Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Sabırdan caydırıcılığa Mısır ve Etiyopya barajı

Sabırdan caydırıcılığa Mısır ve Etiyopya barajı

Salı, 15 Haziran, 2021 - 12:00

Mısır, Etiyopya'nın baraj dolumu çalışmalarının ikinci aşamasına bağlayıcı bir yasal anlaşma olmaksızın tek taraflı olarak başlaması konusunda uyarıda bulunarak, dördüncü kez Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) başvurdu. BMGK, bundan yaklaşık iki yıl önce, Afrika Birliği'ne (AfB) üç ülkenin bir çözüme ulaşmak için yaptığı müzakereleri takip etmesi için yetki vermişti.

BMGK’nın kararının ardındaki görünür sebep, bölgesel örgütlerin, üyelerinin krizlerini barışçıl yollarla çözmelerinin daha iyi olacağıydı. BMGK üyeleri o sıralar Etiyopya'yı Afrika Birliği Örgütü'nün merkezi olarak görmüyorlardı. Söz konusu uluslararası karar BMGK’nın Birleşmiş Milletler Şartı’nca belirlenen sorumluluğundan kaçışının ve Addis Ababa'nın, “Afrika Birliği Örgütü dışında herhangi bir örgütün bu müzakerelerin gözlemleyicisi olma rolünü reddetmesi yönündeki” tutumunun yanında yer almasının bir göstergesiydi.

Mısır ve Sudan'ın -kendilerini utançtan kurtarmak amacıyla- Afrika merkezli bir kuruluşun himayesinde müzakerelere girmek dışında bir seçeneği yoktu. Belki de yeni bir şey meydana gelir ve gerçek bir atılım gerçekleşirdi. Ancak önce Güney Afrika'nın, ardından ikinci olarak Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin himayesinde iki yıl süren müzakerelerin ardından Etiyopya'nın tutumunda herhangi bir esneklik olmadı. Bir yıl önce Addis Ababa, diğer iki havza ülke ile herhangi bir anlaşma yapmadan dolumun ilk aşamasını tamamladı. Bu durum, Sudan için büyük zararlara sebep oldu. 20 milyondan fazla Sudan vatandaşı içme suyu sıkıntısı çekti ve ülkede geniş çaplı elektrik kesintileri yaşandı.

Mısır ve Sudan’ın, son bir yılda siyasi, askeri ve ekonomik olarak meydana gelen önemli dönüşümlerden sonraki temel ve ortak kaygısı, Etiyopya'nın ‘anlaşma olmadan tek taraflı olarak baraj dolumunun ikinci aşamasına geçmesinin’ kabul edilemeyeceğidir. Halihazırda Kahire ve Hartum arasındaki koordinasyon, yalnızca genel vizyonda değil, ayrıntılarda da önemli sıçramalara tanıklık ediyor. Zira Sudan ve Mısır’ın Afrika'daki bazı ülkelere, uluslararası güçlere ve uluslararası kurumlara yönelmelerinin yanı sıra ulusal güvenliklerinin gerektirebileceği her türlü eyleme fiilen hazır bulunmaları bunun örneklerindendir. Mart ayında iki ülke arasında imzalanan askeri anlaşma bunun somut bir halidir.

Mısır'ın bir dizi Afrika ülkesine yönelik güvenlik ve askeri nitelikteki hamleleri, Mısır'ın bir bütün olarak kıta ülkelerine yönelik tutumunun önemli bir boyutunu temsil ediyor ve Kahire'nin su hakkını muhafaza etmek için alabileceği ‘zorlu kararları anlayışla karşılayacak bir atmosfer’ yaratma arzusunu yansıtıyor. Ayrıca Mısır, kıtadaki rolünü uzun süredir çarpıtan Etiyopya propagandasıyla ve onun Afrika halklarının gelişiminden nefret eden bir sömürge rolü imajıyla yüzleşmek istiyor.

Burada akla şu soru geliyor: Afrika ve dünya için hayati önem taşıyan bir bölgedeki güvenliği sağlamak için gerekli bir tutum takınmakta tembellik gösteren BMGK’ya gitmenin ne faydası var? Mısır ve Sudan hareketlerini çevreleyen koşullar ve şartlar, cevabı şu iki denklemin arasına yerleştiriyor: Stratejik sabır politikasının işe yaramaz hale gelmesi ve bir tür kapsamlı stratejik caydırıcılığa kaymanın zorunluluğu. Nitekim Etiyopya'nın, hesap vermeden işi oldubittiye getireceğine ilişkin kanaatler ışığında kendisinden esneklik göstermesini beklemek mümkün görünmemektedir. Ayrıca Mısır ve Sudan'ın, sürdürülebilir su güvenliğinden vazgeçmeleri de ihtimal dahilinde değildir.

Kapsamlı stratejik caydırıcılık, çeşitli yönlerden birbirine bağlı bir dizi sıkı politikanın toplamıdır. Arap ve Afrikalı liderlere iletilen mesajlar ve onlarla yapılan toplantılar sahnenin dönüşümünün bir parçasıdır. Arap dışişleri bakanlarının Katar'da buluşması ve baraj dosyasının Mısır ve Sudan'a yönelik tehlikesinin tartışılması, önümüzdeki haftalarda neler olabileceğiyle yakından ilgilidir. Cumhurbaşkanı Sisi ile Suudi Veliaht Prensi Prens Muhammed bin Selman arasında dört gün önce Şarm eş-Şeyh’te yapılan görüşme kapsamında varılan anlayışlar, iki ülke ilişkilerinin derinliğini ve Arap haklarını tereddütsüz destekleme arzularını somutlaştırdı.

Mısır'ın BMGK’ya gönderdiği dördüncü mesaj, sahnenin dönüşümüyle ilgili bir başka adımdır. Nitekim BMGK’yı ve özellikle de büyük güçlerini, uluslararası barış ve güvenliği koruma sorumluluğuyla karşı karşıya getirmektedir. Ayrıca, ‘bu sorumluluğu üstlenmemeleri durumunda var gücüyle yaşam ve varlık hakkını savunanların suçlanamayacağı’ mesajını içermektedir. Ancak ilk göstergeler beklenildiği üzere pek olumlu görünmemektedir. Çünkü ABD’nin, Jeffrey D. Feltman'ı Afrika Boynuzu özel elçisi olarak belirlemesine rağmen bu bölgeye yönelik atılan adımlarda baraj meselesinin sınırlı bir payı bulunuyor. Biden yönetiminin önceliği, Etiyopya devletini çöküşten ve rakip etnik devletlere bölünmekten korumak ve Mısır ile Sudan'a hakları olanı vermeksizin onları sakinleştirmektir. Rusya, Çin, Fransa, İngiltere gibi diğer güçlerin öncelikleri ise esas olarak aralarındaki rekabetle ilgilidir.

Stratejik caydırıcılık aynı zamanda çeşitli seviyelerde askeri boyutlar da içerir. Bunların arasında barajın çalışma mekanizmalarını elektronik olarak devre dışı bırakmak ve barajı, su ve elektrik olmayan bir yapı haline getirmek adına teorik olarak öngörülen önlemler bulunmaktadır. Bu seviyelerin her birinin Afrika ve uluslararası düzeyde etkileri vardır. Stratejik caydırıcılık pratikte, baraj dolumu ve işletimini kontrol etmenin ötesine geçerek Etiyopya'nın suyu tekeline alma ve onu başkalarının hayatını yok eden bir silaha dönüştürme stratejisini engellemeye kadar uzanıyor.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya