bir sorun ve sınav. Cumhuriyetçi Parti’nin şimdi karşı karşıya olduğu sorun, Senato’daki olası bir yargılamada nasıl bir tutum benimseyeceğiyle ilişkili. Cumhuriyetçi üyelerin çoğunluğu lehte oy verip, gerekli üçte iki çoğunluğa ulaşılmasını kolaylaştırarak eski başkanlarının suçlu bulunmasını mı sağlamalılar yoksa bunu engelleyerek, kendisine hem parti hem de ABD için daha büyük bir soruna yol açabilecek bir “zafer” mi vermeliler?

Senato’daki eski Cumhuriyetçi çoğunluğun başkanı Senatör Mitch McConnell, bu hafta yaptığı açıklamada, eski başkanın, ABD’yi sarsan ve dünyayı şok eden 6 Ocak olaylarında, Capitol Binası’na baskın yapan destekçi güruhunu kışkırtmaktan sorumlu olduğunu söyleyerek, Cumhuriyetçi bloğun üyelerinin Trump aleyhine oy kullanmalarına zemin hazırladı. Ne var ki, McConnell’in bu açıklamasına rağmen, bazı Cumhuriyetçiler Trump’ın suçlu bulunması için oy kullanmak istemiyor ve popüler tabanını kaybetmekten korkuyor gibi görünüyorlar. 

Bu bizi, partinin gelecekte ve Trump’ın başkanlığı sonrası dönemde karşı karşıya kalacağı sorun ve meydan okumaya götürüyor. Kurumsal olarak Cumhuriyetçi Parti, Trump’ı kontrol etmek ve dizginlemekte başarısız oldu. Hatta tam aksine, birçok kararında ve davranışlarında ona boyun eğdi. Trump’ın kişiliğinin, mizacının ve sinirliliğinin partinin onun eylemlerini ve kararlarını kontrol etmekte başarısız olmasının faktörleri olduğu doğru, fakat sorun bundan çok daha derin. Cumhuriyetçi Parti yıllardır, çoğu Avrupalı ​​sağcı parti gibi veya önceki dönemlerdeki tarihi seyrine uygun olarak merkezin sağında durmak yerine aşırı sağa yönelmeye başladı. George Bush'tan beri ve belki de ondan önce, parti içinde aşırı sağın etkisinin ve dini sağcı kesime yönelik eğilimin arttığını gördük. Böylelikle parti tabanı, silah lobisi, ırkçılar ve iktidar karşıtı seçkinlerin yanı sıra bu kesimi de kendisine kattı.

Trump hazır bir zemin buldu ve bütün bu kesimleri cezbetmek için popüler sloganlar ve tutumlar benimsedi. Bu tabana bir de komplo teorileri destekçilerini, göç ve göçmen karşıtı söylemlerinin, Washington’daki siyasi bataklığı kurutma ve “Önce ABD” sloganı ile içe kapanma vaatlerinin cezp ettiği içe kapanma taraftarlarını da ekledi. Cumhuriyetçiler şu anda bir karar aşamasındalar, partilerini aşırılık yanlılarından geri alıp yeniden ılımlı bir sağa dönmesini mi sağlamalılar yoksa aşırılık yanlılarının yolunda ilerlemeye devam etmesine göz mü yummalılar?

İlk sınavlarını, vatandaş Trump ile başa çıkma konusunda yapacakları seçim ile verecekler. Parti içinde Senato’da yargılanıp suçlu bulunmasını, kendisine siyasetten el çektirmek için bir fırsat olarak gören grubun karşısında, suçlu bulunması için oy kullanmaya direnen ve eski başkanın etrafında toplanan kitleden yararlanmak ve siyasi emelleri için kullanmak isteyen bir grup var. Trump her iki durumda da bir sorun. Kongre’de suçlu bulunursa, komplo teorileri ve "seçimlerin çalındığı söylemi”nin etkisi altında daha da radikalleşecek tabanının gözünde bir "kahraman" olacak.  Ancak suçsuz bulunursa da, müesses nizama daha güçlü bir biçimde meydan okuyabilir. Kaybettiğini kabul etmeyi reddettiği ve halefine teslim etmeden Beyaz Saray’dan ayrıldığı başkanlık için tekrar aday olma ümidiyle destekçileri arasındaki aşırılık eğilimini körüklemekte daha cüretkar hale gelebilir.

Trump, fırsat verilirse, Biden'ın canını sıkmak ve yönetimini zayıflatmak, partisi içinde dikkate alınan bir güç olarak kalmak, aynı zamanda borç sorunuyla yüzleşmek ve finansal işlerini yeniden yapılandırmaya çalışmak için elinden gelen her şeyi yapar. Kesinlikle yazacağı hatıralarından, kitaplardan ve yapacağı konuşmalardan para toplayacaktır, ancak odak noktası her zaman, hileli olduğunu iddia ettiği bir seçimde (ekibinin açtığı ama delillerle kanıtlayamadığı için tüm davaları kaybetmesine rağmen) kendisinden “çalındığına” kendisini inandırdığı pozisyonu, yani başkanlığı yeniden kazanmaya çalışmak olacaktır. Işıklar altında olmayı sevdiği ve onlardan uzak duramadığı için de özel bir televizyon kanalıyla görsel medya alanına giriş yapabilir. Bu kanal, geleneksel kanallardan farklı olacaktır. Ancak, bir yerden destek almadığı sürece, televizyon kanallarının yüksek maliyetleri nedeniyle kendisi için yeni bir özel kanal kurma zahmetine girmeden, Fox gibi tanınmış bir kanalda yapacağı bir TV programıyla sahneye ve spot ışıklar altına geri dönmesi daha olası. Diğer alternatif ise kendisine çok pahalıya mal olmayacak ve Twitter’ın hesabını askıya almaya ve tweet atmasını engellemeye davam etmesi durumunda kendisine istediğini söyleyebileceği bir platform sağlayacak dijital bir kanal kurmak.

Başkan olarak yaptığı ilk konuşmasında Biden, yurtiçine ve dışına mesajlar göndererek, bugünün bir Amerikan ve umut günü, demokrasinin zaferi olduğunu, birliğin sağlanacağını, bölünme, ırkçılık, öfke, iç radikalizm ve terörizm ile mücadele edileceğini vurguladı. Gelgelelim yol uzun, çetin ve Trump’ın başkanlık döneminin içeride yol açtığı çatlak ile dışarıda neden olduğu ABD liderliğine duyulan güven kaybı başta olmak üzere zorluklarla dolu.

Genç şair Amanda Gorman'ın dün yemin töreninde okuduğu şiirde ifade ettiği gibi, ABD'nin tarihinin yeni bir bölümünü yazması gerekiyor. Ancak bu misyonun başarılı olması, siyasi seçkinlerin derin bölünmelerin mirasından kurtulmak için gösterecekleri cesarete bağlı. Bir dönem başkan olacağına söz vererek kendisini, genellikle ikinci bir dönem başkan olmayı planlayan herhangi bir başkanın karşılaştığı kısıtlamalardan ve baskılardan kurtaran Biden’ın da olağanüstü bir çaba göstermesi gerekiyor.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya