Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Özgürlüğü seviyor ve korkuyorlar

Özgürlüğü seviyor ve korkuyorlar

Çarşamba, 28 Nisan, 2021 - 12:45
Tevfik Seyf
Suudi yazar ve düşünür

Tüm insanların özgürlüğü sevdiğini ve kısıtlamalardan nefret ettiğini düşünüyorum. Diğer yandan bazıları bunun başkalarına da değil, sadece kendisine özel olmasını istiyor. Bunu ister bencillik olarak adlandırın isterseniz herhangi bir başka niteleme yapın. Bazı ileri görüşlere inanıp halkın onu kucaklayacağından endişe edenler ya da farklı eylemlerde bulunup diğerlerinin bunu yapmasını istemeyen kimseler de var.

Bu durum her ne kadar tuhaf görünse de olay bundan ibarettir. Ayrıca bunun için gerekçeleri de bulunuyor. Bence ya hepimiz bunu yapıyoruz ya da kimin yaptığını biliyoruz. Örneğin, üniversite burs programına karşı kampanya yürüten tanınmış üniversite profesörünü ele alalım. Bu profesör burs alanların yaşça çok genç olduklarını, kendi arzuları tarafından kontrol edildiklerini ve ebeveyn kontrolünden kurtulurlarsa yanlış yollara sapacaklarını iddia ediyordu. Birkaç yıl geçti ve saygıdeğer hanımefendinin çocuklarının ABD’de okuduklarını duyduk. Kendisine nasıl olup da buna izin verdiği sorulduğunda ise kendi çocuklarının diğer çocukların aksine korunmuş olduğunu söyledi.

Gençlik yıllarımda bizi bazı kitapları satın almamamız ve okumamamız için uyaran kişiler olduğunu hatırlıyorum. Özel kütüphanelerinde bahsettikleri kitaplara rastladığımızda buna gerekçe olarak ‘neyin yararlı ve zararlı olduğunu bilmelerini’ gösterirlerdi.

Başka bir deyişle; insanların özgürlüklerden yararlanmasına karşı çıkanların onu tamamen kötü bir şey olarak görmediklerini söyleyebiliriz. Aksine özürlüklerin koşullarına uyum sağlamaya ehil olmadıkları takdirde sosyal düzene direnmelerinden korkuyorlar. Özgürlük tartışması, bireyin ve tüm insanlığın hayatındaki birçok temel meseleyle ilgilidir. Bu nedenle artık, insan yaşamı için vazgeçilmez olan mutlak değerler kümesindeki en yüce değerdir. Bana öyle geliyor ki çağdaş felsefe, adaleti üst değer olarak öne sürmektedir. Bu, antik filozoflar tarafından benimsenen en üst değerdi. Çağdaş filozofların da çoğunluğu özgürlüğü adalete ulaşmanın kaçınılmaz bir koşulu olarak görüyor. Yani adaletin özgürlüğe ihtiyacı var. Fakat özgürlüğün gerçekleşmesi için başka bir değere ihtiyaç yoktur.

İnsan hayatını düzenleyen değerler merdiveninde özgürlüğün kapladığı alan onu, felsefenin bir bilim alanı olarak ortaya çıkmasından günümüze kadar tartışma konusu yaptı. Daha önceki bir yazımda İngiliz düşünür Isaiah Berlin’in “özgürlük için kaydedilen 200’den fazla tanımın bulunduğunu” söylediğinden bahsetmiştim. Bu, özgürlük ve çevresindeki tartışmaların hacmini açıkça göstermektedir.

Özgürlük, devlet ve toplum arasındaki ilişkinin ilk meselesidir. Fikirlerin ilerlemesi ve yaratıcılık için en önemli bir koşuldur ve özellikle ileri teknoloji ve zihinsel üretimden yararlanmaya dayanan ekonomik ilerleme için yeri doldurulamaz bir zorunluluktur.

Antik çağlarda bu sıkı ilişkilere pek önem verilmiyor ve takdir edilmiyordu. Rönesans ile birlikte, entelektüellerin ve akademisyenlerin kiliseye karşı ayaklanmasının ardından durum değişti. Değişim, İngiliz filozof John Stuart Mill tarafından şöyle ifade edildi: Birey kendini gerçekleştirebileceği şekilde yaşamaya bırakılmadıkça ilerleme olmayacaktır.

Fikir alışverişi için serbest bir alan yaratılmadıkça gerçek gün ışığına çıkmayacaktır. Yaratıcılığa, özgünlüğe ve dehaya yer verilmediği takdirde zihinsel enerjiye ve ahlaki cesarete yer olmayacak; toplum yavaş yavaş donuk düşüncenin bataklığına gömülecektir.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya