Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Çin-Rus-İran ekseni yeni yılın karşı karşıya olduğu en tehlikeli şey!

Çin-Rus-İran ekseni yeni yılın karşı karşıya olduğu en tehlikeli şey!

Perşembe, 23 Aralık, 2021 - 08:45
Hüda Huseyni
Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist

Yılın ne kadar çabuk bittiğine inanmak zor, daha da zor olan olaylarının ne kadarının önümüzdeki yıla sarkacağını kestirememektir. Hatta sorunları ile yansımaları daha uzun yıllara uzanabilir.

Yılbaşında göreve başlayan ABD Başkanı Joe Biden dönemi ile başlayalım, Biden, kontrol ve genişleme hırsından başka hiçbir şeyin olmadığı bir dünyada pek çok yüce değere sahip yaşlı bir başkan. Belki de ileri yaşı nedeniyle, karar verme kapasitesi açısından en önemli olan başkanlığının ilk yılında, çevreyi korumak için karbondioksit emisyonlarını azaltma taahhüdüne bağlılığı dayatamadı. Seçim programında vaat ettiği gibi taahhütlerine uymayan ülkeleri cezalandıramadı. Bu yüzden, iklim krizi önümüzdeki yıllarda da devam edecek. Ayrıca, Ukrayna krizi ve İran'ın nükleer programına ilişkin Viyana müzakereleri gibi bir dizi krizi ele alış biçimi de kararlı ve kesin değildi. Bocalayan görünümüne rağmen Afganistan'dan çekilme kararı belki de en cüretkar kararıydı, ancak onun da yankıları yıllarca sürecek. Bu yıl, uluslararası toplum, başta karbondioksit olmak üzere gazların atmosfere salınımını azaltmak konusunda bir anlaşmaya varamadı. Bu da dünyanın sıcaklığının artmasına, iklim değişikliğine ve deniz ile okyanusların seviyesinde bir artışa yol açacak. Bir anlaşma ile sıcaklık artışının 1,5 santigrat derece sınırında tutulması umuluyordu ama dediğimiz gibi olmadı. Bu nedenle, dünya genelinde çevreciler çoğalacak, önümüzdeki yıllarda demokratik ülkelerde politikacıların kararları üzerinde daha etkili ve şiddetli hale gelebilecek hareketlerini sürdüreceklerdir. İklim krizinin boyutlarından biri de, Ekim ayında düzenlenen Glasgow Çevre Konferansı'na Çin, Rusya, İran ve Türkiye liderlerinin katılmamasının açıkça gösterdiği gibi, çevre sorunları konusunda dünyada bir bölünmenin ortaya çıkışıdır.

ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinden, dağları ve engebeli arazisinde, her zaman en güçlü orduların ve kıdemli komutanların yenilgiye uğradığı bu ülke üzerinde Taliban'ın kontrolünü yeniden kurmasından bahsetmişken, geri çekilen ABD’nin, Taliban’ın eline geçen büyük bir silah ve mühimmat cephaneliği bıraktığını da söyleyelim. Taliban, kendisi ile arasında eski düşmanlıklar olan ülkelerle gelecekteki savaşlarda hesaba katılması gereken bir güç haline geldi. Bu öçler hızla bölgesel savaşlara dönüşebilecek yerel mezhepsel olaylarla ateşlenebilir. Ağır silahlarla donanmış Taliban yıllarca sürecek bir patlama ve istikrarsızlık unsurudur.

İran meselesine gelince, "5+1" ülkelerinin Viyana'da İran nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varma çabaları sonuçsuz kaldı. İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin nükleer devletler kulübünün bir üyesi olmasını sağlayacak bir aşamaya gelene kadar kaçamaklı davranmaya ve zaman harcamaya çalıştığı ortaya çıktı. Bu yılın sonundan önce katılımcıların bir anlaşmaya varmaları mümkün. Ancak, bu gerçekleşmezse, önümüzdeki yılın Ortadoğu bölgesine, özellikle de Lübnan, Suriye ve Irak’ın yanı sıra Gazze gibi İran'ın hakim olduğu yerlere kadar uzanacak daha fazla gerilime ve belki de dramatik olaylara tanık olması muhtemeldir. Son olarak ki kesinlikle son değil, korona krizi önümüzdeki yıl da devam edecek ve dünya genelinde ekonomik büyümeyi etkileyecektir. Forbes dergisi, bu yılın Şubat ayında salgının dünyaya maliyetini 24 trilyon dolar olarak hesapladı, yılsonunda bu miktarın 30 trilyon dolara ulaşması muhtemeldir. Bunun istisnasız tüm dünya ekonomileri üzerinde kaçınılmaz bir etkisi olacaktır. Yoğun aşı kampanyalarına rağmen virüsün sürekli mutasyona uğraması ile dünya önümüzdeki yıllarda yaşam tarzında salgından kaynaklanan hızlı değişimlere tanık olacaktır. Nitekim Microsoft'un kurucusu Amerikalı milyarder Bill Gates şunları yazdı: “Kurumlarda uzaktan iletişim geri dönüşü olmayan bir gerçek olacak. Sanal toplantı odaları ve ofisler ile üç boyutlu hale gelecek. İş, ulaşım ve iş seyahatlerinin şekli değişecek”. Bunların her biri, artık evlerinden çalışıp, çalışanlara ait ofislerden hareket ve seyahat kısıtlamalarına maruz kalacak ulaşım, havayolları şirketleri, yolcu gemileri ve otellere, şehirlerden yaşam ve çalışma alanlarının daha geniş ve uygun olduğu kırsal alanlara doğru bir göçe kadar, bir dizi hizmeti ve ilgili işleri etkileyecektir.

Sona yaklaşan bu yıl, ancak “çözümsüz” sorunları devam eden ve kaçınılmaz olarak önümüzdeki yıla yayılan yıl olarak tanımlanabilir.

Önümüzdeki yıl ve belki de yıllarca bize eşlik edecek olan çetrefilli meselelere gelince, bunların sayısı çoktur. Rusya, güvenlik talepleri konusunda ABD'den acilen bir yanıta ihtiyacı olduğunu söyledi. Korkularını yatıştırmaya dönük bir siyasi eylem görmezse, askeri bir eylemde bulunma olasılığı konusunda bir kez daha uyardı.

Ukrayna yakınlarındaki askeri yığınağıyla Batı'da korku yaratmaya devam eden Moskova, geçen hafta, NATO'nun Doğu Avrupa ve Ukrayna'daki faaliyetlerinden vazgeçme taahhüdü dahil olmak üzere, müzakere konuları öneren taslak güvenlik belgeleri sundu.

Rus analist Konstantin Gavrilov, Rusya ile NATO arasındaki ilişkilerin "bir gerçek anına ulaştı. NATO içindeki herkes, alternatifin Rusya'nın vereceği askeri-teknik bir yanıt olduğunu iyi anlamalıdır “ dedi. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şorgu ise, ABD'li özel askeri şirketlerin, Ukrayna'nın doğusunda bulunan Donbass'taki çatışma bölgesinde kimyasalların kullanılacağı provokasyonlar hazırlığında olduğunu söyledi. Rus sınırlarındaki ABD askeri varlığının yoğunlaşmasından bahsetti ve Doğu Avrupa ülkelerinin dönüşümlü olarak toplam gücü yaklaşık 8 bin asker olan Amerikan birliklerine ev sahipliği yaptığına dikkati çekti. Ukrayna Savunma Bakanı Oleksiy Reznikov, Rusya'nın Ukrayna sınırına daha fazla asker gönderdiğini, Ukrayna’nın özellikle ülkenin enerji ihtiyacının yaklaşık yarısını sağlayan 15 nükleer güç tesisinin güvenliği konusunda endişe duyduğunu belirtmişti. Çernobil ve Fukuşima trajedilerini hatırlatan Bakan, savaşın bu tesisleri tehdit ettiğini söyledi. Ancak Ukrayna'nın buna rağmen Putin'in nihai hedefi olmadığını, yani bir savaş çıkarsa sahasının "sadece Ukrayna değil, Avrupa da olacağını" kaydetti.

İran’a gelecek olursak, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan kısa süre önce İsrailli mevkidaşı Eyal Hulata'ya, İran’a uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60'a çıkarmayı askıya alması karşılığında “bazı dondurulmuş fonlarının serbest bırakılmasını” öneren bir “geçici anlaşma” teklifi sundu. İsrail'in, geçici bir anlaşmaya karşı olduğu biliniyor. Haklı olarak geçici anlaşmanın İran'ın nükleer altyapısını korumasına olanak tanıyacak kalıcı bir anlaşma haline gelmesinden korkuyor. Özellikle Basra Körfezi'ndeki diğer ülkeler ve ABD'nin müttefikleri eşit derecede korku ve endişe duyduklarından, İsrail’in korkusu şaşırtıcı değil. Nükleer projesini korumak için Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülke arasında İran'ın bu yılın başlarında Çin ile imzaladığına benzer bir stratejik ortaklık anlaşması imzalamayı görüştüler. Dolayısıyla İran, müzakerelere kaçamak oynama silahını donanmış bir şekilde katılıyor.

