Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

ABD, Afganistan'dan neden çekilmesin?

ABD, Afganistan'dan neden çekilmesin?

Salı, 17 Ağustos, 2021 - 11:45
Nedim Kuteyş
Lübnanlı gazeteci
 

ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi mümkün mü? Taliban’ın hızlı ve ezici ilerlemesi, başkent Kabil'e ulaşması ve Devlet Başkanı Eşref Gani'nin ülkeden ayrılması sahnelerinin takip ettiği ABD’nin Afganistan'dan çekilmesine yönelik siyaset ve medyadaki tepkilerin büyük bir kısmında bu soru hakimdi.

Meşruiyetine rağmen tartışmalarda neredeyse hiç sorulmayan soru ise şu:

"ABD, neden Afganistan'dan çekilmesin?"

Cevap, üç ABD gerçeğini ortaya çıkarıyor:

1- Irak ve Afganistan’dakiler, tarihteki en maliyetli savaşlar arasında yer alıyor. İki savaşın maliyeti 2 trilyon doları aştı (meblağ yalnızca Afganistan'ı kapsamıyor). Savaş tahvilleri ya da savaş çabalarını destekleyecek gelirler sağlamak için tasarlanmış vergilerle finanse edilen Washington'ın tarihinde verdiği tüm savaşların aksine bu 2 trilyon dolar tamamen borç alınmış bir para. 2050 yılında bu borç servisinin maliyetinin yaklaşık 6,5 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Hal böyleyken şu an savaşın sonuçları ne olursa olsun, ister zafer isterse yenilgi olarak tanımlansın, ABD bu maliyette bir savaşı neden durdurmasın?

2- Afganistan'da savaşın sona erdirilmesi, maske takmaktan Amerikan ulusal kimliğinin birliğini tehdit eden derin etnik ve ırksal bölünmelere kadar hemen hemen her konuda her türlü siyasi ve sosyal bölünmeden muzdarip olan ABD'de bugün nadir görülen, yaygın bir popüler desteğe sahip. Öyleyse herhangi bir ABD Başkanı bitirme kararının bu kadar destek gördüğü bir savaşı neden sonlandırmasın?

3- Halkın neredeyse oybirliğine varan desteğine ek olarak Afganistan'dan çekilme kararı, Washington'daki tüm siyasi seçkinlerin de onayına sahip. Başkan Joe Biden'ın direttiği nadir politikalardan biri olan çekilme kararı, selefi Donald Trump'tan miras kaldı. Bugün Washington'da Biden'ın kararına karşı bazı Cumhuriyetçi seslerden gelen abartılı siyasi tepkilere gelince; bunlar Amerikan başkentindeki klasik siyasi ikiyüzlülük oyununun bir parçası. Özellikle de Trump’ın geri çekilme kararında, kendisinden çok daha iyisinin olduğunu düşündüğü “geri çekilme yöntemi” dışında eleştirilecek bir şey bulamadığı göz önüne alınırsa. Durum böyleyken bir ABD başkanı, müttefiklerinden önce rakiplerinin sonlanması kararını onayladığı bir savaştan neden çekilmesin?

Bunlar, kararın sonuçlarıyla ilgili tartışmaya girmeden önce, Biden'ın kararına verilen tepkilere eşlik eden şaşkınlığın çoğunu tek başına ortadan kaldırması gereken apaçık Amerikan gerçekleridir.

Sonuçları okurken asıl kafa karıştıran husus, prestiji iki kutup arasında gidip gelen bir Amerikan başkanı ile karşı karşıya olmamızdır.

Birincisi, Dış İlişkiler Komisyonu’nda uzun yıllar görev yapması, dünyadaki sayısız çatışma ve krizlerde temsilci olarak görevlendirilmesi, uluslararası alandaki çatışmaların çoğunda liderler ve etkin aktörlerle gerçekleştirdiği zengin görüşmeler sonucunda Biden, merhum baba George Bush'tan bu yana dış politika dosyalarında en deneyimli başkandır.

Ne var ki ikinci olarak Cumhuriyetçi George Bush ve Demokrat Barack Obama yönetimlerinde görev yapan Savunma Bakanı Robert Gates'e göre Biden; ‘Son 40 yılda uğraştığı tüm dış politika ve ulusal güvenlik dosyalarındaki yanlış seçimlerin’ sahibidir.

Gerçekten de ABD dış politikasını yakından takip edenler, ülke tarihindeki en başarılı ve net ABD askeri müdahalelerinden biri olmasına rağmen Biden’ı söz konusu dönemde Saddam Hüseyin'i Kuveyt'ten çıkarmak için düzenlenen Çöl Fırtınası Operasyonu’na karşı çıktığı için ayıplıyorlar. Buna karşılık Biden, başlangıcı, bağlamı ve sonuçlarıyla Amerikan tarihinin en sorunlu savaşı olan, 2003'teki Saddam Hüseyin'i devirme savaşı lehine oy kullanmıştı. Ayrıca kendisi Irak hakkındaki en tartışmalı fikirlerin, özellikle de ülkeyi Sünni, Şii ve Kürt olmak üzere üçe bölme fikrinin de sahibiydi.

Biden'ın geri çekilme kararıyla ilgili daha da kafa karıştırıcı olan ise bu kararın net bir Amerikan politikasının parçası mı yoksa Washington solunun anlatılarının hakim olduğu Demokrat Parti'de ideolojik nedenlerle alınan bir meydan kararı mı olduğunun tam olarak bilinmemesi. Solun anlatıları iki temele dayanıyor; içe kapanarak sivil devletin siyaseti ve toplumu yönetmedeki rolünün güçlendirilmesi ve Amerikan devletinin karakterindeki askeri özelliğin azaltılması.

Okuyucunun son birkaç gündür gördüğü en belirgin benzetme belki de Vietnam’ın Saygon kentinde yaygın olanın aksine ABD Büyükelçiliği değil, CIA tarafından kullanılan bir binanın çatısından kalkan bir Amerikan helikopteri ile bugün Afganistan'ın Kabil kentinde şahit olunan görüntüler arasında yapılan benzetmedir. Bu kıyas dünyayı istila etti. Ancak bu yaklaşımdaki eksiklik, ABD'nin Saygon’u kaybettiği ama daha sonra Vietnam'ı geri kazandığı gerçeğidir. 1975'te Vietnam Savaşı’nı kaybettiği ancak 1989'da Soğuk Savaşı kazandığı ve sadece Asya’daki komünist müttefikini değil, Sovyetler Birliği'ni de tamamen sona erdirdiğidir.

Şimdi benzer bir durumla karşı karşıya olduğumuzdan emin değilim. Ancak Washington'ın kararına verilen tepkiler bazı özellikleriyle oldukça anlamlı. Amerikan emperyalizminin en sert muhalifleri, çekilme kararına ilk karşı çıkanlar ya da örtük de olsa kendisinden korkup endişelenenlerdi. Çin, rejim adına konuşan yorumcular aracılığıyla ve resmi medya kuruluşlarında bunu "sorumsuzca" bir karar olarak nitelendirdi. Çin, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Müslüman azınlığa karşı sicili nedeniyle kendisi ile yüzleşmeye karar vermesi durumunda Taliban’ın İslami ideolojik boyutundan korkuyor. Çin ayrıca neredeyse 10 yıldır dış politikasının en önemli unsuru olan "Bir Kuşak ve Bir Yol Girişimi" veya "Yeni İpek Yolu" projelerinin, başta Afganistan ve Pakistan olmak üzere kuluçka merkezi olan Asya’nın istikrarı için de endişe duyuyor. Bu başlıklar, Çin Dışişleri Bakanı ile Taliban temsilcileri arasındaki son görüşmelere damgasını vurdu.

İran ise her zamanki gibi korkularını ‘ABD’nin bölgeden çıkışını’ memnuniyetle karşılayan muzaffer bir dilin arkasına sakladı. Oysa geçmişte, Taliban rejimini devirmek için Washington ile yapılan iş birliğinde kilit bir rol oynamıştı. Bunun için işgalci Washington ile Afgan Kuzey İttifakı milisleri arasında bir ortaklık kurulmasını sağlamıştı. Bugün yaklaşık bin kilometre kara sınırını paylaştığı ve nüfusunun içinde yüzde 15 Şii azınlık bulunan bir ülke üzerinde katı bir Sünni rejimin kontrol sağlamasından korkuyor. Bu nedenle İran, Afgan bileşenlerinin görüşlerini birbirine yakınlaştırma örtüsü altında da olsa, aylar önce bu başlıklar temelinde Taliban ile doğrudan diyaloglara ev sahipliği yapmakta acele etti.

Diğer yandan Çin, İran'ı 2001'den bu yana ABD'nin Afganistan'daki varlığının en büyük yararlanıcılarından biri olarak görüyor. Her ikisinin de Washington ile ortak çıkarları var. Bu ülkede kalması ikisinin de menfaatine. Ancak ABD çekilme kararıyla istikrarın bedelini doğrudan bundan yararlananların ödemesini tercih etmiş oluyor. Bu durumda söz konusu yararlanıcılar Taliban, İran, Çin ve bir dereceye kadar da Rusya'dır.

Bu taraflar, ya çıkarlarını korumak için uzlaşı yolları bulacaklar ya da istikrarsızlığın ceremesini çekecekler. Her iki durumda da Washington geri çekilme kararı ile gerçek baskı dosyaları oluşturdu. Herkesle çatışma ve çekişme içinde bulunduğu bir anda, bu dosyaları İranlıların, Çinlilerin, Rusların ve Taliban’ın omuzlarına yükledi. Sahada ve siyasette başkalarının kendisini hedef alan şantajlarının tutsağı olmaktan kendisini uzaklaştırdı. Kısa vadede çekilme kararı, Washington'ın müttefiklerinin kendisine güvenini etkileyebilir. Ama uzun vadede ABD herkes için vazgeçilmezdir. Bir kez daha ve sadece hatırlatma amacıyla şunu söyleyelim: Washington’ın Saygon'dan çekildi ama Vietnam'ı kazandı. Bu yalnızca başka bir karşılaştırma önerisidir.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya