Memduh Muheyni
Al Arabiyya Genel Yayın Yönetmeni
TT

Birbirimiz hakkında değil birbirimizle konuşmak için: Riyad'da Hristiyanlar ve Yahudiler

Farklı dinlerden ulema ve uzmanlar niçin tek bir salonda buluşuyor? “Birbirimiz hakkında konuşmak yerine birbirimiz ile konuşmak için.” Bir din mütehassısının yıllar önce verdiği parlak cevap.
Saldırgan dini durumlar, kendilerini kendi amaçları için destekleyen hilekar rejimlerle ittifak halindeki coşkulu din adamlarının, ılımlı dini durumlar ise kendi geleceklerini inşa etmek için düşman kültürü ortadan kaldırmaya çalışan rasyonel hükümetlerin desteğiyle rasyonel bir din kültürünü teşvik eden din adamlarının elinden çıkar.
Geçen hafta çok sayıda Müslüman, Yahudi ve Hıristiyan alim, diyalog ve bir arada yaşama kültürü oluşturulması yönünde Riyad'da düzenlenen Dinlerin Takipçileri Arasında Ortak Değerler Forumu’nda bir araya geldi. Nitekim çeşitli dinlerden takipçilerin belki de yüzyıllarda birbirlerinin arkasından konuşmaları, belki de daha fazla kin ve dini nefretin ekilmesine neden oldu.
Eskiden farklı dinlere mensup radikallerin tartışmalarına, her birinin bir diğerinin dini değerlerine saldırdığına tanık oluyorduk. Mezhepsel farklılıklar, mezhep çatışmasını alevlendiren ucuz televizyon programlarında nefreti körüklemek için kullanılırdı.
Şimdi ise farklı bir manzara var. Suudi Arabistan'ın böyle bir konferansa yaptığı ev sahipliği, İslam dünyasında hoşgörü söylemine büyük bir ivme kazandıracak olan konumu ve liderliği sayesinde oldukça önemli. Başka bir deyişle, Suudi Arabistan geleceği daha iyiye doğru değiştirme yönünde ağırlığını koydu.
Radikallerin ılımlı ve hoşgörülü seslerin yok olmasına sebebiyet verişini, sosyal söylemlere ve platformlara yıllarca hakim oluşunu izledik. Şimdi ise radikallere karşı bir mücadele veren, ılımlılık söylemini tüm dünyada yaymak için uğraşan Riyad'ın desteğiyle akılcı sesin geri dönüşünü görüyoruz.
Ortada bazılarının iddia ettiği gibi bir PR kampanyası yok. Aksine atılan hakiki adımlar var. Şiddet çağrısı yapan radikal figürlerin dizginlenmesine, toplumun doğasına dönmesine, suçlama ve baskı olmadan bir arada yaşamaya doğru adımlar.
Bazı tarafların ve hükümetlerin, kitlelerin hem zihinlerine hem de kalplerine dokunmayı çok iyi bilen radikal sesler ile birlikte dini kendi amaçlarına ulaşmak ve kendi meşruiyetlerini artırmak için kullandıklarını gördük. Ancak bu girişimin sonuçlarının felaket olduğuna da şahit olduk: Nefret kültürü çokça yayıldı. Genç Müslümanların silahlı gruplara sempati duyarak bu gruplara katıldığını gördük.
Milyonlarca insanın hayal gücünü, hayata ve insana bakış açısını şekillendiren radikal söylemi ortadan kaldırmak hiç de kolay bir mesele olmadığı gibi basit bir karşıt vaaz ile de gerçekleşmeyecektir. Dini ve ahlaki ilkeleri insanlar arasında pekiştirmek ve yaygınlaştırmak, köklü bir kültür ve gelenek haline getirmek için onlarca yıllık sağlam ve akılcı entelektüel eğitime ihtiyacı var.
İlginçtir ki Riyad, Kahire ve Abu Dabi'de ılımlı Müslüman din adamlarının farklı dinlerin mensupları arasında hoşgörü ve kardeşlik çağrısında bunurken Londra, Washington ve Paris'te ise bölgeye radikal söylemini ihraç eden siyasi İslam gruplardan radikallerin olduğunu, İslam'ın çarpıtıldığı gibi hilekar bahanelerle bu konferansları ve forumları eleştirdiklerini görüyoruz. Bu şekilde elbette ki kendi kazançlarını ve tehdit altındaki meşruiyetlerini korumaya çalışıyorlar.
Dünya İslam Birliği’nin (Rabıta) Genel Sekreteri Dr. Muhammed el-İsa, söz konusu konferanstaki konuşmasında “Dinlerin takipçileri, haysiyet ve saygıyla var olma hakkına sahiptir” vurgusunda bulundu. Vatikan'ı temsil eden Papalık Dinler Arası Diyalog Konseyi üyesi Halid Akşa ise insan yaşamına ve din özgürlüğe saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi. Önümüzdeki yıllarda hoşgörü tohumlarının yeşereceği umudunu dile getiren İtalya Yahudi Cemaatleri Birliği Başkanı Haham Riccardo Di Segni, “Manevi bir güce sahip dinin barışı sağlamadaki rolü olumlu olmalıdır” ifadelerine başvurdu.
Etkileyici sözler, yüzyıllardır süregelen radikal söylemin közlerine su serpmek gibidir. Şu bir gerçek ki, alevleri kalıcı olarak söndürmek için daha fazla su dökmemiz gerekiyor.