Tarık Alhomayed
Suudi yazar. Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
TT

11 Eylül’ü planlayanlar hala çalışıyor

Şu anda ortalıkta yankılanan soru şu: Husi teröristlerinin Suudi Arabistan’ın tesislerine karşı gerilimi tırmandırmasının sırrı nedir? Cevap aşikar ve bunun birkaç yönü var. Öncelikle ABD’yi hedef alan 11 Eylül terör saldırılarını planlayanlar hala aynı zihniyetle çalışıyor.
Burada okuyucu nasıl diyebilir. Hiç şüphesiz Tahran’ın, terörist Husi grubuna balistik füzeler, insansız hava araçları (İHA) ve terörist Hizbullah ile İran’dan uzmanlar tedarik ederek gerilimi tırmandırması ile karşı karşıyayız. Burada amaç Tahran’a hizmet eden bazı hedefleri gerçekleştirmek.
İlk hedef ABD’deki 11 Eylül terör saldırılarına benzer ancak bu sefer hedef doğrudan Suudi Arabistan. İlk seferinde ABD hedef alınmış ve Suudi Arabistan ve ABD’nin arasını bozmak için Suudiler kullanılarak Suudi Arabistan buna dahil edilmişti.
O zamanlar Suudi Arabistan ve ABD ilişkileri İkinci Filistin İntifadası yüzünden gerilimin zirvesini yaşıyordu. Bu, saldırıyı uygulayan saflar için değil, planlayanlar için altın değerinde bir fırsattı. Hepimizin hatırladığı gibi o zamanlar El-Kaide inanılmaz bir lojistik ve medya desteğine sahipti.
11 Eylül Soruşturma Komisyonu Başkanı Thomas Kean daha önce yaptığı bir açıklamada 11 Eylül terör saldırılarında ‘Suudi Arabistan’dan çok İran’ın parmağı olabileceğine’ ilişkin daha fazla kanıt bulduğunu söylemişti.
Dolayısıyla İranlılar şu anda Suudi Arabistan-ABD ilişkilerinin gergin gidişatını takip ediyorlar. Bunu kullanmaya, sabotaj projelerinin hedeflerine ulaşmak için aralarındaki ilişkiyi daha da kötüleştirmeye ve ABD yönetiminin ne pahasına olursa olsun bir nükleer anlaşmaya varma arzusunu sömürmeye çalışıyorlar.
Bu yüzden İranlılar, Suudi Arabistan tesislerine karşı Husilerin gerilimi tırmandırmasını destekleyerek, Suudi Arabistan-ABD gerilimini derinleştirmeye, ABD’lileri Körfez için güvenilmez bir müttefik olarak göstermeye ve finansal piyasaları bozmaya çalışıyorlar. Çünkü bu Batı ve ABD üzerinde baskı oluşturuyor. Ayrıca ABD’lilere Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) uluslararası yaptırımlar listesinden çıkarılması gerektiğini söylüyorlar. DMO terör listesinden çıkarılırsa İran kendi toprakları içerisinde hayali bir zafer kazanmış olacak.
Aynı zamanda İran, ABD’ye karşı, onu seçimlerde zor durumda bırakacak ve Cumhuriyetçiler ile Demokratlar olarak ABD içindeki bölünmeyi derinleştirecek şekilde küçük düşürme operasyonu yürüttü. DMO’nun terör listesinden çıkarılmaması durumunda DMO ve arkasındaki aşırı muhafazakarlar başka bir hedefe ulaşacak.
Hiç şüphesiz DMO ve arkasındaki İran’ın Dini Lideri ile aşırı muhafazakarlar, nükleer anlaşmanın tamamlanmasını istemiyor. Çünkü o zaman rejimi sarsacak hatta düşürecek reformlar talep eden halk ile karşı karşıya kalacaklar.
İran rejimi, saldırgan devrimci bir anlayışa dayanıyor. Kendisi reform yapılabilecek bir rejim değil. DMO ve arkasındakiler, nükleer anlaşmayı reddeden tarafmış gibi görünmek istemiyorlar, hatta inatçılık yapan taraf Batı’ymış gibi lanse etmeye çalışıyorlar.
Bu yüzden DMO’nun terör listesinden çıkarılması gerektiği vurgulanıyor. İran şu anda sadece Suudi Arabistan'ı değil, DMO’nun açık açık, hayret verici bir şekilde üstlendiği bir operasyon kapsamında 12 balistik füze fırlatıp Erbil'i de hedef alarak bölgede uçurumun kıyısında oyun oynuyor.
Bunlar, İran’ın Husiler aracılığıyla tansiyonu yükseltmesinin başlıca sebepleridir. Burada zarar gören tarafın sadece Suudi Arabistan değil, aynı zamanda uluslararası piyasalar da olduğu aşikar. Suudi Arabistan'a gelince, onun sağduyusu ve rasyonalitesi tartışmaya kapalı. Bu yüzden İranlılar elindeki fırsatı kaçıracak.
Bununla birlikte, terörist milislerle başa çıkmak için uygun bir yolla Husi liderlerini hedef alıp acı verici operasyonlar düzenleyerek bütün füzelere ve İHA’lara karşılık vermenin zamanı geldi.