Çin-İran-Rus ekseninin yükselişinin ve Soğuk Savaş'tan sonraki uluslararası düzene meydan okumasının son 10 yılın en önemli jeopolitik gelişimi olduğunu görmek için siyaset bilimci olmamıza gerek yok. Üç ülke arasındaki iş birliğine gittikçe daha fazla resmiyet kazandırma ve giderek artan iş birliği, bu ülkelerin güçlerini birleştirmelerinin ortak ve bireysel hedeflerine daha etkin bir şekilde ulaşmalarına yardımcı olacağına inandıklarına işaret ediyor. Söz konusu ülkelerin hedefleri arasında, küresel rezerv para birimi olarak ABD dolarını yerinden etmek, Kuzey Akım 2 boru hattının faaliyete başlaması (Rusya), Tayvan’ın anakaraya bağlanması (Çin), İran'ın nükleer bir güç olma kararlılığı yer alıyor.

Ne var ki İran'ın karmaşık sorunları var; Tahran birçok kuyuda kısıtlı petrol üretiminden muzdarip, kuyularda günlük üretimi 50 bin varilden 1000 varile düştü. Kasım ayı başlarında, İran'ın gelecekte net bir petrol ve gaz ithalatçısı olmaktan kaçınmak için 160 milyar dolarlık yatırıma ihtiyacı olduğu ortaya çıktı.

Sonra Filistin meselesi geliyor, İngiliz The Times gazetesi, Pazartesi günü, Hamas Hareketinin fraksiyonları arasındaki derin bölünme hakkında bir haber yayınladı. Bölünme, Lübnan'daki Burc eş-Şimali kampında bulunan bir caminin altındaki mühimmat deposunun patlamasıyla açığa çıktı. Hamas’ın şu anki lideri İsmail Heniyye, İran'ın bölgedeki kollarından biri haline geldi. Hamas'ın İran yanlısı bölgesel eksenin bir parçası olmasını reddeden Hamas'ın eski lideri Halid Meşal ise geçen hafta Lübnan'ı ziyaret ettiğinde, Hizbullah’a sadık  üst düzey Lübnanlı yetkililer kendisini kabul etmeyi reddettiler. Nedeni de İran'ın Lübnan'daki vekili ve İranlı Hamas’ın kuluçka makinesi olan Hizbullah'tan gelen tehdit ve uyarılardı. Dolayısıyla, Hamas içinde daha fazla güç mücadelesi yaşanmasını bekleyebiliriz ve bu mücadele İsrail'e roket saldırıları düzenlenmesini de kapsayabilir.

Bir de Suriye var… Rusya’nın Suriye Özel Temsilcisi Alexander Lavrentiev, bu hafta düzenlenen Astana toplantısı oturumları kapsamında, “Suriye'yi yeniden inşa etmek için gereken fonların 600-800 milyar dolar ve muhtemelen çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Uluslararası toplumun etkili yardımı olmadan bu durumun üstesinden gelmek çok zor olacak" diye konuştu. Ancak Rusya ve İran'ın cömertliği veya Beşşar Esed'in kaderi hakkında hiçbir şey söylemedi.

Lübnan’a gelince, Şii ikilisinin kendisini "milli ikili" olarak adlandırmaya çalıştığından başka ne söyleyebiliriz ki, bu, ne kadar sürerse sürsün gerçekleştiremeyecekleri bir hayaldir.

2021'i okumaya çalışırken, kesin sonuçlar çıkarmanın zor olduğunu görüyoruz.

ABD Kongre binasındaki korkunç şiddet sahneleriyle başlayan yıl, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana görülmemiş ölçekte savaş tehlikeleriyle sona eriyor.

Geçen yılın yönelimleri konsolide olmaya devam edebilir ve bu da geride bıraktığımızı düşündüğümüz geçen yüzyılınkine benzer bir karanlık döneme yol açabilir.

Başka bir deyişle, tarih, bir takvim yılı gibi, döngünün sonuna geldiğimizde durmaz, aynı zamanda kendi başına da meydana çıkmaz.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya