Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Biden geri adım mı attı?

Biden geri adım mı attı?

Perşembe, 26 Mayıs, 2022 - 08:45
Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni

Washington'ın, bir buçuk yıl süren belirsizlik ve bocalamanın, ilişkileri daraltacağını ve iki ülke arasındaki tarihi uzlaşılardan çekileceğini ifade eden sinyaller göndermesinden sonra, Körfez ülkeleri ve özellikle Suudi Arabistan ile ilişkilerde en sonunda yüksek çıkarlarının baskın geldiği söylenebilir.

Büyük küresel olaylar, Biden'ın ekibi arasında "siyasi farkındalığın geri dönüşü" durumu yarattı. İki ülke arasındaki ilişkinin gerekliliklerinin yeniden keşfedilmesi dahil olmak üzere yönetiminin önceliklerindeki önemli değişikliklerin arkasında da bu var. Suudi Arabistan-Amerikan ilişkilerinin yeniden ısınmasını reddeden sesler azınlıktaydı. Washington Post gibi bir gazetenin başyazısı bile, daha önce değil, toplantılar bittikten sonra yayınlandı ki bu da yazının, bizzat Washington'da yankı bulmayan başka bir sözlü pozisyon kaydetmekten öteye geçmediğini gösteriyor.

Yaklaşık bir buçuk yıl boyunca, Yemen savaşı, silah sözleşmeleri, füzelerin geri çekilmesi, mühimmat kullanımının sınırlandırılması, Çin ve Rusya ile bölgesel ve uluslararası ilişkilerin yönetimine müdahale, İran üzerindeki yaptırımların kaldırılması çabası, petrol üretimi ve fiyatı gibi zor konularda Riyad'a yönelik muazzam baskılar katlandı. Bütün bunlar birlikte ele alındığında, üç çeyrek asırdır müttefik olan iki ülke arasındaki ilişkilerde çatırdamalara yol açtı. Aradaki ayrılık mesafesi gittikçe genişliyor ve ABD'nin Doğu Asya'ya yönelmek için bölgeden çıkışının işaretleri doğrulanıyordu.

Gerçekte, ABD'nin siyasi karar alma sürecini etkileyen değişiklikleri görmezden gelemeyiz. Körfez ülkeleri Washington'ın petrol ithalatının en büyük kaynağıydı ama hidrolik kırılma teknolojisini geliştirmekte ve kaya gazı üretmekteki başarısından itibaren artık öyle değiller. Washington, artık üretiminin çoğu Çin gibi rakiplerine giden petrol bölgeleri ve deniz yollarındaki çıkarlarını korumak için orada bulunmaya gerek görmüyor. İtiraz edilen husus, Biden yönetiminin bu seçimi, bölgeye ve müttefiklerine sırt çevirmesi değil, onlardan beklentilerinedir. Örneğin, hem müttefiklerinin silah kullanımlarını sınırlıyor hem de Çin veya Rusya'dan alımlarına karşı çıkıyor. Diğer bir örnek, Washington hem bölge ülkeleri için büyük riskleri dikkate almadan İran ile yaptırımları sona erdirmek için müzakereler yürütüyor hem de bu ülkelerden boşluğu dolduracak ittifaklar aramamalarını bekliyor.

Arka arkaya yaşanan dört şok edici olay Biden yönetimini kendine getirdi; geçen yıl Çin ile anlaşmazlığın patlak vermesi ve Washington'ın buna karşı bir dizi cezai önlem alması. İkincisi, Rusya'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa ve NATO için en ciddi tehdit olarak tanımlanan Ukrayna'yı işgali. Üçüncüsü, Kovid kısıtlamalarının sona ermesi ve Ukrayna krizinin ardından küresel talepteki artışın bir sonucu olarak iki katına çıkan petrol ve doğal gaz fiyatları. Dördüncüsü, ekonomik toparlanmanın kazanımlarını yok edecek ve Kasım ara seçimlerinde Biden ve partisinin kazanma şansını tehdit eden enflasyon oranının yükselmesi. Aylarca süren krizler sırasında Washington ilişkilerinin gerçekliğini yeniden değerlendirmek zorunda kaldı. Menfaatlerin tek yönlü değil iki yönlü bir yolu vardır ve enerji, savaşlarda hala önemli ve belki de belirleyici bir silahtır. Bu noktada Washington, İran rejimini ödüllendirdiği, Suudi Arabistan ve bölge ülkeleri için tehdit oluşturan bir adım olan Tahran’a kafesin kapısını açmaya niyetlendiği bir dönemde, Riyad'ı üretimini artırmaya zorlamayı başaramadı.

Ne oldu? Biden yönetimi, Yemen konusunda Suudi Arabistan’a yönelik tutumundan, İran'a taviz, Suudi Arabistan içişlerine müdahale ve silah satışının azaltılması konusundaki tutumlarından geri adım mı attı? Veliaht Prens'in ABD Başkanı ile telefonda görüşmeyi reddetmesi, kişisel bir pozisyonla ilgili değildi, düzeltilmesi gereken birçok tartışmalı konu vardı. Riyad'dan yapılacak bir telefon görüşmesi de son 15 aydır devam eden anlaşmazlık sayfalarını çevirmek, büyük anlaşmazlıklara gerçek çözümler bulunmadan yeni bir sayfa açmak için ikna edici olmayacaktı. Bu nedenle Veliaht Prens, Savunma Bakan Yardımcısı Prens Halid bin Selman'ı orada siyasi ve askeri liderlerle görüşmesi için Amerikan başkentine gönderdi.

Biden geri adım mı attı? İran’a yönelik sert duruşunun işaretlerinden öyle görünüyor. Aslında başından beri bu husumete mecbur değildi. Zira Biden, bir yıl içinde selefi başkan Trump'ın dört yıl boyunca ihtiyaç duyduğundan daha fazla Suudi Arabistan gibi müttefiklere ihtiyaç duydu. Biraz gerçekçilik ve yeni krizlerin Kovid, Çin ve Ukrayna'nın işgalinin ortaya çıkışı, zorunluluk ittifaklarının geri döneceği ve ilişkiyi oldukça uzun bir süre yeniden düzenleyeceği anlamına geliyor.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya